Bu Blogda Ara

31 Aralık 2015 Perşembe

Erdoğan Karayel çizdi: Ein gutes neues Jahr | Mutlu Yıllar!

© Erdoğan Karayel: Ein gutes neues Jahr | Mutlu Yıllar!
donquichotte.org/

Jiří Slíva - Kafka(lar) İstanbul’da | Multiple Kafka in Istanbul

Çek Cumhuriyeti’nin tanınmış ressamlarından Jiří Slíva, eserlerini İstanbul’da, 6 - 31 ocak 2016 tarihleri arasında Schneidertempel Sanat Merkezi'nde sergiliyor.

Slíva’nın sergisi litografi ve gravür olmak üzere iki bölümden oluşuyor.

Sanatçı eserlerinde en fazla sevdiği konuları işlemiş; kafeler, caz müziği, aşk ve elbette Franz Kafka.

Kafka(lar) İstanbul’da | Multiple Kafka in Istanbul adlı sergisiyle sanatçı, 20. yüzyılın ünlü modernist yazarı Franz Kafka’nın ölümsüz eseri Metamorfoz’a | Die Verwandlung'a da gönderide bulunuyor.

Çek sanatçı, Schneidertempel Sanat Merkezi'ndeki ‘Kafka(lar) İstanbul’da' adlı sergisiyle Türkiye’de ilk defa görücüye çıkıyor. Sergi, Çek Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği'nin 2016 yılında düzenleyeceği etkinlik serisinin ilki..

Franz Kafka, 1883 yılında Prag’da doğdu. Ailesi orta sınıf Aşkenaz Yahudilerindendi. Ailede Almancaya benzeyen Yidişçe konuşulurdu. Bazı mektupları dışında Kafka’nın tüm çalışmaları Almanca yazıldı. Kafka, hayatta olduğu süre içinde 7 kitap yazdı, ardında birçok yayınlanmayan çalışma ve döküman bırakarak 1924 yılında aramızdan ayrıldı.

29 Aralık 2015 Salı

Oh Gott, die Türken integrieren sich | Eyvah! Türkler Entegre Oluyor!

Foto & Grafik: Erdoğan Karayel
[KanalKultur] - theater ulüm, 17 ocak 2016 tarihinde [saat 16; Schillerstr. 1, 89077 Ulm) 'Oh Gott, die Türken integrieren sich | Eyvah! Türkler Entegre Oluyor!' başlıklı oyunu tiyatro severlerle buluşturuyor. Oyunda Atilla Cansever, Hatice Onar, Tuncay Çolak, Mücahit Kazan, Selin Nur, Narin İncik, Arda Erdoğan rol alıyor.

Theater Ulüm

Theater Ulüm, 1998 yılında Almanya'nin Ulm kentinde kuruldu. Ulm Belediyesi tarafından destekleniyor ve düzenli oyunların oynadığı tiyatroya ait bir salonu bulunuyor. Güney Almanya'nın profesyonel Türk tiyatrosu... [KanalKultur]

28 Aralık 2015 Pazartesi

Resmen Tanıdıklarımız

Zafer Malkoç - Kırmızı Emperyalistler Serisi,
tuval üzeri akrilik, 54 x 64 cm., 2015
[KanalKultur] - Galeri Eksen, 2016 yılına ‘Resmen Tanıdıklarımız’ isimli karma resim ve heykel sergiyle başlıyor. Sergi, 2 – 15 ocak 2016 tarihleri arasında koleksiyoner ve sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

Resmen Tanıdıklarımız'da 18 sanatçının eserleri sergileniyor.

Sergide eserleri yer alan sanatçılar:

27 Aralık 2015 Pazar

Karanlık Korkusu (Fear of Darkness)

[KanalKultur] - Karanlıktan kaçarken ışığın içinde kör oluş... Her reddediş çabasının itaat edilmesi gereken bir komuta dönüşmesi... Her atılan adımın hemen ardından bunun sistem tarafından, sistemi işleten kurallardan biri haline getirilmesi... Olup biteni şimdiki zamanda (ve gerçek zamanda) yöneten ve giderek tanıdık olan ve bir süre sonra da onlarsız hareket dahi edilemeyen komutlar, kodlar, simgeler... Sistemin dili... Maruz kalış... Öğreniş... Dönüşüm... Korkunun, korkulan şeyin kendisinden çok daha korkunç olduğu gerçeği...

'Karanlık Korkusu' korkularımızla ilgili bir deneme. Korkunun kendisi, karanlıktan oluşan korkudan daha da korkunç.

'Karanlık Korkusu' veya 'Fear of Darkness', ses ve ışığın etkin oyunuyla, aklın katı kurallarıyla bedenin dilini bağlayan bir yapıt. Tekand 'Karanlık Korkusu' ile insanın güncel yaşamında kendi yarattığı sistemlerine ne kadar hakim olduğunu sorguluyor.

Oyuncular Tekand'ın 1988'de kurduğu Studio Oyuncuları tiyatro topluluğundan oluşmakta. Oyun, Şaşırtıcı ses ve ışık iletişimi eşliğinde, çağdaş insanın sistemi isleten oyun taşına dönüşmesini yakın takibe alıyor. Sahnedeki ritmi ışık ve karanlık belirliyor.

Adil Salih - Işık Irmakları

[KanalKultur] - Adil Salih, 12 - 30 ocak 2016 tarihleri arasında Galatea Art'ta 'Işık Irmakları' adlı kişisel resim sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Güldal Kızıldemir, sanatçı hakkında şunları kaydediyor:

'Adil Salih’in resmi; kültürel referanslarının, tanıklıklarının, yaşadıklarının, hayatına giren, çıkan ve iz bırakan olayların bir karışımı. Hayatın bizzat kendisinden besleniyor. Yaşadıkları birebir yer almasa da, renk olarak, duygu olarak mutlaka etkiliyor ve dönüştürüyor resmini. Ağırlıklı olarak hep bu günü görüyoruz resimlerinde ama hep bir geçmiş tadı ve dün duygusuyla. O dünü bugüne dahil ederek ileriye bakıyor ve soruyor: 'Yarına bugünden geçilmiyor mu?'

'Erken anıları' resimden figur olarak uzaklaşıyor belki, ama davranış olarak çocukluğunun yalnız odalarını hala izlemek mümkün, belki en renkli, en kalabalık ve şenlikli resimlerinden birinin bir köşesinde outran dalgın bakışlı bir genç kızın yapayalnızlığında...

26 Aralık 2015 Cumartesi

Nihat Kahraman & Metin Yurdanur - Dialog

© Nihat Kahraman
Nihat Kahraman ve Metin Yurdanur sıkı dostlar. İlk kez birlikte bir sergi açıyorlar. Her iki sanatçının da son dönem çalışmalarının yer aldığı sergi Nurol Sanat Galerisi Ankara'da 10 aralık 2015 – 2 ocak 2016 tarihleri arasında;  Nurol Sanat Galerisi Bodrum'da da 8 – 30 ocak 2016 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

Nihat Kahraman'a göre resimleri, varla yok arası bir mekan algılaması içindeki varlıkların yeni ve çok boyutlu bir yaşam-ilişki arayışlarının eşzamansal ve görsel saptanmalarıdır.

Nihat Kahraman

1951'de Denizli'de doğdu. 1972 yılında Ankara GEE Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. 1972-76 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla Fransa’ya gönderildi. Paris’te École Nationale Supérieure des Beaux-Arts (ENSBA)’da artistik düzeyde sanat eğitimi, duvar resmi, fresk ve mozaik ihtisası yaptı. 1978-81 yılları arasında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Yüksek Öğretmen Okulu Resim Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev aldı. 1992-2014 yılları arasında Ankara Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı, Duvar Resmi Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

22 Aralık 2015 Salı

Yakup Karahan: Bu, sadece bir saat sorunu değil! Başka bir şey bu!..

© Yakup Karahan çizdi: Bu, sadece bir saat sorunu değil! Başka bir şey bu!..

Grigoris Oikonomidis - İstanbul’un Rum Mimarları | Γρηγόρης Οικονομίδης - Ρωμιοί Αρχιτέκτονες της Πόλης

Grigoris Oikonomidis'in yönetmenliğini yaptığı, “İstanbul’un Rum Mimarları” adlı belgeselin ana amacı 19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyılın ortalarına kadar faaliyet gösteren Rum diplomalı mühendislerin ya da “kalfa” dediğimiz ustaların İstanbul’un kentsel gelişimindeki katkılarını vurgulamak.

İstanbul’un Rum mimarlarının faaliyetleri, bugünün Türkiye’sinde diğer cemaatlerin mimarî faaliyetleri kadar tanınmasa da İstanbul’un çehresine imzalarını atmış, kentin Avrupalılaşmasını sağlamıştır.

Hâlâ ayakta kalmayı başaran binaların ön cephelerinde bu mimarların isimlerine rastlamak mümkün ve bunların arasında apartmanlar, malikâneler, dükkânlar, okullar, kiliseler, jimnastik kulüpleri, bankalar ve oteller olmak üzere değişik işlevlerdeki birçok bina sayılabilir.

Belgeselde hangi Rum mimarın eseri olduğu tespit edilen 40’a yakın bina kaydediliyor, kameranın yardımıyla her birinin içi ve dış cepheleri detaylı bir şekilde aktarılıyor.

Yunanistan’dan ve İstanbul’dan seçkin tarihçiler, mimarlar, araştırmacılar ve akademisyenler İstanbul’da ve Prens Adaları’nda faaliyet gösteren onlarca Rum mimarın hayatına ve eserlerine ışık tutuyor, ayrıca eski fotoğraflardan, portrelerden, mimar listelerinden, belgelerden ve çizim planlarından oluşan önemli bir tarihsel arşiv gözler önüne seriliyor..

Wabiten 2 - Nengajo-Sarudoshi

Japonya’da halen devam etmekte olan yılbaşı tebrik kartı geleneğini yaşatmak üzere Japon Sanat Merkezi 19 aralık 2015 - 12 ocak 2016 tarihleri arasında Wabiten sergilerinin ikincisini “Nengajo-Sarudoshi” adıyla düzenliyor.

Japonya’da her yılın sonunda tüm dost ve tanıdıklara resimli kartpostallar gönderiliyor. Bu gelenek o kadar yaygın ki, ortalama bir kişi en az 20-30 civarında yılbaşı tebrik kartı alırken; postahaneler de yoğun talebi karşılayabilmek için ekim-ocak ayları arasında part-time çalışacak eleman alıyor.

Japonlar, nengajoları hazırlamak için, postahaneden pul parasını önceden ödeyerek, resim yapılacak boş kartpostalları ediniyorlar.

Japon kültüründe, nengajoları hazır satın almak değil, dostlar için kendi eliyle yapılması değerlidir. Japonlar, üzerine hayvan takvimine göre yeni yılın karşılığı olan hayvanın resmini ya da istedikleri başka bir konuyu resimleyip dostlarına gönderiyor; ama bu resimlerin mümkün olduğu kadar sevimli olmasına dikkat ediyorlar.

Bu yıl hayvan takvimine göre Maymun yılı olduğu için nengajoların teması da japonca “Saru” yani maymun. Enerji dolu, atak bir yılı simgeliyor.

21 Aralık 2015 Pazartesi

Heavy Burden (Ağır Yük)

Evren Sungur - Organik Makine,
tuval üzeri yağlıboya, 167 x 200 cm., 2014
[KanalKultur] - “Heavy Burden (Ağır Yük)”, aynı kuşaktan farklı sanat pratikleri üzerinde deneylere girişen 6 sanatçıyı 15 aralık 2015 – 30 ocak 2016 tarihleri arasında art On İstanbul'da biraraya getiriyor.

Ahmet Çerkez, Alper İnce, Erman Özbaşaran, Evren Sungur, Olgu Ülkenciler ve Burcu Yağcıoğlu’nun yakın dönem çalışmalarının yer aldığı sergide, resim, desen, heykel ve video enstalasyon medyumlarındaki işlerle, sanatçının çağın getirdikleri karşısında üstlendiği yükler konu ediliyor.

İçinde bulunduğumuz zaman, şüphesiz dünyanın en korkunç zamanı değil; daha ziyade sürüklenilen bir kötü kader mitiyle insanlığa acıdığımız, hızla çürümeye doğru ilerleyen dünyaya hayıflandığımız ölçüde, duyarlı bir çabaya girişmenin yerini seyretmeye bıraktığı bir zaman. Sorunun merkezine inilmediği, etrafında dolanarak gündemde tutarmış gibi yapılıp unutturulduğu bir çağdayız. Böylelikle bütün öncelikler erteleniyor...

Sanatçı bütün bu olup biteni nasıl izliyor?

Sanat pratiğinin geri plana itildiği ve ortaya konan eserin haricindeki dinamiklerin sanatçı üzerinde gizli bir baskı kurduğu bir zamanda, sanatçının ısrarla üretmeyi ve sorgulamayı sürdürmesi ağır bir yük müdür?

20 Aralık 2015 Pazar

Bora Başkan - Yaban Makinsan | Savage Humanchine

Bora Başkan’ın “Yaban Makinsan | Savage Humanchine” adlı sergisi 24 aralık 2015 - 13 şubat 2016 tarihleri arasında Amerikan Hastanesi Operation Room Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Sergi, felsefi metinler ve görsel temsiller arasındaki bağlantılar üzerine  çalışan sanatçının mekana özgü olarak tasarladığı 4. kişisel sergisi...

2006 yılından bu yana yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli grup sergilerine katılan sanatçı, daha önce bireysel olarak 2014 yılında Sur/face MachinErrs, 2013 yılında I’ve Never Felt So Close ve 2012 yılında ise Chosive sergisini sanatseverlerle buluşturmuştu.

Erdoğan Karayel çizdi: Aziz Nesin 100 Yaşında...

© Erdoğan Karayel: Aziz Nesin 100 Yaşında...
donquichotte.org/

18 Aralık 2015 Cuma

Ceren Oykut - Konstantiniye ve Ayasofya Defterleri | Sketchbooks of Constantinople and Hagia Sophia

Galata Rum İlkokulu | Σχολή Γαλατά Ceren Oykut’u “Konstantiniye Ve Ayasofya Defterleri” başlıklı sergisiyle 28 kasım - 26 aralık 2015 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor. Sergi, Stefanos Yerasimos’un Türk Metinlerinde Konstantiniye Ve Ayasofya Efsaneleri adlı kitabından esinlenerek hazırlandı.

Karikatür, minyatür ve kartografi gibi alanlardan beslenerek günlük hayattaki detaylar üzerinden manzara çizimleri yapan Oykut; sergide Yerasimos’un 1990 yılında yazdığı Türk Metinlerinde Konstantiniye Ve Ayasofya Efsaneleri adlı kitabında efsanelerin oluşum ve dönüşüm süreçlerini incelerken saptadığı belli başlı yöntemleri kendi çalışmaları üzerinde uyguluyor. Oykut çizimlerinde yer alan birçok öğeyi kesme, taşıma ve çoğaltma yoluyla bağlamlarından kopartıp yeni topografyalar oluşturma sürecine giriyor.

Sanatçı ayrıca, kitabın Ayasofya’nın öyküsünü anlatan bölümünde geçen bir hikayeye de odaklanıyor. Efsanede yer alan, henüz adı bile konmamış devasa kilisenin inşaatı esnasında hep orada bulunan, aynı anda hem koruyucu, hem melek, hem çırak, hem de kurban olan bir karakter üzerinden günümüz İstanbul’una bağlanıyor ve bu hikayeden esinle üretmeye başladığı, henüz oluşum aşamasında olan işlerini oluşum süreçleri ile beraber sergileyerek zaman ve mekanı yaşayan bir kartografyaya çeviriyor.

Naz Köktentürk & Mustafa Bilge Satkın - Burka | Buzkashi

© Naz Köktentürk
Naz Köktentürk ve Mustafa Bilge Satkın’ın ortak sergisi 'Burka - Buzkashi' 21 Kasım 2015 - 15 ocak 2016 tarihleri arasında BLOK art space’de görülebilir..

'Burka – Buzkashi' sanatçıların birçok kez ziyaret ettikleri Afganistan coğrafyasına ait, burada yaşanan acılar ile yoğrularak son şeklini alan dinsel bir ritüel ve geleneksel bir oyunu inceleyerek, Afganistan halkının günlük yaşamından kesitler sunuyor.

İslami ideolojiler sonucunda kadın, 'çador' ile başlayıp 'burka' ile devam eden, belki kefen beziyle de son bulacak olan süreçte örtünmeye, saklanmaya, görülmemeye mahkum edilip 'hiç'e dönüştürülüyor. Unutturulmaya çalışılan kadınların bu fotoğrafları, bize 'hiç'liği estetik bir görünüm halinde sunuyor.

Buzkashi ise, Afgan erkeklerinin mücadeleci kimliklerini gösterdikleri geleneksel bir oyun. Son 35 yıldır, savaş ve savaşın etkileri ile bugün bile tankların, dikenli tellerin, canlı bombaların gölgesinde, günü kurtarmaya çalışarak yaşayan yarından ümidi olmayan insanların, kendilerini ifade edebildikleri, başka bir deyişle yaşamsal güç buldukları bir etkinlik...

17 Aralık 2015 Perşembe

Ladenburg'ta Sonbahar

Ladenburg'ta Sonbahar; © Foto: İsmail Engin,
Ladenburg - Rhein-Neckar-Kreis - Baden-Württemberg, 2015

Burcu Yağcıoğlu - Arayüzde Doğanlar

Burcu Yağcıoğlu - İsimsiz,
kağıt üzerine kara kalem akrilik sulu boya,
121 x 152 cm., 2015
Galerist, Burcu Yağcıoğlu’na 17 aralık 2015 – 16 ocak 2016 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

‘Arayüzde Doğanlar’ adlı sergisi, Yağcıoğlu'nun beşinci kişisel sergisi.

Sanatçı, sergisinde güzellik, zarafet ve duygusallığı hassasiyetle kenara bırakarak bize organik ile inorganik, hayvan ile makinenin birleştiği, arayüzde doğanlar tarafından iskân edilmiş, insan sonrası bir çağ sunuyor.

‘Arayüzde Doğanlar’ sergisi, teratoma imgesi ve düşüncesi ile teknobiokültürel bir fenomen olarak üç boyutlu biyobaskı etrafında şekilleniyor.

Burcu Yağcıoğlu 18 kasım’da, serginin açılışından birkaç hafta önce geçirdiği operasyonla yumurtalıklarından bir teratoma aldırdı. İçinde taşıdığı ve bedendeki her türlü dokuyu taklit etme kapasitesine sahip bu iyi huylu tümör, Yağcıoğlu’na hayli merak uyandırıcı geldi ve bunu sibernetik [“Bir sibernetik organizma iki tür sınır aynı anda bir sorun teşkil ettiğinde ortaya çıkar: 1) hayvanlar (veya diğer organizmalar) ile insanlar 2) otokontrole sahip ve kendini yönetebilen makineler (otomatonlar) ile organizmalar, özellikle de insanlar arasında. Sibernetik organizma otomatonlar ve otonominin arayüzünden doğmuştur. Donna Haraway: Primate Visions. Race, Gender and Nature in the World of Modern Science, (New York, 1989)] organizmalar, replikasyon, mekanik ve organik prosesler arasındaki sınırlar (veya bunların yokluğu) ve üç boyutlu biyobaskı gibi uzun zamandır süregelen ilgi alanlarıyla birlikte düşünmeye başladı.

Yakup Karahan çizdi: Avrupamdan insan manzaraları: Entegrasyon sorunsalı - Avrupa'da ikinci kuşak: Kaybolmadan hemen önce?!

© Yakup Karahan çizdi: Avrupamdan insan manzaraları:
Entegrasyon sorunsalı - Avrupa'da ikinci kuşak: Kaybolmadan hemen önce?! 

16 Aralık 2015 Çarşamba

Kadir Akyol - Yeni Portreler / Yeni Yüzler

Kadir Akyol - Barbara Palvin, oil on canvas, 125 x 210 cm., 2015
Kadir Akyol, “Yeni Portreler / Yeni Yüzler” isimli resim sergisiyle 19 aralık 2015 – 5 ocak 2016 tarihleri arasında Galeri/Miz’de.

Galeri/Miz, portre alanında genç kuşak sanatçılar arasında dikkat çeken isimlerden biri olan Kadir Akyol’un resim sergisine ev sahipliği yapıyor. Akyol’un “Yeni Portreler/Yeni Yüzler” isimli sergisi, yapıtlarında Pop Art’ın temel konularından biri olan kadın imgesini işleyen ressamın, bu imgenin alışıldık pop art sunumunda ezber bozan, kendine özgü renk oyunları ve fırça darbeleriyle yeniden hayat verdiği son portre çalışmalarından oluşuyor.

Sevil Dolmacı, Kadir Akyol: “Yeni Portreler / Yeni Yüzler (New Portraits / New Faces)” başlıklı yazısında sanatçı hakkında şunları kaydediyor:

"Akyol, sanat tarihinde portre geleneğinin mirasını, olağanüstü zenginlikte bir kaynak olarak kullanıyor. Genç sanatçıyı öne çıkaran, farklı tarihsel dönemlerden ve kültürel bağlamlardan seçtiği imgeleri, son derece özgün bir dille bir araya getiriyor olmasıdır. Tuvallerinde popüler kültürün ve geleneksel yaşantının, popüler olanın ve modern resmin, lirizmin ve ironinin unsurları dinamik bir uyum içinde yan yana geliyor.

Sanatçının, ilk dönem portreleri Türkiye’de neo- liberal ekonomiyle birlikte yaygınlaşan popüler kültürün gündelik yaşamı etkilemeye başladığı 80’li yıllardan izler taşıyor. Söz konusu seride Akyol’un tek kanallı devlet televizyonunun renkli açılış ekranı üzerine yaptığı portreler ve portrelerin üzerine uyguladığı tekstil desenleri dikkati çekiyor. Türkiye figüratif resim sanatının belleğinden çıkagelmiş, geleneksel kostümler içindeki figürler giderek kutsallığını yitiren bir dünyada bağlamlarını kaybetmiş imgelere dönüşüyor. Akyol, Neşet Günal resminin Andy Warhol’la buluşması gibi imkansız bir arzuyu, gerçeküstücü bir deneyime dönüştürmeyi başarıyor.

Erdoğan Karayel: Rengarenk Öfkelerim…

Karikatürist Erdoğan Karayel, "Rengarenköfkelerim" adlı karikatür sergisi kapsamında 16 aralık 2015 günü saat 13:30'da, GSF Sergi Salonu'ndaki Portre ve Karikatür Sergisi'nde Gelişim Üniversitesi [E Blok, Cihangir Mah. Şehit Jan. Kom. Er Hakan Öner Sok. No: 1, Avcılar - İstanbul] öğrencileriyle buluşuyor ve 15:30'da "Karikatür Nedir? Ne Değildir? Çalıştayı"nın konuğu oluyor.

Çağlar Boyunca Zaman, Takvim, Yılbaşı…

“Herşey başkalarına sadece zaman bize aittir” [Seneca]

Prof. Dr. Mustafa H. Sayar, 19 aralık 2015 günü saat 14:30'da, Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü AKMED'in 2015 yılı kültürel etkinlikleri kapsamında "Çağlar Boyunca Zaman, Takvim, Yılbaşı..." (AKMED Konferans Salonu, Kocatepe Sokak No: 25 Kaleiçi - Antalya) başlıklı bir konferans veriyor.

15 Aralık 2015 Salı

Musik der osmanischen Juden

Im 15. Jahrhundert mussten mehr als 100 000 Juden die iberische Halbinsel verlassen. Viele dieser sephardischen Juden fanden im Osmanischen Reich unter der Herrschaft des Sultans Bayezid II eine neue Heimat. Sephardisch-jüdische Musiker und Komponisten bereicherten im Lauf der Jahrhunderte die Osmanische Kultur. Einflüsse der klassisch osmanischen Musik gelangten bis in die sakrale Musik, die in den Gebetshäusern der Synagogen gesungen wurde. Besonders begabte jüdische Musiker erhielten sogar die Erlaubnis, osmanische Musik am Hofe der Sultane zu lehren.

Einer der bekanntesten jüdischen Komponisten wurde "Ishak Fresco Romano" (auch "Tanburi İshak Efendi") genannt. 1745- 1814 unterrichtete er Sultan Selim III., der selbst ein begnadeter Musiker war. Ishak Frescos kompositorisches Erbe ist ein musikalischer Schatz, seine Musik beeindruckt auch heute noch durch der Verwendung der "Makame" (der türkischen Tonleiter) und Kompositionsformen.

Seit Ishak Fresco gab es keinen Musiker mehr in seiner Familie bis zu seinem Ur-Ur-Enkel Zohar Fresco. Der begnadete Perkussionist wird das Konzert gemeinsam mit dem Sänger Bora Uymaz, Murat Aydemir (Langhalslaute Tambur) und Mehmet Yalgın (Kemençe) aus Istanbul und Izmir gestalten, begleited vom Gesangsensemble der Orientalischen Musikakademie unter der Leitung von Muhittin Kemal Temel (Kanun). An diesem Abend werden Kompositionen von Tanburi Isak Fresco, Misirli Ibrahim Efendi und anderen Komponisten zu hören sein, verziert mit kleinen überlieferten Geschichten einer längst vergangenen Epoche.

İnsan Hakları Belgeselleri Mersin'de Akdeniz Belgesel Film Günleri'nde

Mersin Akdeniz Belediyesi ile Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden akademisyen ve öğrencilerin işbirliğiyle ilk kez düzenlenen Akdeniz Belgesel Film Günleri, 18 - 20 aralık 2015 tarihleri arasında Mersin’de başlıyor. Etkinliğin insan hakları olarak belirlendi.

Etkinlikte insan hakları ve hukuk mücadelesi verirken, geçtiğimiz günlerde bir suikast sonucu hayatını kaybeden Tahir Elçi de anılıyor.

Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğu etkinlikte filmler Akdeniz Belediyesi Gösterim Salonu’nda izleyiciyle buluşuyor.

Belgesel Film Günleri’nde seyirciler Türkiye’nin Güneydoğu illerinde yaşanan katliamları, mültecilerin dramını, Gezi Direnişi sırasında yaşanan hak ihlallerini, Güneydoğu’da çocuk olmanın ne anlama geldiğini ve 12 Eylül darbesini yaşayan kadınların tanıklıklarını anlatan filmler izleyebiliyor.

Festival programında yer alan filmler şöyle:

O İklimde Kalırdı Acılar - Yönetmen: Zeynel Koç, Cenk Örtülü

Bir belge fotoğrafçısı olan Selim’in yaşadıkları üzerinden Güneydoğu’daki faili meçhullerin yakınlarının adalet arama mücadelesi...

Ölümünün 35. Yılında Sedat Veyis Örnek Anılıyor...

[KanalKultur] - Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Halkbilim Bölümü'ne bağlı Etnoloji Anabilim Dalı'nda yürütülmekte olan "TÜBİTAK SOBAG 114K576 Sedat Veyis Örnek Sözlü Tarih, Biyografi ve Belgelik Çalışması" projesi kapsamında, 21 aralık 2015 günü saat 14 - 17 arasında Ankara Üniversitesi Yüzüncü Yıl Salonu'nda (Tandoğan - Ankara) "Ölümünün 35. Yılında Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği" düzenleniyor.

Etkinliğin açılış konuşmalarını Prof. Dr. Erkan İbiş (AÜ Rektörü) ile Prof. Dr. Abdülkadir Gürer (AÜ DTCF Dekanı) yapıyor. Konuşmacılar arasında Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı, Prof. Dr. Ali Rıza Balaman, Prof. Dr. Öğsev Dörtlemez ve Prof. Dr. Halis Dörtlemez bulunuyor.

Sedat Veyis Örnek (1927 - 1980)

1948'de Sivas Lisesi’nden mezun oldu. 1953'te "İsa’nın Son Günleri" başlıklı teziyle Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki lisans eğitimi bitirdi. 1960'ta Almanya'da Tübingen Eberhard Karls Üniversitesi’nde dinler tarihi ve etnoloji alanında "Die religiösen, sozialen und kulturellen Reformen der neuen Türkei (1920-1938) verglichen mit der Modernisierung Japans" [Yeni Türkiye’deki Dinî, Kültürel ve Sosyal Reformların [1920’den 1938’e kadar Japonya’nın Modernleşmesiyle Karşılaştırılması] başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. 1961'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Antropoloji ve Etnoloji Kürsüsü'nde "Asistan" olarak göreve başladı. Aynı kürsüde 1966'da "Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki" başlıklı çalışmasıyla doçent; 1971'de "Anadolu Folklorunda Ölüm" başlıklı çalışmasıyla da profesör oldu.

14 Aralık 2015 Pazartesi

Türkmen Giyimi - Türkmen Costumes

[İsmail Engin] Sabiha Tansuğ'un 1965 – 1984 yılları arasındaki Marmara ve Ege bölgelerinde Kumköy, Bergama, Kapıkaya, Muğla, Milas, Tahtakuşlar ve Kayaköy'ü kapsayan alan araştırmalarında elde ettiği giysi kültürüne ilişkin verilerini değerlendirdiği çalışmasında, öncelikle araştırma yapılan yerlere özgü geleneksel giysi kültürüyle ilgili ayrıntılı bilgiler verilmektedir.

Türkmen giyimlerindeki farklılıklara da yer verilen ve yeri geldiğinde konuyla ilgili karşılaştırmalar yapılan eserde, giyim felsefesi ve Türkmen (Tahtacı) giyiminin dayandığı inançlar üzerinde durulmakta; kadın ve erkek giyimindeki ana hatlar böylece ortaya konulmaktadır.

Eserde ayrıca törenlerde, bayramlarda, düğünlerde kullanılan giysi parçaları gözler önüne serilmektedir. Başlık parasının anlamı açıklanmakta; başlık geleneğinin esası ve önemi üzerinde durulmaktadır.

Bütün bu konular, kısa ve gerçek öyküleriyle, okuyucuya sunulmaktadır.

Eserin en önemli özelliklerinden birisi yerinde, köylerde ve köylüler üzerinde çekilmiş renkli resimlerle giyim bilgisinin görsel açıdan kanıtlanmaya ve okuyucuya sunulmaya çalışılmasıdır.

11 Aralık 2015 Cuma

Nonlinear Future

Çağrı Saray - Sürgünde Melekler | Angels in Exile - 1
Nonlinear Future, 3 aralık – 10 ocak 2016 tarihleri arasında Mixer’in Sıraselviler Caddesi No:35’teki yeni mekânında!

Ütopya ve distopya arasında gidip gelen gelecek kurgularını, mekânsallık üzerinden inceleyen Nonlinear Future, arama motorlarından bulunmuş uydu görüntüleriyle, hayali manzara parçalarını; seyyar yiyecek satıcılarının vitrinleriyle, ölümsüzlüğünden vazgeçen melekleri bir araya getiriyor.

Ayşe Gül Süter, Bedia Ekiz, Buşra Tunç, Çağrı Saray, Sümer Sayın ve Viron Erol Vert’in son dönem işlerinin yer aldığı sergi 10 Ocak 2016 tarihine kadar Mixer’de görülebilir.

* * *

Nonlinear Future will be on view between the dates 3 December 2015 to 10 January 2016 at Mixer's new space on Sıraselviler Caddesi No:35!

10 Aralık 2015 Perşembe

Türkiye’nin İnsan Hakları Gündemi Konferansı

İnsan Hakları Araştırmaları Ağı, 11 - 13 aralık 2015 tarihleri arasında "Türkiye’nin İnsan Hakları Gündemi Konferansı - III'ü [Ankara Barosu Eğitim Merkezi (ABEM) Konferans Ve Sergi Salonu - Ankara] düzenliyor.

Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde insan hakları alanında çalışan genç akademisyenlerden oluşan İnsan Hakları Araştırmaları Ağı, Konferans Düzenleme Kurulu Cavidan Soykan, D. Çiğdem Sever, Gülden Gürsoy Ataman ve Osman İşçi'den oluşuyor.

Konferansta ağırlıklı olarak, güvenlik ve insan hakları; cezasızlık sorunu; kadına ve LGBTİlere yönelik şiddet; cezaevleri ve hak ihlalleri; barış hakkı; toplanma ve örgütlenme özgürlüğü; ifade özgürlüğü; muhalefet etme olanakları; yargı ve insan hakları; mülteciler ve sınırlarda yaşananlar; çevre ve kent hakkı; iş cinayetleri; nefret söylemi ile insan hakları mücadelesi ve bireysel başvuru konuları öncelikli olarak ele alınıyor.

Konferans Düzenleme Kurulu tarafından Türkiye’nin İnsan Hakları Gündemi Konferansı - III için kaleme alınan metinde şunlar kaydediliyor:

"(...) Cezaevlerindeki sorunlar, özellikle de çocukların karşılaştığı ihlaller hala gündemimizde. 2012’de Pozantı Cezaevi’ne konulan Kürt çocuklara taciz ve tecavüz iddiası ile açılan davada zanlılar yerine çocukların yargılaması, Şubat 2015’te Şakran Ceza İnfaz Kurumu’ndaki çocuklara ilişkin iddialar, cezaevlerindeki sorunların sadece görünen kısmı. Çocuk tutukluluğu ve çocuk cezalandırma sisteminin varlığı köklü eleştirilere konu olurken, ceza adaleti sistemi ile çocukların yanısıra hasta, engelli, LGBTİ ve diğer dezavantajlı tutuklu ve hükümlülerin yaşadıkları sorunlar, insan hakları gündeminin hep kıyısında kalıyor. (...)

Özgecan Aslan cinayeti ile birlikte kadına yönelik şiddet vakaları yine gündemin üst sıralarındaydı. İstanbul Sözleşmesi ve çeşitli yasal düzenlemelerin varlığına karşın, kadına yönelik şiddet, devletin resmi ayrımcı söylemi ve cinsiyetçi mahkeme kararlarından beslenmeye devam ediyor. İHD verilerine göre, 2014 yılında LGBTİ bireylere yönelik ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan onlarca saldırı oldu. Öte yandan Diyarbakır’da eşcinsel olduğu için öldürülen Rojin Çiçek davasında geçtiğimiz yıl sanıklara müebbet hapis cezası verilmesi ve savcının mütaalasında ‘cinsel yönelim’ ifadesini kullanması ile Türkiye’de bir ilk yaşandı. Bu alanda faaliyet yürüten birey ve örgütlerin karşılaştığı hukuki sorunlar kadar, mücadele ve kazanımlar da konferansta ele alınabilecek bir diğer önemli tartışma konusu. (...)"

Karikatürlerle İnsan Hakları - Seçme Seçilme Hakkı


Türkiye Barolar Birliği ve Karikatür Vakfı, 10 aralık 2015 - 10 ocak 2016 tarihleri arasında, Avukat Özdemir Özok Kültür ve Kongre Merkezi'nde (Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok Sok. No: 8, Balgat - Ankara) ortaklaşa olarak, Karikatürlerle İnsan Hakları - Seçme Seçilme Hakkı temalı karikatür sergisini düzenliyor.

Sergiye katılan sanatçılar arasında Tan Oral, Eray Özbek, Nezih Danyal, Recep Bayramoğlu, Kamil Masaracı, İzel Rozental, Ümit Öğmel, Ferit Avcı, Sait Munzur, Şevket Yalaz, Mustafa Saryal, Musa Gümüş, Muhammed Şengöz, Oğuz Gürel, Hicabi Demirci ve Emre Yılmaz bulunuyor.

9 Aralık 2015 Çarşamba

Darülaceze’de Çocuk Bakımı ve Eğitimi

Toplumsal Tarih aralık 2015'te yayınlanan 264. sayısında Nuran Yıldırım’ın “Darülaceze’de Çocuk Bakımı ve Eğitimi: Lakita Dairesi ve Yetimhane, İmalathaneler, İlkokul” başlıklı yazısını kapağa taşıyor. Yıldırım, 31 ocak 1896 günü hizmete giren Darülaceze’nin ağırlıklı olarak ilk yıllarını belgeler ve dönem fotoğrafları eşliğinde anlatıyor.

Fikret Adanır ve Oktay Özel,Tarih Vakfı Yurt Yayınları için 1915 Siyaset, Tehcir, Soykırım kitabını derliyor. 30’dan fazla yazarın katkıda bulunduğu bu kapsamlı çalışma ve 1915’te yaşananlarla ilgili olarak Merve Erol, Adanır ve Özel ile söyleşiyor.

Ozan Avcı “Bir Jön Türk’ün Günlüğü ve 1915” başlıklı yazısında İTC’nin ünlü iktisatçısı Cavid Bey’in yeniden yayımlanan günlüklerine dayanarak önde gelen bir İttihatçının 1915’te Ermeni halkının uğradığı zulmü ve sonrasını olaylar henüz sıcakken nasıl değerlendirdiğine bakıyor.

Tamara Scheer “Yenipazar Sancağı’nda Avusturya-Macaristan Mevcudiyeti (1879-1908)” başlıklı makalesinde neredeyse tam olarak II. Abdülhamid dönemine denk gelen Avusturya-Macaristan birliğinin bölgedeki varlığı esnasında ne tür zorluklarla karşılaştığını, Osmanlı ile ilişkilerinin nasıl geliştiğini, bölge halkının onların varlığına nasıl bir reaksiyon verdiği gibi konuları irdeliyor.

Zafer Toprak, “Nâzım Hikmet, Üçüncü Enternasyonal ve Mahatma Gandhi” yazısında, Gandhi’nin hayatını anlatmaktan başka o dönem Üçüncü Enternasyonal çizgisine bağlılığı devam eden Nâzım’ın Gandhi hakkındaki oldukça farklı değerlendirmelerini ele alıyor.

Yakup Karahan çizdi: Amsterdam sokaklarında Türkçe müzik çalgı işi...

© Yakup Karahan çizdi: Amsterdam sokaklarında Türkçe müzik çalgı işi...

6. Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması

Milas Belediyesi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Turhan Selçuk Karikatür Yarışması sonuçları 23 mayıs 2016 tarihinde açıklanıyor.

Tüm çizerlere açık olan yarışmaya gönderilen karikatürler daha önce yayınlanmış olabiliyor; ancak başka bir yarışmada ödül almamış olması ön koşul.

Yarışma ödül töreni 19 eylül 2016 tarihinde. Sergilenmeye değer görülen ve ödül alan karikatürlerin sergi açılışı Turhan Selçuk Karikatürlü Ev’de gerçekleştiriliyor. Sergi 4 ekim 2016 tarihine kadar açık kalıyor.

Yarışma "Seçici Kurul"unda Muhammet Tokat (Milas Belediye Başkanı), Kamil Masaracı, İzel Rozental, Tan Oral, Valentina Marcella, Meral Onat ve Saadet Demir Yalçın bulunuyor.

8 Aralık 2015 Salı

Uluslararası 3. Antakya Altındefne Film Festivali

[KanalKultur] - Antakya'nın tanıtımına katkı sunmak amacıyla gerçekleştirilen Uluslararası Antakya 3. Altındefne Film Festivali 11 - 17 aralık 2015 tarihleri arasında düzenleniyor. Fotofilm Sanat Merkezi ve Adonis Film tarafından koordine edilen festival; Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yanı sıra, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve Samandağ Belediyesi gibi belediyeler tarafından da destekleniyor.

Festivale 95 sinema sanatçısının katılması bekleniyor. Festival süresince uzun metraj, belgesel, kısafilm, sinema atölyesi, oyunculuk atölyesi, okullara workshop ve paneller düzenleniyor.

Festival kapsamında "Ulusal Uzun Metraj Film" kategorisinde; Bir Varmış Bir Yokmuş [Kazım Öz], Misafir [Mehmet Eryılmaz], Eksik [Barış Atay], Kar Korsanları [Faruk Hacıhafızoğlu], Yeni Dünya [Caner Erzincan], Saklı [Selim Evci], Aşkı Suzan [Murat Tüter], Çekmeceler [Caner Alper - Mehmet Binay], Dolanma [Tunç Davut], Kümes [Ufuk Bayraktar], Kasap Havası [Çiğdem Sezgin] yer alıyor.

7 Aralık 2015 Pazartesi

Biz İnsan mıyız? Türümüzün Tasarımı - İnsan, Tasarlayan Canlıdır

3. İstanbul Tasarım Bienali'nin başlığı ve teması açıklandı.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali’nin üçüncüsü 22 ekim - 4 aralık 2016 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin başlığı ve teması, küratörler Beatriz Colomina ve Mark Wigley tarafından 1 aralık 2015 tarihinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi’nde yapılan medya toplantısıyla açıklandı.

İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova’nın hoş geldiniz konuşmasının ardından küratörler Beatriz Colomina ve Mark Wigley, bienalin “Biz İnsan mıyız?: Türümüzün Tasarımı: 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” başlığını açıkladı ve serginin temasına dair bilgi verdi.

3. İstanbul Tasarım Bienali’nin “insan” ve “tasarım” kavramları arasındaki yakın ilişkiyi inceleyeceğini belirten küratörler Beatriz Colomina ve Mark Wigley, temayla ilgili şunları söyledi:

“Tasarım hep insanın hizmetindeymiş gibi görünse de, asıl iddiası insanı yeniden tasarlamak. Dolayısıyla tasarımın tarihi bir yandan da “insan” anlayışının zamanla evirilmesinin tarihi. Tasarıma dair konuşmak, türümüzün durumu hakkında konuşmak demek. İnsanlar ürettikleri tasarımların etkisiyle köklü değişimler geçirirken tasarım dünyası da bir yandan genişliyor. Her şeyin tasarlandığı bir devirde yaşıyoruz: büyük bir özenle şekillendirdiğimiz kişisel görünümümüz ve dijital kimliğimiz, bizi çevreleyen kişisel cihazlar, yeni maddeler, arayüzler, ağlar, sistemler, altyapılar, veriler, kimyasallar, organizmalar ve genetik kodların hepsi tasarlanıyor. Her gün uzayın derinliklerinden kendi bedenimiz ve beynimizin derinliklerine uzanan binlerce tasarım katmanını tecrübe ediyoruz. Tam anlamıyla tasarımın içinde yaşıyoruz; kendi vücudundan çıkan salgılarla ördüğü ağın içinde yaşayan bir örümcek gibi. Ama örümcekten farklı olarak biz, birbiriyle örtüşen ve etkileşen sayısız ağ örmüşüz. Hatta gezegenimiz bile jeolojik bir katman hâline gelmiş tasarımla tamamen örtülmüş vaziyette. Tasarım dünyasının artık bir dışı yok. Tasarım, dünya hâline geldi.

Bizi insan yapan şey tasarım. İlk aletlerden, katlanarak genişleyen insan kabiliyetine, sosyal yaşamın temelinde tasarım var. Öte yandan tasarım, eşitsizlikler ve yepyeni görmezden gelme biçimleri de oluşturuyor. Bir yandan dünyada hiç olmadığı kadar insan savaş, kanunsuzluk, yokluk ve iklim şartları nedeniyle zorunlu olarak yerinden olurken, diğer yandan insanın genetik yapısı ve iklimin kendisi aktif olarak yeniden tasarlanıyor. Artık ‘iyi tasarım’ olgusuna sığınamayız. Tasarımın baştan tasarlanması gerekiyor.”

5 Aralık 2015 Cumartesi

Mülteciler, Tanıklıklar... Hangi İnsan Hakları?

"Evden taşınmanın nasıl bir çile olduğunu hepimiz biliriz. Hele bu taşınmaya hazırlıksız yakalanmışsak... Bir süreliğine de olsa gündelik düzenimizden olmak, eşyaları toparlamak, sokağımızdan, komşularınızdan kopmak, aşina olduğumuz bakkala veda etmek bile zor gelir.

Bir de sadece evinizi veya yaşadığınız şehri değil, bir anda yurdunuzu –üstelik rızanız dışında- terk ettiğinizi düşünün. Varınızı yoğunuzu geride bıraktığınızı, ana dilinize, dostlarınıza, akrabalarınıza, alışık olduğunuz yemeklere, çocukluk anılarınıza, kısacası o ana kadar sizi siz yapan hemen her şeye veda etmek zorunda kaldığınızı, belki yıllarca belki de hiçbir zaman dönmemek üzere yola çıktığınızı tahayyül edin. Dahası bu yolculuğun tehlikelerle dolu olduğunu, yol boyunca kimi zaman hayatınızı riske edeceğinizi, geleceğe dair en ufak bir güvenceden yoksun olarak hayata devam etmek zorunda kalacağınızı...

Mültecilik işte böyle bir insanlık hali. Ve ne yazık ki istisnai değil, şu anda dünyamızda milyonlarca insanın içinde yaşadığı bir durum." [Necati Sönmez]

7. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 5-9 aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da, ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’de!

Documentarist’in düzenlediği Hangi İnsan Hakları? Film Festivali 5-9 aralık 2015'te 7. yılını kutluyor.

Ana temasını mültecilere ayıran festival, İstanbul’un ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’ye de uğruyor.

Günümüzün en yakıcı sorunlarından biri olan ‘mültecilik’ olgusunu 2015 teması olarak belirleyen festivalin programında Direniş Öyküleri, Kadın Hakları, İklim İçin, Yüzleşme, Hayvan Hakları gibi başlıklar altında 40’tan fazla belgesel sunuluyor.

4 Aralık 2015 Cuma

Çokdillilik ve Türkçenin Alman Okullarında 2., 3. Yabancı Dil Olarak Okutulması

Prof. Dr. Havva Engin (Eğitim Bilimleri Üniversitesi, Heidelberg) 12 Aralık 2015 günü saat 14:30'da Frankfurt am Main'da [IKS, Homburgerland Str. 285, 60433 Frankfurt] "Çokdillilik ve Türkçenin Alman Okullarında 2., 3. Yabancı Dil Olarak Okutulması" konulu bir konferans veriyor.

Konferans Hessen Töder, Rh.Pfalz-Saarland Töder, Hamburg Töder, Gelsenkirchen Töder, Bielefeld Töder, NRW-TÖD, Essen-Ruhr Töder, Niedersachsen-Astöb ve RUTEB desteğiyle, ATÖF-Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu | Bund der Türkischen Lehrervereine in Deutschland e.V.  tarafından düzenleniyor.

Şeb-i Arûs

Hz. Mevlâna'nın 742. Vuslat Yıldönümü vesilesiyle Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü tarafından Kerim Vakfı işbirliği ile 9 aralık 2015 günü, saat 14.00-16.00 arasında [Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu, Merkez Yerleşke, Haluk Türksoy Sk. No:14, Altunizade - Üsküdar - İstanbul] “Hz. Mevlana” konulu bir program gerçekleştiriliyor.

Mutasavvıf yazar Cemalnur Sargut ve Prof. Dr. Emine Yeniterzi söyleşisinin yer aldığı programda “Dinle” isimli kısa film gösterimi yapılıyor. Programın ikinci bölümünde “La Edrî”  tasavvuf musıkîsi topluluğu tarafından ilahilerden oluşan kısa bir konser sunuluyor. Program sonunda katılımcılara Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarından, Prof. Dr. Emine Yeniterzi’nin hazırlamış olduğu “Mevlana” kitabı hediye ediliyor..

3 Aralık 2015 Perşembe

Aziz Nikolaos’un Kültü ve Myra / Demre’deki Kilisesi

Prof. Dr. Sema Doğan, 5 aralık 2015 günü saat 14:30'da, Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü AKMED'in 2015 yılı kültürel etkinlikleri kapsamında  "Ölüm Yıldönümünde Aziz Nikolaos’un Kültü ve Myra / Demre’deki Kilisesi Üzerine Yeni Değerlendirmeler" (AKMED Konferans Salonu, Kocatepe Sokak No: 25 Kaleiçi - Antalya) başlıklı bir konferans veriyor.

2 Aralık 2015 Çarşamba

Ankara’nın Duygusal Tarihi

Tarih Vakfı'nın “Edebiyat ve Tarih” temalı Ankara Tartışmaları'nın [Selanik Caddesi, 82/30, Tankut İş Merkezi, 5. Kat, Kızılay-Ankara; Tel.: 0312 424 05 10] 4 aralık 2015 tarihindeki konuğu, "Ankara’nın Duygusal Tarihi" başlıklı konusuyla 18:00-20:00 arasında, Hakan Kaynar (Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü).

Hakan Kaynar konuşmasında nelere değineceğini şöyle anlatıyor:

“Edebiyat şehirle o şehrin sakinleri arasındaki ilişkinin tarihini yazmak için kaynak olabilir mi sorusuna ‘Evet!’ diyerek başlayacağım. Bu net cevabın arkasından tarihçiden edebiyatçı, edebiyatçıdan tarihçi olur mu tartışmasına girmeden derdimi örnekler üzerinden anlatacağım. Şehrimiz Ankara. Burada doğdum, büyüdüm, yaşıyorum, nedeni bu. Kaynaklarım ise romanlar, öyküler, şiirler. Atıf yapacağım isimler: Yakup Kadri, Nahit Sırrı, Samet Ağaoğlu, Ahmet Muhip, Cihat Burak, Barış Bıçakçı, Sevgi Soysal, Ayhan Geçgin, Nazım Hikmet, Memduh Şevket ve belki dahası. Başkentin doksan yıldır burayı yaşayanlara ne hissettirdiğini anlamaya çalışıyorum. Bu kez anlatmaya çalışacağım.”

Kiev, Moskova ve Ötesi

springerin küratörlüğünde, 6-31 aralık 2015 tarihleri arasında Depo işbirliğiyle [Tütün Deposu, Lüleci Hendek Cad. No:12, Tophane - 34425 İstanbul; Tel.: +902122923956] "Kiev, Moskova ve Ötesi – springerin’in 20 yılı" başlıklı sergi düzenleniyor. Sergiye Ricardo Basbaum, Sanja Iveković, Gülsün Karamustafa, Yuri Leiderman & Andrey Silvestrov, Yasemin Özcan, Johannes Porsch, Felix Sobolev, Haim Sokol ve Mikhail Tolmachev katkı sunuyor. Söz konusu sergi, Bundeskanzleramt Österreich ve Avusturya Başkonsolosluğu Kültür Ofisi, İstanbul tarafından destekleniyor.

springerin – Hefte für Gegenwartskunst üç ayda bir yayımlanan, Viyana merkezli güncel sanat ve kültür teorisi ve eleştirisi dergisi. İlk sayısı 1995’te yayımlanan derginin 20. yılı vesilesiyle çeşitli yerlerde düzenlenen bir dizi sergi, derginin tarihine bir bakış sunmanın yanı sıra geleceğe yönelik olanaklar geliştirmeyi de amaçlıyor. Depo’da gerçekleşen bu sonuncu sunumu, dergi tarihinin özetlenmiş bir versiyonuyla, İstanbul’un özel bağlamı arasında ilişkiler kurmaya yönelik bir girişim. Yayın, basılı mecranın gerektirdiği şekilde, sadece metin ve imaj formatıyla sınırlıyken, Depo’daki sunum sergi mekânına uyarlanmış durumda.

Sergi tematik açıdan, “The School of Kyiv / Kiev Okulu” Bienali’yle bağlantılı olarak hazırlanan "Kiev, Moskova ve Ötesi" başlıklı ekim 2015 sayısını çevreleyen bağlamı sürdürüyor. Avrupa Birliği’nin doğu sınırlarındaki politik ve kültürel coğrafyalara eleştirel bir bakış sunan bu sayı, siyasi çatışma, şiddet ve etnik/milliyetçi rekabet ortamında güncel sanatın üstlenebileceği role odaklanıyordu. Sanat ve sivil toplum arasında, her tür basite indirgeyici ulusal çerçevenin ötesine geçen, entelektüel ve sanatsal alışverişi besleyecek yapıcı bir diyaloğun nasıl başlatılabileceği öncelikli sorulardan biriydi.

Sergide Kiev Bienali'den bazı yapıtların yanı sıra, bu bağlamda okunabilecek diğer üretimler de yer alıyor. Seçki - springerin eski sayıları ve son (uluslararası) sayısıyla beraber – derginin 20 yıllık tarihi boyunca özelliği olmuş, çok boyutlu söyleme sahip, siyasi eğilimli bir girişime tanıklık ediyor.

1 Aralık 2015 Salı

Neveser Özenbaş - Mutant

Neveser Özenbaş - Sormak mı,
tuval ve pleksi katmanları üzerine karışık teknik, 135 x 200 cm.
[KanalKultur] - Neveser Özenbaş, "Mutant" adını verdiği solo sergisi ve tuval ile pleksi katmanları üzerine yapmış olduğu çalışmaları ile 3 - 20 aralık 2015 tarihleri arasında Galeri Selvin'de sanatseverlerle buluşuyor.

"İçinde bulunduğumuz dönem hem lokal hem de küresel ölçekte komplolar, kirli siyaset, kirli savaşlar, çevreci politikaların gelişimi, moda, spor - özellikle futbol - ve fanatizm, değişen şiddet araçları ve etkileri gibi olguları üretmektedir.

Kent ve birey bağlamında toplumsal bazda ortaya çıkan bu olgular bireye yeni yaşam biçimleri, kişisel gelişim teorileri, sürekli hastalık ve fobi üretme, depresyon ve obsesif davranışlar geliştirmek gibi reflekslerle sirayet etmektedir.

30 Kasım 2015 Pazartesi

Hakan Eraslan - Ahşabın Ruhu

[KanalKultur] - Hakan Eraslan, Ahşabın Ruhu adını verdiği, ahşap heykellerden oluşan eserleriyle Galeri Soyut B Salonu'nda 27 kasım - 16 aralık 2015 tarihlerinde ağaç yontu meraklısıyla buluşuyor.

Hakan Eraslan

1971'de Çorum / Osmancık'ta doğdu.

1995'te Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu.

Halen İzmir Karşıyaka'da bir devlet okulunda resim öğretmenliği yapıyor, resim ve heykel çalışmalarına kendi atölyesinde devam ediyor..

24 Kasım 2015 Salı

Bugün Tükenirken Gelecek Nasıl Anımsanacak? - Nurtaç Özler: Oluşum - Dönüşüm

[KanalKultur] - Krişna Sanat Merkezi, 10 aralık 2015 - 10 ocak 2016 tarihleri arasında Nurtaç Özler'i "Oluşum - Dönüşüm" adlı solo sergisiyle konuk ediyor.

Dilek Karaaziz Şener, sergi hakkında kaleme aldığı "Doğa Oluşur ve Resme Dönüşür…" başlıklı yasında şunları kaydediyor:

"Nurtaç Özler’in resminin anlamlarıyla söze başlamalı. Çünkü gerek tema gerekse malzeme üzerinden doğanın insan eli değerek bir tümöre dönüştürdüğü her bir parçasının sızıları hüküm sürüyor. Geometrik düzenler sanatçının resmini izleyenleri doğanın her geçen gün biraz daha tükenen bedeninden kopan bir uzvun içine doğru çekiyor. Parça bütün ilişkili yüzeylerin koyu-şeffaf zıtlıklarının çekici ritminin içinden geçiriyor. Tek bir rengin fon oluşturduğu yüzeylerde parçalanma dıştan içe doğru gelişip merkezdeki renk patlamalarıyla görünmez bir dehlizin içinde kayboluyor. Merkezdeki noktaya çekilen göz, imgenin çağrısını kesinlikle geri çevirmiyor. Söz dinliyor. Zaten imgeleri kim dinler ki gözden başka?! İzleyici çekildiği ve renklerin dinamizmi ile kendini kaybettiği noktada bir anımsama pratiğine girişir. Nedir bu? Apaçık tümöre dönüşen her bir doğa dokusunda, elinin değdiği her yere aynı müzmin hastalığı bulaştıran insanoğlunun geleceğe dair anımsamalarını çoğaltmak…

20 Kasım 2015 Cuma

Déjà vu

Elif Aydoğdu Ağatekin
[KanalKultur] - Nurol Sanat Galerisi, 12 kasım – 5 aralık 2015 tarihleri arasında Déjà vu adlı Cam ve Seramik Sergisi'ne ev sahipliği yağıyor.

Déjà vu; Anadolu Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ve Muğla Üniversitesi’nden 8 genç akademisyenin [Elif Aydoğdu Ağatekin, Mustafa Ağatekin, Kaan Canduran, Tuğrul Emre Feyzoğlu, Vedat Kacar, Burcu Öztürk Karabey, Mürşit Cemal Özcan ve Kadir Sevim] eserlerinden oluşuyor..

Serginin ana teması Déjà vu, yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu. Anı daha önceden yaşamışlık hali.

Sergiye katılan sanatçılar için de aslında bu yeniden biraraya geliş durumu temanın oluşumunu sağlıyor. Bu bağlamda, sergide yer alan eserler, geçmişten bugüne bu duygunun perspektifinde bir açılım sağlayıp izleyicilerle buluşuyor.

Elif Aydoğdu Ağatekin  

1977'de Ankara’da doğdu. TED Ankara Koleji’nde lise eğitimini tamamladıktan sonra 2000’de Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Seramik Ana Sanat Dalı’nda 2002’de; Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalı’ında Sanatta Yeterlilik programını da 2012'de tamamladı. Atık seramikleri kullanarak biçimlendirdiği kavramsal ve politik içerikli eserleriyle yurtiçi ve dışında bir çok etkinliğe katıldı. İki kişisel sergi açtı. Alanında 5 ödül sahibi olan, farklı müze ve koleksiyonlarda eserleri bulunuyor. Halen Birecik Şeyh Edibali Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü’nde Yardımcı Doçent olarak görev yapıyor.

19 Kasım 2015 Perşembe

Yakup Karahan çizdi: Sovudu birez...

© Yakup Karahan çizdi: Sovudu birez...

Orhan Taylan Resim Sergisi

"geleneksel batı resminin ışık kaynağı / gölge, tek mekan / perspektif gibi ögelerini reddederek soyut ama figüratif bir dille kurmak..."

[KanalKultur] - Figüratif resmin güçlü fırçası Orhan Taylan, 14 kasım – 4 aralık 2015 tarihleri arasında Hobi Sanat Galerisi'nde solo sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Kapalı bir mekanda, değişik konumlarda poz veren model ve sanatçının ona bakışı ya da modelle bir arada tasarımlanan ölüdoğa elamanları, Orhan Taylan'ın resimlerini oluşturan başlıca konular.

Sanatçının resimlerinde figür; yaşamı, direnmeyi ve geleceğe güveni simgeliyor.

18 Kasım 2015 Çarşamba

Ferzan Genç Çuhadaroğlu Resim Sergisi

[KanalKultur] - Ressam Ferzan Çuhadaroğlu,  21 kasım - 18 aralık 2015 tarihleri arasında, Galeri İdil'de 10. kişisel sergisiyle sanatseverler karşısına çıkıyor.

Ferzan Çuhadaroğlu, eserlerinde farklı malzeme ve tekniklere yer veriyor; suluboya, akrilik ve yağlıboyayı aynı tutku ve ustalıkla kullanıyor. Eserlerindeki canlılık ve dinamizm dikkat çekiyor.

Çuhadaroğlu'nun soyut çalışmalarının yanı sıra insan ve doğaya duyduğu büyük ilgi resimlerine de yansıyor; nüler, çellistler, yağmurlu sokaklar, kalabalık kentler... ele aldığı başlıca konuları, izleyiciyi adeta içine çeken farklı bir yorumla sunuyor.

Sanatçı yıllardan beri titiz bir çalışmayla oluşturduğu tarzının ürünleri olan resimlerini bu sergide sanatsverlerle paylaşıyor.

Ferzan Çuhadaroğlu

1970'de Rize-Pazar'da doğdu. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden mezun oldu. 1999-2001 İstasyon Sanat Merkezi'nde desen ve yağlı boya dersleri aldı. Hülya Düzenli ile çalıştı.

17 Kasım 2015 Salı

Okul Öncesi Eğitimde İşbirliği: Bir Çocuk - İki Dil

Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Akdeniz Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) tarafından ikidilli okul öncesi eğitim üzerine yeni bir proje başlatıldı.

Hei-MaT ile AKVAM öğretim üyelerinin birlikte geliştirecekleri eğitim programı, Avrupa ve özellikle Almanya’daki Türk çocuklarının dil problemlerine okul öncesi eğitim kapsamında çözüm olmayı hedefliyor.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından desteklenen model projenin amacı, Türk ve Alman çocuklarının birlikte gideceği kreşlerde çalışacak öğretmen yetiştirmek.

Dört yıllık bir lisans programı olması planlanan öğrenim sonunda mezunların her iki üniversiteden de diploma alması planlanıyor.

Erdoğan Karayel çizdi: Ahmet Kaya

© Erdoğan Karayel: "Ahmet Kaya'yı yitireli de 15 yıl olmuş..
Her kesimden insanın dinlediği müziklerinin tınısı hâlâ kulaklarımızda.."
donquichotte.org/

İki kültürü birleştirirken | Componendo due culture

İtalyan Kültür Merkezi'nde [Meşrutiyet caddesi n.75, Tepebaşı, Beyoğlu – İstanbul] 18 kasım 2015 günü, saay 20'de Francesco Taşkayalı tarafından "İki kültürü birleştirirken" | "Componendo due culture" adlı piano konseri veriliyor.

16 Kasım 2015 Pazartesi

2. İstanbul - Orchestra'Sion-Uluslararası Piyano Yarışması

[KanalKultur] - Notre Dame de Sion Fransız Lisesi tarafından düzenlenen 2. İstanbul - Orchestra'Sion-Uluslararası Piyano Yarışması 16 - 22 kasım 2015 tarihleri arasında yapılıyor.

Yarışmanın Jüri Başkanı ünlü orkestra şefi ve piyanist Vahan Mardirossian.

2. İstanbul Orchestra’Sion Uluslararası Piyano Yarışması'na 14 değişik ülkeden yaklaşık 100 aday başvurdu. Haziran ayında Jüri bir ön seçim gerçekleştirerek yarışacak 40 adayı belirledi.

Uluslararası Piyano Yarışması’nın Gala Gecesi ve Ödül Töreni 22 kasım 2015 pazar akşamı saat 19.00'da, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda. İzleyicilere açık olan gece, TRT HD kanalından canlı olarak yayınlanıyor.

14 Kasım 2015 Cumartesi

Geçmişe Tanıklık

Aylin Zaptçıoglu - İsimsiz,
tuval üzeri yağlıboya, 178 x 98 cm., 2015
[KanalKultur] - Evin Sanat Galerisi, 07 – 15 kasım 2015 tarihleri arasında “Geçmişe Tanıklık” temasıyla kapılarını ziyaretçilerine açan ARTIST 2015 / 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’na katılıyor.

Evin Sanat Galerisi, 7. Salon 712A numaralı standında Nuri İyem ve Nasip İyem’in eserlerinin yanı sıra Neş’e Erdok, Rahmi Aksungur, Cansen Ercan, Temür Köran, Hakan Gürsoytrak, Zulal, Hakan Cingöz, Emin Turan, Setenay Alpsoy ve Aylin Zaptçıoğlu’nun yeni eserlerinden oluşan bir seçkiyle yer alıyor.

16 Eylül – 31 Ekim tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde gerçekleşen “Nuri İyem 100 Yaşında / Portre” sergisi ile 100. yaşını kutlanılan Nuri İyem’in, sergi kapsamında gerçekleştirilen kendi atölyesinin canlandırılması, ARTIST 2015 / 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’na taşınıyor.

Nuri İyem’in kendi çektiği fotoğraftan yola çıkarak hazırlanan atölye canlandırılması; sanatçının bitmemiş eserleri, paleti, fırçaları, kişisel eşyalarını içeriyor.

13 Kasım 2015 Cuma

Galeri İlayda Contemporary Istanbul’da!

Özcan Uzkur - İnsanlığın Sonu Serisi 1 |
The End of Humanity Series 1,
karışık teknik | mixed media,  100x70 cm., 2015
[KanalKultur] - 10.’su organize edilen Contemporary Istanbul, 12 - 15 kasım 2015 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve yanındaki İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.

Contemporary Istanbul,  İstanbul’u geniş bir sanat izleyicisi kitlesinin odak noktası yapıyor.

Contemporary İstanbul 2015’e Galeri İlayda, Lütfi Kırdar Rumeli Salonu A2-405 no’lu standında Atilla Galip Pınar, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Derya Özparlak, Gazi Sansoy, Nurdan Likos, Kerim Yetkin, Mehmet Turgut ve Özcan Uzkur’un Contemporary Istanbul 2015 için özel olarak hazırladıkları eserlerle katılıyor.

Atilla Galip Pınar, eserlerinde varoluş karşısındaki bilgisizliğinin, geçiciliğinin, çaresizliğinin, yalnızlığının ve tutsaklığının farkına varan birey, tedirgin bir ruh haline bürünür ve bu farkındalıkla derin bir yabancılaşmayla yüzleşiyor.. Bu bağlam, sanatçının eserlerinin kavramsal altyapısını oluşturuyor. Yapıtlarında, çoğunlukla bir kutuyu andıran iç mekanlarda, dönüşen insanlar, bağıran, ürkmüş hayvanlar, girift dallar, kökler, ağaçlar… vs. bu altyapıyla örtüşecek şekilde tasvir ediliyor.. Sonuçta, kaotik bir uyumun egemen olduğu, ontolojik düşünce katmanlarından oluşan, güçlü eserler ortaya çıkıyor. Resimlerinde çoğunlukla kendi iç yolculuğunun ve varoluş sorgulamalarının yansımalarını izleyiciyle paylaşıyor. İnsan ve doğa ilişkisini temel alan, duygusal anlamda loş olarak tanımlanabilecek fakat bütünüyle pesimist  olmayan  bir yaklaşımın görüldüğü eserler, özellikle günümüz insanının maddeselliğe indirgenmiş genel bilinç düzeyine eleştiriler yöneltiyor.

Caner Şengünalp, heykeli insan yaşamını süslemek için değil, değiştirmek ve bilgi aktarımını sağlamak için yapan sanatçı, uygulamalarını bu yönde tasarlıyor. Özellikle kentsel mekanlar için heykeli bir mekan kurucu öğe olarak üretir ve mekânsal bağlamın taşıdığı anlamı sorgulayarak, izleyicinin yapıtın aktif bir tamamlayıcısı olmasına, mekânsal belleğin yapıtın oluşum sürecine katılmasına dikkat ediyor. “Maket” ölçeğine indirgenmiş figürler, büyük bir tiyatro sahnesi gibi düşünülen, her gün daha da büyüyen ve dönüşen İstanbul’un birer aktörleri olarak bu dev sahnede yerlerini alıyor.

Osman Arık'tan Otomobil Resimleri

© Osman Arık
[KanalKultur] - Peker Sanat; 9 kasım – 15 aralık 2015 tarihleri arasında, Ankara sanat sezonunun ilk sergisine, sanatçı Osman Arık ile merhaba diyor.

Sergide genç sanatçının son dönem yapıtlarından oluşan özel çalışmaları yer alıyor...

Osman Arık "Neden Araba Resimleri" başlığıyla kaleme aldığı yazısında şunları kaydediyor:

"Sanatçıların çoğu gibi ben de resim yapmaya çocukluk yıllarımda başladım. Sanki gözümü açar açmaz çizmeye başladım gibi hissediyorum. Sadece otomobil çizerdim. Kimsenin bana, "şunun resmini yap" dediğini anımsamıyorum. Kendi kendime bu işe başlamamda bir anlam vardı bence ve hayatım boyunca otomobil çizimleri yapmak için bu yüzden ısrarcı davrandığımı söyleyebilirim. İlk yıllarda kendi kendime tasarımlar yapardım daha sonra genelde klasik otomobillere ilgi duydum. Nedenini şu şekilde açıklayabilirim sanırım:

İnsanlık; modern çağda yaşamasına, neredeyse bütün teknolojik imkânlara sahip olmasına, bunları kullanabilmesine rağmen geçmiş dönemlere karşı bir özlem ve hayranlık duymaktadır. Eski kıyafetler, ev eşyaları, apartmanlar, tasarımlar, sanat eserleri vb.… Bu hayranlık yaşadığımız her anın geçmişten kopup gelmesine bağlıdır belki de. Geçmişe karşı duyulan hayranlığın en temel örneklerinden biri ise otomobillerdir kuşkusuz. Çünkü üretildikleri dönemin tasarım fikrini ve belki de sanat anlayışını yansıtırlar. Abartıyor olabilirim hatta ama her biri sanat eseri gibi geliyor bana, en azından o kaygı ile tasarlanmışlar sanki. Örneğin; üretildiği dönemin bütün özeliklerini yansıtan 1929 model Bentley Blower marka otomobilde içe-dışa doğru genişleyen daralan hatlar, yuvarlak dalgalı çizgiler ve her eski otomobilde bulunduğuna inandığım estetik kaygı bana bir heykeli anımsatıyor. Yürüyen, ses çıkaran ve hatta hız yapabilen bir heykel. Bir çok parça kaportanın altına gizlenmemiş, apaçık ortadadır. Bu durum detayları da gözler önüne serer. Detaylar her zaman ilgimi çekmiştir.