Bu Blogda Ara

27 Mayıs 2014 Salı

2014 Nuri İyem Resim Ödülü Şeyma Barut'a

 Şeyma Barut "İsimsiz" / 2014 Nuri İyem Resim Ödülü

[KanalKultur] - Türkiye' nin pek çok şehrinden yoğun katılımın olduğu "Nuri İyem Resim Ödülü" resim yarışması Evin Sanat Galerisi tarafından bu yıl dokuzuncu kez düzenlendi ve 2014 Nuri İyem Resim Ödülü'nü  Şeyma Barut "İsimsiz" adlı eseriyle kazandı.

10 haziran 2014 günü saat 19'da Evin Sanat Galerisi'ndeki ödül töreninde; Prof. Rahmi Aksungur tarafından özel olarak hazırlanan "Nuri İyem Resim Ödülü"nü temsil eden heykel ve 10.000 TL.'lik ödül, Doğan Hızlan tarafından Şeyma Barut'a veriliyor.

Törenin ardından, ödül alan resim ve seçici kurul tarafından sergilenmeye değer bulunan resimler olmak üzere toplam 26 resmin yer aldığı serginin açılıyor... Sergi, 10 – 24 haziran 2014 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi'nde görülebilir.

Sergide Şeyma Barut'un yanı sıra eserleri sergilenecek sanatçılar şunlar:

R. Doğuhan Özgün, Riveyda Şekerli, Yunus Yanık, Derya Samur, Tanju Yağan, Halil Şentürk, Belit Sak, Bülent Gürcihan, Gülsibel Kamışlı, Nihal Canatar, Haşim Arslan, Çiler Süyen, Sema Maşkılı, Tünay Tunç, Joel Lorin Menemşe, Pembe Karakaya, Nesli Türk, Türkmen Alkan, Cansu Kahraman, Mustafa Karasu, Sevinç Çiftçi, Tarık Töre Elgay, Gül Işıklar, Zeynep Uruç, Fatih Karakaş

Şeyma Barut

1987'de İstanbul'da doğdu. 2010'dan beri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Nedret Sekban Atölyesi'nde eğitimine devam ediyor.

Karma Sergiler:

2013 Genç Girişimciler Resim ve Heykel Yarışması Sergisi
2013 ARTIST 2013 23. İstanbul Sanat Fuarı, Mimar Sinan Üniversitesi, Tüyap
2013 İpek ve Ahmet Merey Resim Yarışması Sergisi
2013 Yeni Arayışlar Resim ve Heykel Yarışması Sergisi [KanalKultur]

Evin Sanat Galerisi, Büyük Bebek Deresi Sokak No:13, Bebek - 34342 İstanbul, Tel.: (0212) 265 81 58

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Migranten-Eltern-Bildung | Göçmenler-Veliler-Eğitim


Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT), Mannheim Okul Dairesi'nin projesi "Migranten machen Schule" ve Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu ile 5 Haziran 2014 Perşembe günü, PH Heidelberg salonlarında saat 14 - 17 arasında (AULA, Kepler Str. 87, 69120 Heidelberg) bir konferans düzenliyor.

Konferansın konusu: Migranten-Eltern-Bildung | Göçmenler-Veliler-Eğitim

Konferansın ana konusunu Almanya'da ve Baden bölgesinde yapılan veli çalışmalarında, göçmen velilerin yerini ve önemini irdelemek oluşturuyor.

Akademik çalışmalar, Alman eğitim sisteminde, velilerin çocuklarının eğitim sisteminde gösterdiği performanstan yarı yarıya sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Bunun için bilgili ve bilinçli veliler çocuklarını baştan itibaren daha iyi bir şekilde eğitim kurumlarına hazırlayabiliyor.

Konferansta irdenecek konulardan birisi, göçmen ailelerde bu durumun hangi düzeyde olduğu. Bu yönde bilimsel çalışmalar ve veriler var mı? Varsa, göçmen veliler hangi konularda sisteme yönelik zorluk çekiyorlar?

İkinci bir konu, eğitim kurumlarının göçmen velilere yaklaşımı ve onlara yönelik hazırla(ya)madığı özel danışma ve bilgilendirme programları.

Giriş ücretsiz olup, önkayıt yaptırmadan doğrudan katılınabilinir...

Ayrıntılı bilgi için bkz. Migranten-Eltern-Bildung | Göçmenler-Veliler-Eğitim

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Süheyla Taşçıer: Maden Ne Demek

Süheyla Taşçıer
[© Süheyla Taşçıer - KanalKultur] maden ne demek

anne
maden ne demek
bize ekmek getiren babanın
ölüm evi [© Süheyla Taşçıer - KanalKultur]

6 Mayıs 2014 Salı

19. İstanbul Tiyatro Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 19. İstanbul Tiyatro Festivali, 9 mayıs - 5 haziran 2014 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor. Festivalde, yurtdışından 7, Türkiye'den 33 tiyatro, dans ve performanstan oluşan 100'e yakın gösterim sunuluyor.

19. İstanbul Tiyatro Festivali, 9 Mayıs Cuma akşamı Grzegorz Jarzyna'nın yönettiği Ne Yaptıysak Nafile... başlıklı oyun ile başlıyor.

Festival, Polonya'nın Genç ve Yenilikçi Yönetmeni Grzegorz Jarzyna'nın Oyunlarıyla Başlıyor 

İstanbul Tiyatro Festivali'ne, 2014 yılının Polonya-Türkiye arası diplomatik ilişkilerin tesisinin 600. yıldönümü ile ilgili kutlamaların kültür programı çerçevesinde, Polonya tiyatrosunun genç ve yenilikçi yönetmenlerinden Grzegorz Jarzyna, Ne Yaptıysak Nafile... ve Nosferatu adlı iki oyunu ile konuk oluyor.

Festival, Grzegorz Jarzyna'nın yönettiği, Polonya edebiyatının ödüllü yazarı Dorota Maslowska'nın yazdığı etkileyici oyun Ne Yaptıysak Nafile... ile başlıyor.

Ne Yaptıysak Nafile... oyununda yazarın popüler kültür ve ulusal stereotiplerden, reklamların, dergi ve günlük gazetelerin yalan dolu dilinden yola çıkarak oluşturduğu metin dünyanın korkunç gerçeğine dönüşüyor.

TR Warszawa topluluğu tarafından sahnelenen oyunda, yönetmen Grzegorz Jarzyna, ustaca bir hokkabazlıkla gerçekdışı olgularla istediği gibi oynuyor. Sosyalizmin adının bile anılmadığı fakat kapitalizmin tüm gerçekliklerinin gözler önüne serildiği oyun, TR Warszawa ile Berlin Schaubühne am Lehniner Platz ortak yapımcığında sahnelenecek. 9 ve 10 mayıs'ta, oyunun ardından yazar Dorota Maslowska da seyircilerin sorularını yanıtlıyor. 31 yaşındaki genç yazar Maslowska, eserlerinde sergilediği pesimistik ve ironik dünya algısı ve dili olağanüstü kullanım şekliyle tanınıyor.

Festivalin "Onur Ödülü" Grzegorz Jarzyna'ya

1998 yılından itibaren TR Warszawa'nın sanat yönetmenliğini üstlenen Grzegorz Jarzyna, aynı zamanda 2006'da başladığı kurumun genel müdürlüğü görevini de sürdürüyor. Klasik tiyatro yapıtlarının oldukça cesur denilebilecek yeni uyarlamalarıyla ünlenen Grzegorz Jarzyna, Avrupa'nın tanınmış romanlarını Varşova'da sahneye uyarlaması ve güncel "kışkırtıcı" metinleri sahnelemesiyle tanınıyor.

Polonya Tiyatrosu Üzerine Söyleşi ve Film Gösterimi

Grzegorz Jarzyna, festival izleyicisiyle ayrıca 11 mayıs 2014 pazar akşamı 17.30'daki söyleşide buluşuyor. Yönetmenin The Tropical Craze'den bölümlerin gösterildiği söyleşide, katılımcılar, sorularıyla hem Jarzyna'yı hem de son dönem Polonya tiyatrosunu daha yakından tanıma fırsatını elde ediyor. Söyleşinin ardından Grzegorz Jarzyna'nın Edinburgh Festivali'nde büyük beğeni toplayan oyunu 2007: Macbeth'in de DVD gösterimi ücretsiz yapılıyor.

Grzegorz Jarzyna'nın yazıp yönettiği "Nosferatu"

Grzegorz Jarzyna'nın yazıp yönettiği ve TR Warszawa ve Teatr Narodowy tiyatrosunun sahnelediği bir diğer oyun ise Nosferatu. Grzegorz Jarzyna'nın Bram Stoker'ın gotik öyküsü Dracula romanından esinlenerek sinemanın görsel öğeleriyle zenginleştirerek sahneye aktardığı oyunda gerçeklik ve bilinçaltı arasında yaşanan gelgitler sahne diliyle ortaya koyuluyor. Popüler kültürün ikonuna dönüşen Dracula ve vampir öykülerinin bu kez tiyatro sahnesinde farklı bir dille seyircinin karşısına çıkacağı Nosferatu, 13 ve 14 mayıs tarihlerinde 20.30'da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde..

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Alternatif Medya Deneyimi: 9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali - Her Yer Festival Her Yer Direniş

9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1-8 mayıs 2014 tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor!

İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır'da eş zamanlı olarak gerçekleşen festivalde bu yıl "Her Yer Festival Her Yer Direniş" teması ile 17 farklı ülkeden toplam 77 film gösterilitor.

Festivalin ana karakterleri Karagöz ve Şarlo, 2014'te yanında iki tanıdık dostla Haziran Direnişi'ne selam veriyor. Aydan Çelik'in illüstrasyonları ile V For Vendetta filminin karakteri ünlü maskesi ile Guy Fawkes ve Haziran Direnişi'nin sembollerinden birisi olan Kırmızılı Kadın, Karagöz ve Şarlo ile beraber dünyadan direniş filmlerini, Gezi filmlerini ve emekçilerin öykülerini beyazperdeye taşıyor.

9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 4 şehirdeki gösterimlerden bir süre sonra birçok kenti kapsayan uzun bir yolculuğa çıkıyor ve gösterimler her yıl olduğu gibi ücretsiz...

Türkiye'den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve ülkemizde işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan festival,  DİSK / Sine-Sen, DİSK / DEV SAGLIK-İş, DİSK / Birleşik Metal-İş, DİSK/Genel-iş, DİSK/Basın-iş, Türk-İş / Petrol-İş , Türk-iş / TekGıda-İş, Türk-iş /  Kristal-İş, KESK / SES , TTB,  Halkevleri , Sendika.Org ve ÇapulTV tarafından düzenleniyor.

Uluslararası Konuklar

Festivalin bu yılki uluslararası konukları 'İngiliz İşçi Sınıfının Durumu' filminin İngiliz yönetmeni Michael Wayne ve 'Elif'in Erkekleri' filminin Alman yönetmenleri Markus Fiedler ve Kirstin Krüger. Yönetmenlerle İstanbul'da özel gösterimlerle söyleşiler de gerçekleşiyor..

Zengin Film Programı

Festival süresince 25 adet uluslararası, 52 adet de Türkiye'den olmak üzere toplam 77 adet uzun ve kısa kurmaca, belgesel film seyirciyle buluşuyor.

Dersim'in Ötekileştirilmesi Süreci ya da Dersim Kürt Tedibi

Dersim'de 1937 ve 1938 yıllarında yaşanan vahim olaylar, o dönemden günümüze taşınan bir yara olarak sosyal, siyasal, psikolojik sonuçlarıyla birlikte içten içe kanamaya devam ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara kaplı defterlerinde bilinçli olarak gözlerden ırak tutulmuş bu trajik geçmişin üzerindeki sis perdesi ise yeni yeni aralanmaya başladı.

Dersim olayları ve hemen akabinde devlet eliyle bölgede kurumsallaştırılan yaptırımlar, günümüzde yoğun biçimde tartışılan Kürt ve Alevi sorunlarının tarihsel analizini yapabilmek için olmazsa olmaz ipuçlarını barındıran olgular artık.

Bu vesileyle, o yıllarda yaşananların tanıklıklar ve belgeler ekseninde objektif bir bakış açısıyla araştırılması, söz konusu travmatik sürecin adamakıllı bilince çıkarılabilmesi için hayati önemde.

Mahmut Akyürekli, Dersim Kürt Tedibi adlı kitabında, yakın dönemin bu en önemli meselesine bilimsel yöntemlere sadık, soğukkanlı bir yaklaşımla eğiliyor.

Dersim'in "ötekileştirilmesi" sürecini adım adım betimlerken, olayların tarihsel arka planını anlaşılır kılma gayesiyle konuyu bölgenin sosyal-siyasi yapısından 1937-1938 olaylarına etki eden iç ve dış dinamiklere kadar uzanan geniş bir çerçevede ele alıyor.

4 Mayıs 2014 Pazar

Külkedisi Değiliz!


43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Belgesel" seçilen ve 9. Seul Kadın Filmleri Festivali'nde "Birincilik Ödülü" kazanan "Gündelikçi"nin bir tür devam filmi: "Külkedisi Değiliz!"...

Documentarist İstanbul Belgesel Günleri Festivali'nin koordinatörlerinden Emel Çelebi'nin yönettiği 2006 yapımı 'Gündelikçi', ekmeğini başkalarının kirini temizleyerek kazanan kadınların öyküsünü anlatıyordu. "Külkedisi Değiliz!" ise, yıllarca hiçbir sosyal güvencesi olmayan bir işte çalışan, iş kazası geçiren, sakat kalan, cam silerken düşüp hayatını kaybeden ev işçilerinin sendikalaşma mücadelesine tanıklık ediyor. Filmde, görünmez bir iş yaptıkları için kendileri de "görünmez" olan kadınların, emeklerini görünür kılmak, ev işinin İş Yasası kapsamına alınması ve hükümetin ev işçilerine insanca çalışma koşulları tanıması için verdikleri mücadele yansıtılıyor.

"Külkedisi Değiliz!" belgeseli "Çalışıyoruz, iş kazası geçiriyoruz, ama hiçbir güvencemiz yok", diyerek on yılardır hak arama mücadelesini kararlı bir şekilde sürdüren ve bunun sonucunda kazanımlarını yeni yeni elde etmeye başlayan; belediye otobüslerinde, meydanlarda, pazar yerlerinde, Ankara'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kapısında ellerinde dövizleriyle "Masal bitti! Külkedisi değil, ev işçisiyiz! Haklarımızı istiyoruz!" diye haykıran kadınların öyküsünü anlatıyor...

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Halil Atılgan: İşte O Şampiyon İsmet Atlı'dır

Dr. Halil Atılgan
[© Halil Atılgan - KanalKultur] - Evet, "Şampiyon güzel insandır". Şampiyon sanatçıdır. Şairdir, ozandır. Saz çalar, türkü söyler. O dev gibi görünen adamın yüreği kadife gibidir. O yürek, yağmur yüklü bulutlar gibi sevgi yüklüdür. O bazen Toros Dağlarında kokan menekşe, Ceyhan'ın kenarına konmuş bir Yörük çadırı, bazen de Elif'in elindeki kirmendedir.

Ondaki yürek bazen iğde dallarına konan bir serçe, bazen küren küren uçan sığırcıktır. Bazen bal arısı olur püren püren dolaşır. Onda bir deli gönül vardır ki Düldül Dağı'nın tepesinde gezinir. Karacaoğlan'ın bir bozlağı olur. "Aman olda kara gözlüm aman ol / Güzeller içine gel de tamam ol / Ben ölürsem cenazeme imam ol / Kıl kara zülfüne kurban olduğum" diyerek Tilan Çayına, Sumbas'a dökülür. Ondaki yürek bazen alıcı kuş gibi havalanır. Bazen da eli kulağa atar gene Karacaoğlan'dan bir bozlak tutturur. "Bilmem hayal gibi bilmem düş gibi / Geldi geçti boran gibi kış gibi / Şahin cırnağına takmış kuş gibi / Yoluk yoluk yoldu dert beni" diyerek eşeğe yan binmiş Çukurören'den Kozan'a gider. Ondaki yürek bir tazının tavşan kovalamasında, alıcı kuşun pike yapmasında, atın dörtnala koşmasında kendini gösterir. Bu yürek sırtını verir sekiye, alır bağlamasını eline, vurur sazın teline:

İranlı Tahti ve İsmet Atlı 1960 Roma Olimpiyatları
Çiçek yüzlü elâ gözlü
Döndür de bak bize karşı
Hep küskün geçirdik yazı
Ne etmişim size karşı

Böyle üzgün üzgün bakma
Beni görüp kaşın yıkma
N'olur sende sertlik yapma
Ettiğimiz naza karşı

Gül yüzün doyası görsem
Her isteğin olsun dersem
İstiyorsan canım versem
Neden böyle söze karşı

İsmet'in gönlünün yarı
Terk mi edem bu diyarı
Gözün değer dünyaları
Bir gülüşün yüze karşı

diyerek dolar yüreklere, dilden dile, telden tele. Der demesine ama gene hızını alamaz. Yerinde duramayan kişilere Çukurova'da "Gicimik mi" var derler. O da öyledir. Duramaz yerinde. Deli gönlü onu alır götürür Erciyes'in başına. Tepeden seyreder etrafı. Dadaloğlu gelir aklına. "Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Arap atlar yakınır eder ırağı / Yüce dağdan aşan yollar bizimdir" dizeleri bağdaş kurar oturur gönlüne. Oradan Dadaloğlu misali heykirir Çukurova'ya;

1 Mayıs 2014 Perşembe

Burak Kutlay - Gümüş Haz

[KanalKultur] - Burak Kutlay, 6 - 17 mayıs 2014 tarihleri arasında "Gümüş Haz" adlı kişisel sergisiyle Galeri Eksen'de sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçının çalışmaları günümüzde bireyin doğuşundan itibaren içinde bulunduğu sistemin işleyişi karşısındaki farkındalığını ele alıyor.

Burak Kutlay'a göre; kapitalist sistemde dünya bir tüketim aracına dönüştü:

Bu, o kadar büyük bir tehlike ki, maddi ve kişisel çıkarlar uğruna doğa hiçe sayılıyor, kişisel talepler doğrultusunda dünyanın kaynakları tüketiliyor, hayvanlar katlediliyor, insanlar öldürülüyor.

Bu, öyle bir sistemdir ki, bu sistemin yanlış ve tehlikeli olduğunu düşünen bireyler susturuluyor, başka bireylerin farketmesi engellenmeye çalışılıyor.

Tüm bu olanlara rağmen, hala devam etmekte olan bu sistemin içinde yer alan bireylerin ulaşmak istediği yapay zevkler veya hazlar uğruna parlayan çelikten ve betondan yapılar inşa ediliyor; ekonomik sebeplerden dolayı iflas ediyor ve yıkılıyor, sonra tekrar inşa ediliyor...

Bu, aslında bir yıkım sürecidir.

Yaşanılan akıl almaz sınırları olan evrenin içinde yer alan ve hala bir eşinin keşfedilmediği dünya gezegeni, bu hazza duyulan bağlılık yüzünden bir daha geri döndürülemez sona hazırlanıyor...

Avusturyalı gazeteci yazar Ernst Fischer'in de dediği gibi çürüyen bir toplumda sanat eğer dürüst ise, çürümeyi yansıtmalı... Eğer sosyal işlevi sayesinde inancı kırmak istiyorsa sanat, dünyanın değiştirilebilir olduğunu göstermek zorunda ve değişime yardım etmeli.

Fischer'in bu sözünden etkilenen ressam, yaşadığı ve anlamaya çalıştığı bu sistemin içindeki sahneleri fotoğraflardan yararlanarak çalışmalarına tuval üzerine yağlıboya kullanarak yansıtıyor.

Burak Kutlay

1985 yılında İzmir'de doğdu. 2003 yılında Çınarlı Anadolu Teknik Lisesi'ni bitirdi. 2003 yılında Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü kazandı. 2007 yılı son sınıfta Devrim Erbil'in yanında asistanlık yaptı. Yine aynı yıl Devabil Kara Atölyesi'nden mezun oldu. 2008 yılında Çanakkale OnSekiz Mart Üniversitesi Yüksek Lisans Programı'na başladı, 2011'de bitirdi. Çalışmalarını halen kendi atölyesinde devam ettiriyor. [KanalKultur]

Burak Kutlay - "Gümüş Haz" Kişisel Resim Sergisi / 6 - 17 mayıs 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No: 29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50

Firuz Kutal çizdi: 1 Mayıs kutlu olsun ve Yaşasın 1 Mayıs...

© Firuz Kutal çizdi: "1 Mayıs kutlu olsun"

© Firuz Kutal çizdi: "Yaşasın 1 Mayıs..."

Zonguldak Kömür Havzasında Amele Köyleri Projeleri

[KanalKultur] - Toplumsal Tarih, ağustos 2007'de yayınlanan 164. sayısında, Gelibolu Yarımadası'nda bulunan Lysimakheia antik kentini kapağına taşıyor.

Bizans'ta ikona kırıcılık dönemi; kırsal yaşamdan koparılan Zonguldaklılar; Osmanlı'da zorunlu askerlik sistemine geçiş; Harput kazısında çıkarılan Yunanca Danişmendli sikkesi; 19. yüzyıldan 20. yüzyıla "şeytan arabalarının" yani bisikletin İzmir'e girişi; Antikçağ'ın festivalleri: Agonlar; I. Dünya Savaşı'nda Almanların Arap politikası; Narodnik hareketin ortaya çıkışı ve gelişimi; Paşabahçe vapuru üzerine yazılar, nitelikli araştırmalar ve daha birçok araştırma "Toplumsal Tarih"in 164. sayısında yer alıyor.

Hellenistik devrin başkenti: Lysimakheia - "Gelibolu Yarımadası'nda Bir Hellenistik Devir Başkenti: Lysimakheia" başlıklı kapsamlı çalışma, daha önce yapılmış araştırmalara ve büyük ölçüde de yazar Mustafa Sayar'ın kendi içinde bulunduğu grubun çalışmalarına dayanıyor. Sayar'ın bölgedeki çalışmalarından başka, dönemle ilgili ikinci kaynaklara hâkimiyeti sonucu, ortaya keyifle okunan bir arkeoloji ve eski tarih makalesi çıkıyor.

Bizans'ta ikona kırıcılık dönemi - Fatmagül Berktay'ın Bizans'ta ikona kırıcılık dönemine ilişkin yazdığı "Din, Kadınlar ve Tasvirin Önemi" başlıklı makale, Selim İleri'nin "Hepsi Alev" adlı romanını çıkış noktası olarak alıyor. Berktay, kadınların ikona kırıcılığa karşı çıkmalarını ve hararetli ikona taraftarları olmalarını açıklarken, o dönem kadınının içinde bulunduğu toplumsal koşulları da analiz ediyor. Berktay'a göre: "Kadınlar için ikona belirli bir kutsal kişiyle, kendi evinin mahremiyetinde ve herhangi bir kısıtlamaya tabii olmaksızın bir ilişki kurma anlamına geliyordu."

Kırsal yaşamdan koparılan Zonguldaklılar - Nurşen Gürboğa'nın "Zonguldak Kömür Havzası'nda Amele Köyleri Projeleri" adlı makalesi, Zonguldak'ta yaklaşık 100 yıllık bir zaman dilimi içinde kömür madenlerinde çalıştırılan nüfusun, "nitelikli işgücü yaratmak" amacıyla kırsal yaşamdan koparılışını ele alıyor. Gürboğa, çalışmasında sermayenin ihtiyaçları ile işçilerin yaşam ve çalışma koşulları talebi arasındaki mücadele sürecini aktarırken, çalışma koşularına eşlik eden mekânsal dönüşümü de ele alıyor.

Nilgün Günsür ve Esra Ağel - Porselen Sergisi




[KanalKultur] - Tolga Eti SanatEvi'nde 3 mayıs – 7 haziran 2014 tarihleri arasında Nilgün Günsür ve Esra Ağel'in porselen sergisi sanatseverlerle buluşuyor.

2006 yılında Nilgün Günsür tarafından kurulmuş olan Porselen Sanat Atölyesi'nin bu sergisinde Nilgün Günsür ve Esra Ağel, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel ve kültürel değerleri modern bir dokunuşla yeniden canlandırmayı hedefliyor.

Sergide Osmanlı mirasının sanat ve ince zanaatini buluşturan güleptanlardan, porselen iğne oyalarına, müzik kutulu porselen bebeklerden bez bebeklere kadar, yok olmaya yüz tutmuş birçok kültürel değer, özgün, masalsı ve geleneksel motiflerin modern bir üslûpla son derece incelikle işlenmesiyle yeniden hayat buluyor. [KanalKultur]

Nilgün Günsür ve Esra Ağel - Porselen Sanat Atölyesi Sergisi / 3 mayıs – 7 haziran 2014; Tolga Eti SanatEvi, Bağdat Cad. Yeni Köşk Apt. No:177 / 1 B Blok Da: 2, Selamiçeşme- İstanbul; Tel.: (0216) 368 26 79