Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

18 Ocak 2017 Çarşamba

Ece Çayırlı: Son Yolculuk

[© Ece Çayırlı - KanalKultur] - Pasaport kontrolünden problemsiz geçince, genç kız mutlu oldu. Dikkat çekmemek için, yaşıtları gibi giyinmişti. Önünde artık tek engel vardı: Terminale gidip, Adana uçağına binmek.

Bu yolculuk için, aylardan beri gizli gizli hazırlanmıştı; yaptığından çok emindi. Chat grubundan yazıştığı kızlar, ona kutsal bir görevi (?) yerine getirdiğini defalarca yazmıştı. Ailesinin hiçbir şeyden haberi yoktu; onu en yakın arkadaşına yatılığa gittiğini sanıyorlardı.

Problemsiz kontrolden geçmenin verdiği rahatlıkla, bekleme salonuna yöneldi. Yolcuların çoğu geldiği için, oturacak pek yer kalmamıştı.. Yaşlı bir adamın yanındaki koltuğun boş olduğunu görünce, hemen gidip oturdu.

Heyecanını belli etmemek ve zamanı değerlendirmek için, sırt çantasından çıkardığı "Kültürlerin beşiği: Hatay ilinin tarihi ve güzellikleri" adlı kitabı okumaya başladı. Gideceği yeri az da olsa tanıması önemli idi.

Kitap, yaşlı adamın dikkatini çekmiş olmalı ki, kendisine dönerek:

"Yolculuk Adana'da bitmeyecek galiba? diye sordu. Şaşırsa da dikkat çekmemeliydi: "Evet amca, Antep'e gidiyorum."

"Güzel memlekettir" dedi yaşlı adam. "Oralı mısın?"

"Hayır amca, ilk defa gidiyorum. Siz oralı mısınız?"

"Ben Ankara'nın yakınlarından bir köydenim."

"Memleketini ziyaret edeceksin o zaman amca?"

17 Ocak 2017 Salı

İsmail Engin: Alevi Akademisi Kuruluşu - Gelişmesi - Konumu ve Etkinlikleri (1997 - 2007) Broşürü Hakkında

[İsmail Engin - @kanalkulturAlmanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ile HAK-DER'in (Hollanda) yanı sıra "Türkiye'de faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların hemen tümü" temsilci göndererek veya yazılı beyanla Alevi Akademisi Akademisi'nin kuruluşunu onayladılar... 31 Ekim - 2 Kasım 1997'de "Hollanda'nın Heeze kasabasında yapılan Kuruluş Kurultayı'na, ABD ve Kanada'dan gelen delegeler de katıldı. Avusturya'dan bazı dernekler de Akademi'nin oluşmasını sevinçle karşıladıklarını ifade eden beyanlarda bulundular. Böylece çeşitli ülkelerden gelen 200 kadar kişi ve kuruluş temsilcilerinin ortak iradeleriyle Avrupa Alevi Akademisi kurulmuş oldu." deniyor; Mustafa Düzgün tarafından yayına hazırlandığı kaydedilen "Alevi Akademisi Kuruluşu - Gelişmesi - Konumu ve Etkinlikleri (1997 - 2007)" adlı broşürde.

Devamında şu hususlara değiniliyor:

"Kurultay uzun tartışmalardan sonra Akademi Tüzüğü'ne son şeklini vererek kabul etti. Bir bilim, eğitim ve araştırma kurumu olarak tüm varlığıyla Aleviliğe ve Alevi toplumuna bağlı kalacak, ancak yapı ve işleyişinde, kurucu kişi ve kuruluşlardan bağımsız olarak çalışmalarını sürdürecekti. 'Avrupa' adının çalışmalarımızda sorun yaratması ve Akademi çalışmalarını Avrupa ülkeleri ile sınırlandırması nedeniyle III. Kongre'den itibaren adımız Alevi Akademisi olarak değiştirildi."

Ön ve arka kapak dahil 40 sayfalık tarihi (2007?) ve basıldığı (Bremen?) yeri yayında belirtilmeyen "broşür", söz konusu Akademi'nin "Kuruluşu". "Tüzüğe Göre Konumu ve İşleyişi", "Akademi'nin Organları", "Enstitüler", "Akademi Müzik Okulu" ("Başvuru Koşulları", "Ön eleme-Sınavlar-Temel Eğitim", "Okul Ücretleri") "Akademi Bilim Kurulu" ("Kapsamı", "Çalışma Alanları", "Organları"), "Yayın Kurulu" ("Yayın Kurulu Üyeleri"), "Akademi Bülten", "Sosyal Bilimler Dergisi", "Kütüphane ve Arşiv", "Akademi Eğitim Programları" ("Temel ya da Etap Eğitimleri", "Alevi Gençliğinin Eğitim Programı", "Kadınlara Yönelik Eğitim Programı", Yönetici Yetkinleşme Eğitimi", "Dedeler Yetkinleşme Eğitiminin Kapsamı ve İçeriği" ("Yetkinleşme Eğitiminin Dayandığı Esaslar", "Yetkinleşme Ders Programı"), "Alevilik Dersleri Öğretmenlerinin Yetiştirilmesi" ("Eğitim Programı", "Uygulama Planı"), "Konferans, Panel ve Seminerler" ile "Cenaze-Defin ve Kutsal Günlerin Erkânları") hakkında bilgiler veriyor.

Broşürün "Ekler" kısmında "AABF Genel Başkanı Ali Kılıç'la Bir Söyleşi", "Avrupa Alevi Örgütlenmesini Geliştirme Prespektifleri" ve "Avrupa Alevi Akademisi Kuruluş Kongresi'ne Çağrılı Olan Kişi, Kurum, Kuruluş ve Yayın Organları" listesi yer alıyor.

12 Ocak 2017 Perşembe

Alevilikle ilgilenen dostların dikkatine: Bir rica

Değerli Dostlar,

Avrupa Alevilerinin tarihi hakkında Türkçe-Almanca iki dilli olarak yayınlayacağımız 8 ciltlik eser için yardımınıza ihtiyacımız bulunuyor: Elinde konuyla ilgili gazete küpürü / haberi, afiş, dergi, haber bülteni, broşür vb. doküman bulunan dostlar, bunları postayla iletebilir mi?

8 Aralık 2016 Perşembe

Seyyid ve Şerifler

Seyyidlik, İslâm dünyasında nasıl ve hangi tarihi şartlar altında doğdu?

Seyyidlerin Osmanlı hukuk teşkilat ve kültürü içerisindeki yerleri nedir?

[İsmail Engin - @kanalkulturRüya Kılıç'ın Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak yönetiminde hazırladığı ve 1994 yılında sunduğu yüksek lisans tezinin konusu "Seyyid ve Şerifler".

"Hilâfet Mücadelelerinin İslâm Tarihinde ve Osmanlı İmparatorluğu'nda Toplumsal Yapıdaki İzdüşümü: Seyyid ve Şerifler" başlığıyla Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı'nda hazırlanan tez, "Özet", "Summary", "İçindekiler", "Kısaltmalar, "Önsöz" ve "Giriş" kısımları haricinde 6 bölüm ve "Sonuç" ile "Kaynakça"dan oluşuyor.

Çalışmanın amacı, "İslâm toplumlarında ve Osmanlı sosyal tabakalaşmasında müstesnâ bir yere sahip olan seyyid ve şerif zümresinin esas olarak Osmanlı sosyal yapısının bugüne kadar üzerinde durulmamış bir kesiminin günışığına çıkarılmasına" yardımcı olabilmek şeklinde belirlenmiş. (s. vii)

Rüya Kılıç, tezinde, Seyyidlik kurumunu "Osmanlı sosyal tabakalaşmasında İslâmî mirasın tipik göstergesi" şeklinde görüyor ve değerlendiriyor. (s. vii).

Kılıç, tezinin "Giriş" kısmında (s. 1-3) "İslâmiyet'ten önce Arap toplumlarında kabileleri yöneten şefler için kullanılan ve bir çeşit asâlet simgesi olan seyyid ve şerif kelimeleri Emevî döneminden itibaren genel olarak, Peygamber ailesinden gelenleri ifade etmeğe başlamış, Peygamber'in iki amcasının çocuklarının soyuna mensup olanları, yani Ebû Talip Oğulları ile Abbâs oğullarını içine almıştır. Özel olarak ise, Peygamber'in kızı Fatıma'dan olma torunları Hasan'ın ve özellikle de dramatik bir şekilde öldürülen ve efsaneleşen Hüseyin'in soyundan olanları nitelemek için daha yaygın bir şekilde kullanılmışlardır." diyor ve ekliyor: "(...) Nitekim vekâyinâmelerde seyyid ve şerif ünvanlarının daha çok Hz. Ali'nin çocukları için kullanıldığı görülür. (...) özellikle Peygamber'in Hz. Ali ve Hz. Fatma'dan olan çocuklarından, Hasan soyundan gelenlere şerif ve Hüseyin soyundan gelenlere seyyid denilmekle beraber, bu ünvanlar Hz. Ali'nin Hz. Fatma'dan olmayan diğer oğlu Muhammed b. el-Hanefi soyu için de - aynı yaygınlıkta olmamakla beraber - kullanılmıştır." (s. 1)

22 Kasım 2016 Salı

Türkiye'deki Suriyeli 'İthal Gelinler' ve Alman 'İthal Damatlar'

[İsmail Engin - @kanalkulturTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2 Mart 2016 günü yayınladığı 21515 sayılı "Haber Bülteni"nde 2015 yılı "Evlenme ve Boşanma İstatistikleri"ni konu ediniyor.

Söz konusu istatistiklerde "Yabancı Gelinler"e (ya da "İthal Gelinler"e) ve "Yabancı Damatlar"a (ya da "İthal Damatlar"a) da yer veriliyor.

Buna göre, "İthal Gelinler" / "Yabancı Gelinler" arasında ilk sırada "Suriyeli Gelinler" bulunuyor.

Verilerde "Yabancı Gelin" olarak adlandırılan "İthal Gelinler"in sayısının 2015 yılında 18 bin 814 olduğu belirtiliyor. Bu sayı, toplam gelinlerin % 3,1’ini oluşturuyor.

Uyruklarına göre, "Yabancı Gelinler"in ("İthal Gelinler") % 19'unu Suriyeli gelinler (3 bin 569 kişi) % 14,3'ünü Alman gelinler (2 bin 695 kişi) ve % 8,8'ini de Azerbaycanlı gelinler (bin 653 kişi) oluşturuyor.

Öte yandan 2015 yılındaki 3 bin 566 "Yabancı Damat" / "İthal Damat" arasında Alman damatlar ilk sırada yer alıyor. Bu sayı 2015 yılındaki toplam damatların % 0,6’sına denk geliyor.

Uyruklarına göre, "Yabancı Damatlar"ın ("İthal Damatlar") % 38,4'ünü Alman damatlar (bin 368 kişi), % 7,9'unu Avusturyalı damatlar (282 kişi) ve % 6,8'ini Suriyeli damatlar (241 kişi) oluşturuyor.

Buna göre, Türkiye toplumu, erkek tarafından Suriyelilerle, Almanlarla, Azerbaycanlılarla ("İthal Gelinler"le); kadın tarafından da Almanlarla, Avusturyalılarla, Suriyelilerle ("İthal Damatlar"la) evlenme yoluyla birinci derecede akrabalık bağları kuruyor...

21 Kasım 2016 Pazartesi

Türkiye Toplumunun Tecavüzcüsünün ve Cinsel İstismarcısının Profili

[İsmail Engin - @kanalkulturGeçtiğimiz günlerde TBMM'ye bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili tarafından "16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi, mağdur ile failin evlenmesi halinde fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenlemeye ilişkin (...)" yasa tasarısı önerisi verildi. Kamuoyunda "Cinsel İstismar Önergesi" olarak tanınan girişim, 15 yaşından küçük çocuklara yönelik "cinsel istismar suçu"nun faillerini "cezasız bırakacağı" ve mağdurla failin evlen(diril)mesine yasal zemin hazırlayacağı, "tecavüzü meşrulaştıracağı" düşünceleriyle toplumun değişik kesimlerinde tepki buldu.

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) cinsel suçlar, kişilerin cinsel dokunulmazlığını ihlal eden fiiller ve kişisel değerlere yönelik tecavüzler olarak değerlendiriliyor. Kanunda cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar; cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz şeklinde düzenleniyor.

2010 yılında, İsmail Altan Tülü, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Disiplinlerarası Adli Tıp Anabilim Dalı'nda Prof. Dr. Hatice Gülsen Erden danışmanlığında "Tecavüz Suçlularında ve Çocuk Cinsel İstismarcılarında Suç Analizi" başlıklı bir yüksek lisans tezi hazırladı.

Ankara L1 ve L2 Tipi, İstanbul Ümraniye T Tipi, Çankırı, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Adıyaman, Malatya, Elazığ ve Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan 106 tecavüz suçlusu ve 157 çocuk cinsel istismarı suçlusu olmak üzere, toplam 263 yetişkin erkek hükümlünün ve hiç suç işlememiş 100 yetişkin erkek bireyin konu edinildiği araştırmada, cinsel suç nedeniyle hüküm almış yetişkin erkek bireylerin, demografik özellikleri, gelişimsel ve ailesel faktörleri, adli geçmişleri ve suç davranışları, sosyal ilişkileri ve suça ilişkin bilişsel çarpıtmaları ile psikopati arasındaki olası ilişkileri irdeleniyor.

Araştırmanın sonuca göre, çocukluğunda cinsel istismar mağduru olmuş olma durumu ile daha sonra çocuk cinsel istismarcısı olma arasında bir ilişki bulunuyor. (s.108) Keza, çocuk cinsel istismarcısının çocukluğunda yaşadığı cinsel istismar mağduriyet yaşı ile daha sonra bir istismarcı olarak mağdur ettiği çocukların yaşı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki var. (s.110, 142) Aratırmada, çocukluğunda cinsel istismar mağduru olmuş olma durumu ile daha sonra çocuk cinsel istismarcısı olma arasında ve yanı sıra çocukluğunda cinsel istismar mağduru olduğu yaş ile daha sonra cinsel istismar ettiği çocukların yaşı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş. (s.147)

Araştırma bulgularına göre:

1 Kasım 2016 Salı

Aleviler / Alewiten. Cilt 2 Band: İnanç ve Gelenekler / Glaube und Traditionen

İsmail Engin / Erhard Franz (Haz. | Hrsg.): 
Aleviler / Alewiten. Cilt 2 Band: 
İnanç ve Gelenekler / Glaube und Traditionen. 
Deutsches Orient-Institut, Mitteilungen 60, 
Hamburg 2001, 320 S., ISBN 3-89173-061-6
Deutsches Orient-Institut tarafından yayınlanan ve alanında uzman olan araştırmacıların makaleleriyle katkı yaptığı 3 ciltlik Türkçe ve Almanca (iki dilli) Aleviler / Alewiten adlı eserin 2. cildi, "İnanç Biçimleri ve Dini Hayat | Glaubensvorstellungen und religiöses Leben", "Halk İnançları ve Uygulamaları | Volkglaube und Riten", "Dini Yansıması Olarak Sanat ve Zanaat | Kunst und Handwerk als Spiegel des Glaubens" adlı üç ayrı bölümden ve toplam 22 makaleden oluşmaktadır.

Kitap, »Önsöz | Vorwort«un yanı sıra, makalelerde geçen kaynakların topluca sunulduğu »Kaynaklar | Bibliographie« kısmından sonra İsmail Engin ile Erhard Franz'ın kaleme aldığı »Alevilerde ve Bektaşilerde Dini Yapı | Zur religiösen Führungsstruktur bei Alewiten und Bektaschi« adlı bir detaylandırma; açıklamalı »Tarihsel Kişiler Dizini | Index historischer Persönlichkeiten« ve birinci cildin içindekilerle sona ermektedir. Çalışmada, yeri geldiğinde resimlere, çizimlere, tasarımlara ve karikatürlere yer verilmektedir.

"İnanç Biçimleri ve Dini Hayat | Glaubensvorstellungen und religiöses Leben" adını taşıyan ilk bölümde, beş makale vardır. Bu bölümde Musa Baran »Tahtacılarda Musahiplik Töreni | Die Musahiplik-Zeremonie bei den Tachtadschi« adlı makalesinde, genel bir girişten sonra, Tahtacılar üzerine kısa bilgiler vermekte; ardından musahiplik törenini betimlemektedir. Törende oniki hizmetliler üzerinde de duran yazar, "hayırlı" ve nefeslere açıklık getirmekte, örnekler sunmaktadır. Meydan döşeği, muhabbet ve erkân yetirmeyi de açıklayan yazar, aşına, peşine ve çiğildaş olma konularına da eğilmektedir. Mehmet Yaman, »Alevilikte Kurban Geleneği | Opferriten im Alewitentum« adını taşıyan makalesinde kurban ve dini özelliği ile Alevilikte içeri ve dışarı kurbanlarını, Kurban Bayramı'nın anlamını konu edinmektedir. »Alevi-Bektaşi Kültüründe Semahlar | Der Semah in der Kultur des Alewiten- und des Bektaschitums« başlığını taşıyan ve İlhan Cem Erseven tarafından yazılan makalede semah ve oyun, Anadolu kültürü ve oyun, İslam ve dans ilintilerini irdelenmekte; semahın çeşitleri, oynanışı ve türleriyle ilgili bilgiler verilmektedir...

"Halk İnançları ve Uygulamaları | Volkglaube und Riten" adlı ikinci bölümde altı makale yer almaktadır. Konuyla ilgili ilk makale Kutlu Özen'in »Sivas Alevilerinde Kutsal Yerler ve Yatır İnancı | Heilige Orte und Gräber in der Provinz Sivas« adlı makalesidir. Özen, burada adak, adak adamak, cöher, kurban vb. kavramları açıklamakta; adak yerlerinin fonksiyonlarını değerlendirmekte; yer-su, dağ, taş-kaya, orman-ağaç, evliya kültlerine bağlı adak yerleri üzerinde durmakta; Sivas ve Divriği örneğinde de konuyu ele almaktadır. »Seyyid Battal Gazi Külliyesi'nde Adak ve İnanç Gelenekleri | Wallfahrtsbräuche am Grab des Seyyid Battal Gazi« adlı makalesinde İlyas Küçükcan Battal Gazi ile külliyesi etrafında kümelenen adak, inanç ve sağaltma uygulamalarını aktarmaktadır. »Balıkesir Yöresinde Sağaltma İşlevli Bazı Bektaşi Ocakları ve Bazı Alevi Köylerinde Yatırlar, Kutsal Ağaçlar ve Sağaltma Ocakları | Heiligengräber, Kultstätten und Heilpraktiken der Bektaschi und der Alewiten in der Gegend von Balıkesir« adlı makalesinde Aydın Ayhan Barak Baba, Gazi İnebey Subaşı, Garip Dede, Çırpılı Dede, Uzandede yatırları ile bu yatırlar etrafında kümelenen adak, sağaltma uygulamaları ile yöredeki Alevi-Çepni köylerindeki sağaltma ocaklarını konu edinmektedir. Veli Asan »Tahtacılarda Cenaze Törenleri | Bestattungs- und Totenbräuche bei den Tachtadschi« adlı makalede Tahtacı kültüründe ölüm üzerinde durmakta; ağıtları betimlemekte ve örneklemekte; ölünün kaldırılması, onun yıkanması, giydirilmesi konularını irdelemekte; cenaze töreni ve ölü yemeğine de açıklık getirmektedir. Kemal Astare, »Glaubensvorstellungen und religiöses Leben der Zaza-Alewiten | Zaza Alevilerinin İnanç Biçimleri« başlıklı makalesinde Zazaların dini inançları ve bu inançta dini görevlerdeki hiyerarşi, ocaklar, cem, sanal akrabalık türü kirvelik, oruç geleneksel bayramlar ile değişme üzerinde durulmaktadır...