Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Kazdağı Sarıkız'da Türkmenler (1998)

Kazdağı Sarıkız'da Türkmenler © Foto: İsmail Engin, Kazdağı, Edremit - Balıkesir, 1998


Sarıkız etrafında oluşan efsane varyantlarının motif sıraları:

Varyant
"a) Çok güzel bir kız ve babası birlikte yaşarlarmış.
b) Köyün delikanlıları kızla evlenmek isterler, ancak kızın babası kabul etmez.
c) Köylüler kıza iftira ederler.
ç) Babası kızını öldürmeye kıyamaz, kazlarıyla birlikte dağa bırakarak cezalandırır.
d) Kız, bırakıldığı dağda ölmez. Hatta yolunu kaybedenlere yardımcı olur.
e) Babası, kızının yaşadığını duyunca evlat hasretine dayanamayarak gider ve kızını bulur.
f) Babanın öldüğü yere Babatepe, kızın öldüğü yere ise Sarıkız Tepesi adı verilir."
Bkz. Ali Duymaz: Kazdağı ve Sarıkız Efsaneleri, Balıkesir Birlik Gazetesi, 6-13 Nisan 1993: 2 ve ilgili makalenin dipnotlarında krş. Saim Sakaoğlu: 101 Anadolu Efsanesi. İstanbul 1976: 103-104; Sıdıka Kurç: Balıkesir Mehmetalan Köyü Folkloru. (Mezuniyet tezi) Erzurum 1982: 65-66.

15 Temmuz 2016 Cuma

Sabri Çakır: Abdal Musa’yı Anma Törenleri ve Ziyaretçilerin Dilek ve Beklentileri

Prof. Dr. Sabri Çakır
[© Sabri Çakır - KanalKultur] Her yıl haziran ayının sonlarına doğru Elmalı’nın Tekke köyünde Abdal Musa Sultan’ı Anma Törenleri yapılır. Yurdun her yöresinden, dünyanın öteki ülkelerinden gelen Bektaşiler, Aleviler, farklı inançlardan insanlar, birey ya da gruplar halinde burada yapılan anma etkinliklerine, semah gösterilerine, cem ayinlerine katılmak, yalvarıp yakarmak, dileklerde bulunmak vb. için Tekke köyüne gelirler. Abdal Musa Tekkesi’nin bulunduğu mekânlar dolayısıyla Tekke köyü ziyaretçilerle dolup taşar; sergiler, çadırlar kurulur, kurbanlar kesilir, yemekler, lokmalar, aşureler hazırlanır; gelen konuklara dağıtılır, yenilir içilir.

Bundan yıllar önce böylesine bir törene katılmış; “Alevi-Bektaşi Kimliği ve Cemevi Gerçeği” konusunda yapacağımız araştırma için görüşmeler ve gözlemlerde bulunmuş ve bir çekim denemesi yapmıştık. Burada sunumunu yapacağımız makale, ana çerçeve olarak törenlere katılan ziyaretçilerini dilek ve beklentilerine ilişkin gözlem-röportajlarımızın video kayıtlarının yazıya aktarılmasından* oluşmaktadır:

“Tarih 22 Haziran 2007. Elmalı Tekke köyündeki Abdal Musa Törenleri ’ne gitmek için 22 Haziran 2007 günü Isparta’dan yola çıktık [1]. Isparta’dan Korkuteli ya da Elmalı’ya doğrudan araba gitmediğinden, her zaman olduğu gibi bu kez de kendi aracımızla gitmek zorunda kaldık. Ve öğleye varmadan Korkuteli’ne geldik. Korkuteli’ne girerken, Tekke’de Abdal Musa Törenine gelen Alevi- Bektaşilere, Alevi- Bektaşi Kimliği ve Cemevi konusunda hazırlamış olduğum görüşme formunu, Isparta’da evde unuttuğumu anımsadım! Görüşme soruları olmadan amaçlarımıza ulaşamayacağımızı anlayınca, bizimle Burdur’a kadar gelen eşime durumu ilettim [2]. Isparta’ya dönüp soruların bir fotokopisini bize fakslamasını istedim. Ve birkaç saat içinde sorunların kopyası elimize ulaştı. Korkuteli’nde bir fotokopicide soruları, yeterince çoğaltarak bu sıkıntıdan da kurtulmuş olduk.

Büyükköy’de kısa bir gözlem

Akşama doğru, zamanı değerlendirmek ve gözlemlerde bulunmak için Korkuteli’nin tek Bektaşi köyü / kasabası olan Büyükköy’e gittik. Köyün ileri gelenleriyle görüşmelerde bulunduktan sonra cemevini ziyaret ettik. Gözcü Ali Gülen cemevini gezdirdi, bilgiler verdi. Cemevinin kapısında bulunanlarla anket / görüşme yaptık. En ilginci, kısa görüşmelerimizden birini de “12 hizmetten meydancılıkta çalıştım” diyen 93 yaşındaki Halil İbrahim Ata, “Aslımız, burada doğdum, Bektaşiliği yapamıyoruz, içi boşaltıldı!” sözleriyle yaşanan değişimin olumsuz etkilerini anlatıyordu bize. Büyükköy, üç mahalleden oluşuyor ve 550 hane. Sünniler nüfusun ve hanelerin çoğunluğunu oluşturuyor. Sünni-Bektaşi mahalleleri birbirinden ayrı mekânlar. Sünniler Pınarbaşı ve Orta mahallelerde, Bektaşiler ise 200 hane ile Güney mahallede yerleşmişler. Köyün / kasabanın o günkü toplam nüfusu 2487 kişi imiş. Bu demografik özellikleriyle 1999’da kasaba yapılan Büyükköy, Korkuteli-Bucak yolu üzerinde, Korkuteli’ne 27 km, Antalya’ya da 50 km. uzaklıktadır.

14 Temmuz 2016 Perşembe

Baden-Württemberg Eyaleti Baden Bölgesinde Türkiye Kökenli Öğrencilerin Dil Kullanma Alışkanlıklarına Yönelik Araştırma

@VeliAkademisiHD - Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik - Hei-MaT) Direktörü Prof. Dr. Havva Engin, 2013 / 14 öğretim yılında, “Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi ve Bu Bağlamda Eğitim Malzemesi Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde, Baden-Württemberg eyaleti Baden bölgesinde Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) giden öğrenciler arasında, onların dil kullanma alışkanlıklarına yönelik bir anket çalışması düzenledi.

Baden bölgesinde 2013 / 14 öğretim yılında Türk Dili ve Kültürü Dersi’ni (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) alan 10942 öğrencinin, 6125’ine yani % 55,98’ine doldurduğu anket kâğıdı ile ulaşıldı.

Ankete katılan öğrencilerin % 60’ı ilkokula, % 15’i Realschule’ye (orta dereceli okul), % 15 Werkrealschule’ye (orta dereceli okul) ve % 6’sı Gymnasium’a (lise) devam ediyor.

Sonuçların Özeti

Öğrencilerin Doğum Yeri

Ankete katılan öğrencilerin % 92’si Almanya doğumlu. Bunların % 85’i 2. nesle ait; 3. neslin oranı % 4.

Kreşe Gitme Oranı

Ankete katılan öğrencilerin % 97’si Almanya’da kreşe gittiğini belirtiyor. Kreş eğitimi, Baden-Württemberg’in Baden bölgesinde yaşayan Türkiye kökenli aileler arasında büyük önem taşıyor.

Öğrencilerin Okula Bakışı

Ankete katılan öğrencilerin % 50,8’i severek okula gittiğini belirtiyor; % 37’si bunu orta derece olarak beyan ediyor, % 9,8’i okula severek gitmediğini kaydediyor.

Öğrencilerin Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) Bakışı

Ankete katılan öğrencilerin % 67,1 Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) severek devam ettiğini belirtiyor; % 24,2’i bunun orta derece olduğunu beyan ediyor;  % 5,3’ü derse severek gitmediğini kaydediyor.

Türk Dili ve Kültürü Dersi (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) en çok ilkokula giden öğrenciler arasında kabul görüyor. Realschule ve Gymnasium’a giden öğrenciler arasında oran düşüyor.

Öğrencilerin Aile Fertleriyle Dil Kullanma Alışkanlıkları

Ankete katılan öğrencilerin % 57,9’u evde genelde Almanca ve Türkçeyi beraber konuştuklarını belirtiyor. % 27,8’si ailede Türkçe, % 7,9’u Almanca konuştuğunu kaydediyor. Sonuçlar, öğrencilerin gündelik hayatta en az iki dili düzenli konuştuklarını gösteriyor.


Öğrencilere değişik aile fertleriyle konuştukları dil(ler) sorulduğunda, % 56’sı anneleriyle ve % 49,7’si babalarıyla sadece Türkçe konuştuğunu belirtiyor. Anneyle sadece Almanca konuşanların oranı % 23,3; babayla sadece Almanca konuşanların oranıysa % 26,3. Anneyle iki dilde konuşan öğrencilerin oranı % 16,3; babayla iki dilde konuşan öğrencilerin oranı % 19.



Anne - babanın yanında en yoğun, % 83,5 oranında Türkçe konuşulan aile fertleri büyükanne ve büyükbaba. Öğrencilerin % 5’iyse büyükanne ve büyükbabası ile sadece Almanca konuşuyor.

Öğrencilerin Kardeşleriyle ve Okul Arkadaşlarıyla Dil Kullanma Alışkanlıkları

Öğrencilerin % 51,5’i yani yarısından fazlası kardeşleriyle sadece (!) Almanca konuşuyor; buna karşın Almanca ve Türkçeyi kullananların oranı % 22,6; sadece Türkçe konuşanların oranıysa % 16,1’de kalıyor.


Ankete katılan öğrencilerin % 78,9’u okulda arkadaşlarıyla sadece Almanca konuşuyor; % 15,1’i iki dilde iletişim kuruyor. Öğrencilerin % 3,9’u okulda arkadaşlarıyla sadece Türkçe konuşuyor.


Öğrencilerin Devam Ettiği Okul Modellerine Göre Dil Kullanma Alışkanlıkları 

Ankete katılan öğrencilerin devam ettiği okul modeli temel alındığında, ilkokula giden öğrencilerin % 54’ünde ve Werkrealschule’ye giden öğrencilerin % 59,4’ünde evde iki dili beraber kullandığı ortaya çıkıyor. Bu oran Realschule’ye giden öğrenciler arasında % 66,4 ve Gymnasium’a gidenler için % 72,5.

Yine okul modellerine bakıldığında, ailesi ile sadece Türkçe konuşan öğrencilerin oranı ilkokulda % 29,4; Realschule’de % 22,9 ve Gymnasium’da % 19,1.

Sonuç olarak okulun eğitim düzeyi arttıkça aile içinde sadece Türkçe konuşma oranı da önemli ölçüde düşüyor ve ikidilliliğe kayıyor.

Öğrencilerin Almanca Dil Düzeyini Değerlendirmesi 

Ankete katılan öğrencilerin cevapları, nesil sayısına göre farklılıklar gösteriyor. 1. nesilde Almanca dil düzeyinin iyi olduğunu söyleyenlerin oranı % 62,3; 2. nesilde oran % 77,8 ve 3. nesilde % 85,4. Buna göre, nesil sayısı ilerledikçe, Almancanın düzeyi ve önemi öğrenciler arasında artıyor.


Öğrencilerin Türkçe Dil Düzeyini Değerlendirmesi 

Buna karşın, öğrencilerin Türkçe dil düzeyleri nesle göre azalıyor. 1. nesilde Türkçe dil düzeyinin iyi olduğunu söyleyenlerin oranı % 72,8; 2. Nesilde bu oran % 63,6 ve 3. nesilde ise % 49,4. Sonuç olarak, nesil sayısı ilerledikçe, Türkçenin düzeyi ve önemi öğrenciler arasında önemli düşüş gösteriyor.

Özetle

Anket çalışmasına katılan öğrencilerin:
  • % 92’si Almanya’da doğdu;
  • % 97’si kreş eğitimi aldı;
  • % 50,8’i severek okula gidiyor; 
  • % 67’si severek Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) devam ediyor;
  • % 57,9’u ailede Almanca ve Türkçe konuşuyor; % 27,8’i sadece Türkçe ve % 7,9’u sadece Almanca kullanıyor;
  • % 56’sı anneleri ile Türkçe; % 49,7’si babaları ile Türkçe konuşuyor; 
  • % 51’i kardeşleri ile sadece Almanca konuşuyor; % 16’sı sadece Türkçe konuşuyor;
  • % 83,5’i büyükanne-büyükbaba ile sadece Türkçe konuşuyor; Almanca konuşanların oranı % 5;
  • Ailesinde ve arkadaşlarıyla sadece Türkçe konuşanların en düşük oranı Realschule ve Gymnasium’a gidenler arasında;
  • 1. nesle dahil olanların % 62,3’ü Almanca dil düzeyini iyi olarak değerlendiriyor; 2. nesilde bu oran % 77,8 ve 3. nesilde % 84,5 .
  • 1. nesle dahil olanların % 72,8’i Türkçe dil düzeyini iyi olarak değerlendiriyor; 2. nesilde bu oran % 63,8’e ve 3. nesilde % 49,4’e düşüyor.
Sonuçların Değerlendirilmesi

Ankete katılan öğrencilerin % 90’ı Almanya doğumlu olup, okul öncesi kreş eğitimi almış.

Öğrenciler severek okula gidiyor ve Türk Dili ve Kültürü Dersi (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) % 67’si için önem taşıyor.

Verilen cevaplar bir gerçeğin altını çiziyor: Türkiye kökenli ailelerde, aile hayatı genelde iki dil üzerinden – Almanca ve Türkçe – yürüyor.

Enteresan olan olgu, ankete katılan öğrencilerin, aile fertleriyle değişik dil stratejileri kullandığı gerçeği. Yarısından fazlası, anne ve babası ile Türkçe konuşuyor; aynı şekilde öğrencilerin % 83’ü büyükanne-büyükbaba ile iletişim kurmakta Türkçeyi kullanıyor.

Buna karşın, kardeşler arasında iletişimde Türkçe dramatik bir şekilde geri planda kalıyor.

Öğrencilerin % 51’i kardeşleriyle sadece Almanca konuşuyor; % 21’iyse Almanca ve Türkçe konuşuyor; % 16’sı sadece Türkçe konuşuyor.

Aynı durum okul hayatında kullanılan dil için de geçerli. % 78,9’u okulda arkadaşları ile sadece Almanca konuşuyor.

Öğrencilerin Almanca ve Türkçe dil düzeylerini değerlendirmesi istenildiğinde, ilerleyen nesle göre Almanca düzeyi artıyor; buna karşın Türkçe düzeyi önemli şekilde azalıyor.

Çalışma, Almanya’da yetişen Türkiye kökenli gençler arasında, nesillere göre dil tercihlerinin değiştiğini gösteriyor. İkici ve üçüncü nesiller arasında baskın dil olarak Almanca ortaya çıkıyor. Türkçe ise ikinci ve üçüncü nesilde hızlı bir şekilde önem kaybediyor.

Çalışma, Türkçenin kardeşler arasında çok az kullanıldığını ve kardeşler arasındaki iletişimin genelde sadece Almanca veya iki dilde sağlandığını ortaya koyuyor.

Başka bir sonuç, öğrencilerin devam ettiği okul modellerine göre, sadece Türkçe konuşma ve kullanma isteğinin düşmesi olgusu. Realschule ve Gymnasium’a giden öğrenciler arasında, sadece Türkçe kullanma alışkanlığı en düşük düzeyde. Buna karşın dominant dil pratiği olarak Almanca veya ikidillilik ortaya çıkıyor.

Çalışma, geleceğe yönelik şu ipuçlarını veriyor:
  • Türkçe, anadil/göçmen dili olarak gelecekte de var olmak istiyorsa, sadece ailede değil, okulda da öğretilmeli;
  • Türkçeyi yaşatmak için, ailede en önemli görev anne - babaya düşüyor; zira, çocuklar kardeşleriyle önemli ölçüde sadece Almanca konuşuyor;
  • Türkçeyi sevdirmek ve yaşatmak için, büyükanne-büyükbabanın rolü en az anne ve babanınki kadar önem taşıyor. @VeliAkademisiHD

10 Temmuz 2016 Pazar

Kazdağı Türkmenlerinde Sarıkız (1998)

Kazdağı Türkmenlerinde Sarıkız; © Foto: İsmail Engin, Kazdağı, Edremit - Balıkesir, 1998

"... Balıkesir'in kıraç ve yalçın kenarlarından gün batıya dönerken karşınıza Truva ilâhlarının, ilâhelerinin kaynaştığı, yaşadığı Kaz Dağı silsilesinin karlı İda tepeleri çıkar. Ebedî yeşillikleriyle Akdeniz'in ebedî maviliklerini loşlaştıran esatirî çam ormanlarının koyu, loş korkunç karanlıkları Edremit'e doğru yürüdükçe, insanı ürperten bir sükûnetle üstüne çöker...
"Ağustos 3" [=16 Ağustos]ten evvel zaviyelerde büyük faaliyetler vardır. Kaz Dağı'nın en yüksek tepelerinden birisi olan "Sarı Kız Tepesi"ne göç vardır. İzmir'den, Aydın'dan bu âyine iştirak edecek murahhaslar, vekiller gelir. Edremit ve Çanakkale havalisinden akın akın Sarı Kız tepesine göçerler. Yaylanın harikulade lâtif beyaz zambakları, canlı ve kokulu çiçekleri daha solmamıştır. Sarı Kız'ın mukaddes ormanlarından bir dal bile asırlardan beri kesilmemiştir. Sert sonbahar havasının ilk günleri, kokulu çam ormanları içinde Sarı Kız tepesinin yüksek ve hafif havası ruh ve asaba bir zindelik verir. Canlı neş'e de var.
Obaların süreğe dahil olmayan gençleri, tepenin eteklerinde silâhlı olarak bir muhafaza hattı teşkil eder. İkrar veren bacı ve erler Sarı Kız merhumun taş yığınları ve çam gölgeleri altında nereden geldiği malûm olmayan mezarına kırk adım kalınca herkes sağ tarafına yere yatar ve üç adım kalıncaya kadar sürünerek ulaşır. Toprağına niyaz edilir. Oraya bir hatıra bırakır; para, erzak, elbise. Bu adakları verdikten sonra, tekrar sağ yan üstü geri geri sürünerek kırk adım kadar geri çekilir. (Bu mesafenin adım veya adam boyu olması henüz halledilememiştir.)
Her gün, gün batımı zamanı bu sürünme tavafı yapmak üzre, yedi gün yedi gece ikamet edilir. Kafilenin en mebzûl ağırlığı: Bol rakı, kurban, tatlı.
Güzide sazcılar güzide nefesçilerin âheng ü teraneleri içinde "ulu gün"ler yaşanır.
Sekizinci gün ayakta olarak ikrar ve iman tazelenir..."
Bkz. Baha Said: "Anadolu'da Gizli Mabetler-II" Memleket Gazetesi, nr. 18, 26 Cemâzî-yel-evvel 1337 / 27 Şubat 1335 / 1919 [Bu makaleyi Osmanlıcadan çevirerek yayına hazırlayan, İsmail Görkem: İttihat ve Terakkî'nin Yaptırdığı "Anadolu'da Gizli Mabetler" Konulu Araştırmalar. Baha Said Bey: Türkiye'de Alevi-Bektaşi, Ahi ve Nusayri Zümreleri. Ankara 2000: 94-98]