Bu Blogda Ara

30 Ekim 2015 Cuma

Osmanlı'da Bir Kadın Dergisi: Demet - ḫānimlara mah̲ṣūs haftalık muṣavvar macmū'a

Demet - ḫānimlara mah̲ṣūs haftalık muṣavvar macmū'a.
Istānbūl : Maṭba'a-i-'Āmira, 1 (1324) [1908]
 
[KanalKultur] - Osmanlı'da "Kadın" dergisi olarak "Demet" "ḫānimlara mah̲ṣūs haftalık muṣavvar macmū'a" başlığıyla 1908'de yayın hayatına başladı.

Dergide erkek yazarların yanısıra Halide Edip, İsmet Hakkı, Fatma Müzehher gibi kadın yazarların yazıları da yer aldı.

Feminizm kavramı tartışıldı; kadınların mesleki olarak sınırlandırılmalarına tepki gösterilerek kız okullarına da fen dersleri konması gerektiği vurgulandı.

30 Kasım 1908 - 11 Ocak 1909 tarihleri arasında sadece yedi sayı çıkabildi.

Serlevhasındaki ifadesiyle:

"Edebi, ilmi, siyasi, hanımlara mahsus haftalık musavver mecmuadır ve çarşamba günleri intişar eder. Nüshası 2 guruştur ve imtiyaz sahibi Hakkı Behiç, başmuharriri ise Celal Sahir (Erozan) musavviri Server İzzet' tir. Abone bedeli İstanbul senelik 90 altı aylık 50 guruş taşra senelik 120 altı aylığı 65 kuruştur. Osmanlı Kadınlarının menafi umumiyesine hadim ve sanayi-i nefiseye dair her türlü muharrerat ve asar sanat kabul ve neşrolunur. Neşrolunmayan asar iade olunmaz. İdarehanesi Babıali civarında daire-i mahsusadır".

Serlevhanın altında adedi, Rumi yayınlandığı tarih, gün yıl ve cilt kayıtları yer almaktadır. [1]

29 Ekim 2015 Perşembe

Ünal Cimit'i Anma Sergisi

“Seramik yapımı için gerekli tüm kil ve mineraller Anadolu toprağında dopdolu... Özellikle boraks ve türevleri yönünden dünyanın en zengin ülkesi Türkiye’dir... Ondandır Anadolu insanı evrende seramik tutkusuna ilk tutulan insanlardandır... Böyle güzel topraklara borcumuzu, onları daha iyi değerlendirerek, daha güzel yapıtlar vererek ödemeliyiz... Çalışmalarımda özenle dikkat ettiğim nokta tümüyle yerli malzeme kullanmaktır. Çanaklarımda bu daha belirgin vurgulanır. Rölyef ve heykellerimde aynı olguya, kişiyi yorumlamayı da ekliyorum. Sevinçler üzüntüler coşkular, sevgiler bazen iç içe, bazen yan yana benim için. Bir çanak, bir rölyef veya bir heykel bir şiir olmalı.” [Ünal Cimit ]

[KanalKultur] - 17 kasım - 6 aralık 2015 tarihleri arasında "Ünal Cimit'i Anma Sergisi" isimli seramik sergisi, Galeri Selvin 2'de sanatseverlerle buluşuyor.

Ünal Cimit (1934-1993)

1934’de Karadeniz Ereğli’de doğdu. İlk ve orta eğitimini Ereğli’de, lise eğitimini Bursa Ziraat Lisesi’nde tamamladı.

Liseden sonra 1952 de başladığı Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü'nde, üç yıl Halil Dikmen ve Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyelerinde öğrenim gördü.

Daha sonra Avrupa’ya gitti. Üç sömestr Offenbach/Main Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu’na devam etti.

Ardından Höhr Grenzhausen Staatliche Keramische Schule’ye geçti. Buradaki eğitimini üstün başarı diploması ile bitirerek, bir süre heykeltraş Fr. Schmit Rueter’in asistanlığını yaptı.

28 Ekim 2015 Çarşamba

Osmanlı’da Çevre Sorunları: Osmanlı Irakı’nda Petrol ve Petrole Dayalı Çevre Kirliliğinin Keşfi

Toplumsal Tarih, ocak 2008'de yayınlanan 169. sayısında “Osmanlı’da Çevre Sorunları”nı ele alıyor.

Dosya’da yer alan ilk yazı aynı zamanda dosyanın editörlüğünü de üstlenen Hamdi Genç’e ait. “İstanbul Boğaziçi Sahillerinde Sanayileşmeye Gösterilen Tepkiler" başlıklı yazıda, Boğaziçi’nin hem Avrupa hem de Anadolu sahillerinde, 19. yüzyıldan itibaren görülen çarpık sanayileşmeye halkın ve kamu otoritelerinin verdiği tepkiler iki örnek üzerinden açıklanıyor.

Haliç’ten Osmanlı Irakı’na Çevre Sorunları

Dosya’da yer alan bir diğer yazı, M. Sait Türkhan’ın, "19. yüzyılda Haliç’te Çevre Sorunları ve Deniz Kirliliği" başlıklı makalesi. Yazar, Haliç ve çevresinde meydana gelen kirliliğin nedenlerini; Tabiat Şartlarından Kaynaklanan Kirlilik, İnsan Eliyle Meydana Gelen Kirlenme ve Sanayi Tesislerinden Kaynaklanan Kirlilik başlıkları altında inceliyor.

Filiz Dığıroğlu, "Osmanlı Devleti’nde Hava Kirliliği" başlıklı makalesinde, 19. yüzyılda İstanbul’daki sanayileşme ve deniz ulaşımında kullanılan vapurların bacalarından çıkan duman nedeniyle meydana gelen hava kirliliği ve devletin ilgili birimlerinin bunu önlemek amacıyla aldıkları önlemlere ilişkin değerlendirmeler yapıyor.

Burcu Kurt, "Osmanlı Irakı’nda Petrol ve Petrole Dayalı Çevre Kirliliğinin Keşfi” başlıklı yazısında, Osmanlı Irakı ile İran toprakları arasından geçen ve “bölge halkının yegâne içme suyu kaynağı olmanın yanı sıra sosyoekonomik hayat açısından da önem taşıyan Şattü'l-Arap Nehri’nin” petrol nedeniyle kirlenmesini ele alıyor.

27 Ekim 2015 Salı

Schriesheim'de Sonbahar Başlangıcı, 2015


Schriesheim'de Sonbahar Başlangıcı;
© Foto: İsmail Engin,
Schriesheim - Rhein-Neckar-Kreis - Baden-Württemberg, 2015

Erdoğan Karayel çizdi: Syrian Child | Suriyeli Çocuk

© Erdoğan Karayel: Syrian Child | Suriyeli Çocuk
donquichotte.org/

Ayla Aksoyoğlu - Opus Magnum

[KanalKultur] - Ayla Aksoyoğlu, Opus Magnum adlı kişisel sergisiyle 3 kasım - 3 aralık 2015 tarihleri arasında Krişna Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı sergi hakkında;

"opus magnum

bu kapkara gökler, uçamayan kuşlar
seyirsiz mavi ve ölü çocuklar
bu karaya oturan vicdan
ne kadar övünsen az, senin eserindir ey insan"

diyor.

Ayla Aksoyoğlu

1990 yılında Gazi Üniversitesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Türkiye içinde ve dışında kişisel ve karma sergiler yaptı, fuarlara, bienallere katıldı. DYO, Şefik Bursalı, Devlet Resim Heykel Sergisi gibi önemli etkinliklerde eserleri sergilendi, ödüller aldı.

23 Ekim 2015 Cuma

Vielfalt gestalten – Chancen erkennen. Kita und Schule in veränderten Lebenswelten | Farklılıkları Şekillendirmek – Fırsatları Görmek – Değişen Göç Toplumlarında Kreş ve Okul Eğitimi

Flüchtlingskinder beim Deutschlernen
in einer Vorbereitungsklasse in Heidelberg
Der diesjährige Bildungskongress der Frankfurter Buchmesse fand am 14.10.2015 statt und hatte sich den Titel „Vielfalt gestalten – Chancen erkennen. Kita und Schule in veränderten Lebenswelten“ gegeben.

Den Kongress leitete Prof. Dr. Fthenakis mit einem Vortrag zum Thema „Kindliche Entwicklungen in veränderten Lebenswelten verstehen und stärken“ ein. Aspekte dieses Themenkomplexes, wie „Zusammenarbeit mit Eltern“, „Kindliche Mehrsprachigkeit“ und „Interkulturelle Kompetenzen in der pädagogischen Arbeit“ wurden anschließend in Workshops aufgegriffen und diskutiert.

Frau Prof. Dr. Havva Engin hielt den zweiten Hauptvortrag des Kongresses; er widmete sich dem Thema „Interkulturelle Lernziele in einer inklusiven Bildung“. Die Referentin appellierte an die anwesenden politischen Vertreter wie Pädagogen, die Fehler der Vergangenheit bezüglich der schulischen Eingliederung von Zuwanderkindern nicht zu wiederholen, d.h., Kinder und Jugendliche nicht in separierenden Beschulungsmaßnahmen zu belassen und für den Deutschunterricht Kolleginnen und Kollegen mit Sprachförderexpertise bereit zu stellen.

Sie führte aus, dass es in diesem Zusammenhang pädagogisch zielführender sei, nicht den Defizitblick zu verfolgen, sondern die mitgebrachten sprachlichen und kulturellen Ressourcen der Schüler stärker in den Blick zu nehmen und diese für das Deutschlernen zu aktivieren.

Nejat Erem Retrospektif - Bir Uçurtma Hikayesi

Nejat Erem - karton üzeri suluboya, 45 x 35 cm.
[KanalKultur] - Galeri Eksen, geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan ve resimlerinde doğa kaynaklı anlatımcılığın izleri egemendir olan sanatçı Nejat Erem anısına, 20 kasım - 20 aralık 2015 tarihleri arasında "Bir Uçurtma Hikayesi" adıyla "Retrospektif" sergi düzenliyor.

Nejat Erem, yarım asırdan fazla bir zaman dilimi içerisinde yağlıboya ve suluboya eserlerin yanında fotoğraf ve karikatürleri ile Türkiye sanatında yer aldı.

Eserlerinde insana has renkler ve şekiller kullanırken, bakılması gereken açıyı doğru şekilde anlattı.

Çoğu zaman eserlerinde çocukluğu, gençliği ve bizi etkileyen objeleri gösterdi.

Anlatısı insanlara hiçbir zaman soğuk ya da uzak kalmadı. Samimi ve etkileyicidir.

Kuşları canlı, ağaçları yeşil ve bilge, kadınları neşeli ve erkekleri zevklidir.

Işıklar altında ve farklı bir boyutta morlar, sarılar ve yeşiller sürekli dans eder. Bu hareket, eseri izlerken önce gözlere sonra ruha hitap eder.

Nejat Erem (1927 – 2015)

1927'de İstanbul'da doğdu.

22 Ekim 2015 Perşembe

Muhsin Kut - Kuş Satıcıları

Muhsin Kut - "Kuş satıcıları",
tuval üzeri yağlı boya, 91 x 77 cm., 2015
[KanalKultur] - Muhsin Kut, 10 ekim - 7 kasım 2015 tarihleri arasında Kızıltoprak Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Muhsin Kut, "Ben buyum, belleğimin ucu açık noktaları ile gezip gördüğüm, yaşadığım her yerin, özellikle kentim İstanbul'un sokaklarını, tarihi eserlerini, evlerini, kapılarını, pencerelerini, çatılarını, pek ender de insanlarını 'kuşbakışı' görünümleri ile resmederim." diyor ve son çalışmaları için şunları ifade ediyor:

"İlk kez, bugüne dek yaptığım resimler arasından bir seçki ile; 'içimden geldiği gibi' bir sergi hazırladım. 'İçinizden geldiği gibi' izleyin..."

Muhsin Kut

1938'de doğdu. İlk resim sergisini Taksim Meydanı'nda açtı.

İDGSA Seramik Bölümü'nden 1968'de mezun oldu.

21 Ekim 2015 Çarşamba

I. Dünya Savaşı'nda İttifak Cephesinde Savaş ve Propaganda | Propaganda and War: The Allied Front during the First World War

I. Dünya Savaşı’nda, İttifak Devletleri hanedan üyeleri ve ordu komutanları arasında kurulmuş olan “Silah Kardeşliği”nin ayrı dil, din ve geleneklerden gelen halklar arasında da mümkün olabildiğince geçerli kalabilmesi için propagandanın gücüne büyük ihtiyaç vardı.

Dolayısıyla, Alman İmparatoru II. Wilhelm, Avusturya-Macaristan İmparatoru I. Franz Joseph, Osmanlı Sultanı Mehmed Reşad ve yaklaşık bir yıl sonra da aynı cepheye katılacak olan Bulgar Kralı I. Ferdinand’ın yan yana portreleri Almanya ve Avusturya şehirlerinde neredeyse günlük yaşamın bir parçası haline gelmişlerdi.

Madalyalardan yardım rozetlerine, Kızılhaç bantlarından kartpostallara, porselen ve cam ev eşyalarından müzik notalarına kadar her yerde Osmanlı İmparatorluğu’nu simgeleyen motifler ve ay yıldızlı bayraklar Berlin’i ve bir zamanlar kuşatmalarla korku salmış oldukları Viyana sokaklarını süslüyorlardı.

Dönemin tüm yazılı basınında, gazete ve dergilerde, kitaplarda, bayrak ve flamalarda, duvar afişlerinde “İttifak”ı simgeleyen resimler, fotoğraflar ve birbirinden renkli desenler, ülke yönetimlerinin değişebilen politik çıkarlarının halklar arasındaki ilişkileri nasıl inişlere veya çıkışlara sürükleyebileceğinin eşsiz kanıtları olarak tarihe geçmekteydiler.

20 Ekim 2015 Salı

Aleviliğin Kimliği, Dayandığı Esaslar Gelenek ve Görenekleri

[İsmail Engin] Tahtacıların Hacı Emirli Ocağı'nın "dikme baba"sı olarak Kızılcapınar Germencik / Aydın'da yaşayan ve kendini İbrahim-i Sani evladlarından kabul eden, kemanla deyiş okuyan Bayram Kemancı'nın "Aleviliğin Kimliği, Dayandığı Esaslar Gelenek ve Görenekleri" adı verilen eseri, Aleviliğe yöneltilmiş olumsuz önyargıların giderilmesi gerektiğini belirten, birlik ve beraberliğe hitap eden bir "Ön söz" ile başlamaktadır.

Eserde, Kuranıkerim'deki Nebe', Hacc, Âl-i İmran, İsrâ gibi değişik sûrelerden alınan kimi ayetler ardı ardına Türkçe olarak zikredildikten sonra, Veda Haccı ile Gadîr-i hum olayı ve Hz. Muhammed'in vasiyeti üzerinde durulmaktadır.

Bunu Aleviliğin oluşumunun ve doğuşunun ele alındığı "Alevilik" ile "Aleviliğin Doğuşu" adlı kısımlar izlemektedir.

Kemancı'nın eserde ağırlıklı olarak irdelediği konu, "Alevinin Kimliği Gelenek ve Görenekleri Dayandığı Esaslar" başlığıyla okuyucuya sunulmaktadır.

Bu kısımda yine Âl-i İmran, Nûr, Bakara, Mâide sûrelerinden örnekler verilerek, hizmetler ve semboller (delil gibi) dini temellere oturtulmaya çalışılmaktadır.

Bu bağlamda "Delil", "Pervane (Haberci)" ile oniki hizmet sahipleri ve ayin-i cemle ilgili bilgiler veren eserde, dâr ve ikrar da ele alınmaktadır.

Vortragsveranstaltung: Eugen Biser (1918-2014) zum Gedenken - Modernes Christentum und der Dialog der Religionen

Programm

Prof. Dr. Dres. h. c. Paul Kirchhof (Bundesverfassungsrichter a.D.  Ruprecht-Karls-Universität Heidelberg Mitglied des Kuratoriums der  Eugen-Biser-Stiftung): "Begrüßung und Einführung"

Prof. Dr. Reinhard Düchting (Ruprecht-Karls-Universität Heidelberg): "Begegnung mit Eugen Biser"

Prof. Dr. Richard Heinzmann (Ludwig-Maximilians-Universität München Ehrenpräsident der Eugen-Biser-Stiftung): "Der Dialog zwischen Christentum und Islam. Möglichkeiten und Grenzen"

Dr. Joachim Dauer  (Dekan des Katholischen Dekanats   Heidelberg-Weinheim): "Christliche Glauben Christliche Glaubensverkündigung. Impulse von Eugen Biser"

Prof. Dr. Dres. h. c. Paul Kirchhof: "Christentum und moderne Medien"

Nach allen Vorträgen besteht die Möglichkeit zu Gespräch und Diskussion.

(Mittagspause mit Gelegenheit zum Imbiss auf Einladung der Erzdiözese Freiburg)

Die Eugen-Biser-Stiftung bittet um Anmeldung. 

Vortragsveranstaltung: Eugen Biser (1918-2014) zum Gedenken - Modernes Christentum und der Dialog der Religionen / Samstag, 31. Oktober 2015, 11.00 – 17.00 Uhr; Ruprecht-Karls-Universität Heidelberg Alte Aula, Heidelberg

19 Ekim 2015 Pazartesi

Nazan Erkmen'den Düşler - Efsaneler Retrospektif İllüstrasyon Sergisi

[KanalKultur] - Işık Üniversitesi'nin 20. Kuruluş Yılı Etkinlikleri kapsamında Prof. Dr. Nazan Erkmen "Düşler - Efsaneler" adlı "Retrospektif İllüstrasyon Sergisi"yle 20 ekim - 27 kasım 2015 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

Sergide 200’ün üstünde eser yer alıyor.

Prof. Dr. Nazan Erkmen

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nden mezun oldu. Prof. Mustafa Aslıer’in öğrencisidir. İhtisas alanı illüstrasyondur. Çocuklar ve büyükler için 125’in üstünde kitap ve yüzlerce kitap kapağı resimledi. 50’ye yakın sergi açtı.

2009'da Polonya Wroclaw 4ncü Uluslararası Resim Bienali Jüri üyeliği, 2010'da 32ci City Museum of Skopje Üsküp Uluslararası Öğreni Afiş Yarışması jüri üyeliği, 2012-2013'de Üsküp Uluslararası Afiş Bienali, VII. ve VIII. International Biennial of Drawing Pilsen, 2015'de Accademia belle di arti di Torino 1nci Uluslararası FİSAD Sanat Festivali ve Bratislava Uluslarası İllüstrasyon Bienali’nde jüri üyeliği yaptı.

Sanat alanındaki başarısı yanısıra, kendisine layık görülen ulusal ve uluslararası 22 ödülün yanı sıra, topluma yaptığı hizmetler nedeni ile Türkiye Kadınlar Birliği tarafından “Lider Kadın Sanatçı” ve Mevlana Derneği tarafından da “Topluma Hizmet Ödülü”yle taltif edildi.

16 Ekim 2015 Cuma

Ali Herischi - Andüşüm

Ali Herischi - “Âşık Veysel”, 
Wallboard Üzeri Karışık Teknik, 60 x 60 cm.
[KanalKultur] - Ali Herischi, Andüşüm adlı resim sergisiyle 15 ekim - 7 kasım 2015 günleri arasında Nurol Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı, çağdaş sanatı, endüstriyel tasarımcı kimliği çatısı altında beslendiği kaynakların zenginliği ile üretim sürecine  etken kılıyor ve ona dinamik yaklaşımlar getiriyor.

Ali Herischi

1976-1981 yılları arasında, Bakü ADMİU Dekoratif Tatbiki Sanatlar Fakültesi’nde öğrenim gördü ve Master Programı'nı “Uluslararası Diploma Projeleri” yarışmasında derece alarak tamamladı.

Uzun yıllar Devlet Sanatçısı Ressam B.A. Mirzazade’nin özel öğrencisi olarak çalışmalarına devam etti.

Yakup Karahan çizdi: Rahmetlinin siyasi görünüşü...

© Yakup Karahan çizdi: Rahmetlinin siyasi görünüşü...

15 Ekim 2015 Perşembe

Hayati Boyacıoğlu, Boyacı’nın Küpü ile Schneidertempel Sanat Merkezi’nde

Karikatürlerinde olaylara uzaktan bakmayı deneyen Hayati Boyacıoğlu yaklaşık kırk yıldır Almanya’da yaşıyor.

Küçük yaşlarda Dolmabahçe Küçük Çiftlik Parkı’nda portre karikatürleri çizerek başladığı karikatürden orada da kopmayan Boyacıoğlu’nun değişik kültürler arasında yaşanan tuhaflıkları konu alan çizgileri Almanya’da pek çok dergi, gazete ve okul kitabında yer aldı.

Berlin’de gazetecilik ve filoloji okuyan İstanbul doğumlu Boyacıoğlu’nun çizgileri Almanya’nın çeşitli şehirlerinde sergilendi.

Çizerin “Karakafalılar süpermendir!” [“Kanacken sind Supermänner” Theater im Ludwigshafen TIH, 1983] adında bir tiyatro oyunu, “Uyumsal karşılaşmalar!” [Integrationale Begegnungen” Die Brücke 1994] adlı bir de karikatür albümü var.

55 yaşındaki Hayati Boyacıoğlu’nun çeşitli dönemlere ait tam 55 çalışması 13 - 30 ekim 2015 tarihleri arasında Schneidertempel Sanat Merkezi’nde sergileniyor.

Boyacıoğlu’nun “Boyacı’nın Küpü” adını verdiği sergisinde yer alan çalışmalar arasında kolaj ve portre çalışmaları da bulunuyor.

Orhan Umut - İroni | Irony

[KanalKultur] - Orhan Umut, 'İroni' isimli resim sergisi ile 9-28 Ekim 2015 tarihleri arasında Galeri Soyut A ve B Salonlarında sanatseverlerle buluşuyor.

Orhan Umut Resim Sergisi'nin ana motifini "ironi" kavramı oluşturuyor.

Sanatçı, bu sergisinde izleyicinin zihnini zorlayıp kutuplar arası yolculuklara çıkararak bazı fısıltılarda bulunmak istediğini belirtiyor.

Kendi içinde çatışan kavram ve başlıklardan yola çıkarak, belirsizliklere ve çelişkilere vurgu yaparak, genel geçer formülasyonları yan anlamlarıyla destekleyerek 'ironi' nin o muhteşem gizemliliğini irdeleme halini açığa çıkarıyor.

14 Ekim 2015 Çarşamba

Azınlık Hakları, Jeopolitik ve Seküler Yönetim

Boğaziçi Üniversitesi (Rektörlük Binası Konferans Salonu, 34342 İstanbul), dünyanın önde gelen akademisyenlerini konuk ettiği Boğaziçi Lectures’ta 19 ekim 2015 günü saat 16'da, University of California-Berkeley’den, din, sekülerizm ve toplumsal cinsiyet alanının en önemli düşünür ve araştırmacılarından Antropolog Prof. Saba Mahmood’u konuk ediyor.

 Saba Mahmood’un “Azınlık Hakları, Jeopolitik ve Seküler Yönetim” temalı konuşması, simultane olarak tercüme de ediliyor.

Sosyal ve kültürel antropoloji alanının dünyada önde gelen düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Saba Mahmood, araştırmalarında din, sekülerlik, hukuk ve siyaset ilişkisi, İslamiyet, Ortadoğu ve Avrupa üzerine yoğunlaşıyor. Mahmood, bu konulardaki çalışmalarıyla din ve seküler siyaset ilişkisini kolonileşme sonrası toplumları ele alarak, kültürel yorumlama, hukuk ve toplumsal cinsiyet / cinsellik üzerinden inceliyor. Saba Mahmood araştırmalarında etik ve siyaset, özgürlük ve tutsaklık, din ve sekülerlik, faillik ve teslimiyet kavramlarının altında yatan liberal varsayımları sorguluyor.

Saba Mahmood 

Üniversite eğitimini mimarlık ve şehir planlama alanlarında tamamladı. Doktora çalışmalarını antropoloji alanında Stanford University’de yürüttü.

Ana Hatlarıyla I. Dünya Savaşı Fotoğraf Sergisi

[KanalKultur] - Notre Dame de Sion Fransız Lisesi "La Galerie"de Belçika İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğiyle 19 ekim – 3 kasım 2015 tarihleri arasında "Ana Hatlarıyla 1. Dünya Savaşı Fotoğraf Sergisi" açılıyor.

28 haziran 1914, Birinci Dünya Savaşı’nın ilk ateşi Saraybosna’da tutuşturulur. Hiç kimse, birkaç ay sonra Avrupa’nın alevler arasında kalacağını ve tüm dünyaya dört yıl boyunca yayılacağını düşünmemiştir.

Liège, Tannenberg, Gelibolu, Tabora, Tsingtao, Ypre, Selanik, le Chemin des Dames, ... Birinci Dünya Savaşı daha önce görülmemiş evrensel bir tutuşmadır. Şili’den Samoalara, Belçika, Fransa, Büyük Britanya, Rusya, Yeni Zelanda, Avustralya, Portekiz, Güney Afrika, Kongo, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Almanya, Avusturya, Türkiye, İtalya, Sırbistan gibi en az elli ülkeden askerler karada, denizde ve havada savaşmaktadır. Kamerun’un sıcaklarında, AlpIerin veya Kafkasya’nın karında, Westhoek’un çamurlarında, Çanakkale’nin sahillerinde... her yerde silahların gürültüsü, askerlerin açlığı, susuzluğu ve acıları...

Ülkenin içinde de durum daha iyi değildir. "Zavallı Küçük Belçika" savaşın ilk aylarında istila edilmiş ve yağmalanmıştır. Dört yıllık Alman işgali her seviyede hissedilmiş ve bu işgal sadece işsizlik, fakirlik ve açlık getirmiştir.

12 Ekim 2015 Pazartesi

Dinlerin Hak Din Olma İddiaları ve Çoğulculuk, Tarabya Konferansı 2015 | Religiöse Wahrheitsansprüche und Pluralität, Tarabya-Konferenz 2015

Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği ile Eugen Biser Vakfı ortaklaşa olarak 14.-15.10.2015 tarihleri arasında İstanbul Tarabya'da "Dinlerin Hak Din Olma İddiaları ve Çoğulculuk - Tarabya Konferansı 2015 | Religiöse Wahrheitsansprüche und Pluralität Tarabya-Konferenz 2015"i düzenliyor.

Konferansın "Açılış Konuşması"nı Büyükelçi Martin Erdmann (Almanya Federal Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi) ve Başkonsolos Georg Birgelen (Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu); "Giriş Konuşması"nı Prof. Dr. Martin Thurner (Eugen Biser Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı) yapıyor. Konferansta Alman Katolikleri Merkez Komitesi Hristiyan-Müslüman Tartışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Anja Middelbeck-Varwick'in yanı sıra Prof. Dr. Mehmet Görmez'in de (Diyanet İşleri Başkanı) konuşma yapması bekleniyor.

Konferansın "Açılış"ı Büyükelçi Martin Erdmann ile Prof. Dr. Martin Thurner (Eugen Biser Vakfı) tarafından yapılıyor.

Konferansta "Teolojik Bakış Açıları | Theologische Sichtweisen" başlığında "Musevilik | Judentum" (Prof. Dr. Walter Homolka, Potsdam Üniversitesi; Abraham Geiger Kolleg Berlin); "Hristiyanlık | Christentum" (Prof. em. Dr. Jürgen Werbick, Westfälische Wilhelm Üniversitesi Münster) ve "İslamiyet | Islam" (Prof. Dr. Özcan Taşçı, Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale) ele alınıyor. Bu başlıkta Prof. Dr. Halis Albayrak (Ankara Üniversitesi) moderatörlüğünde her sunumun ardından birer "Panel | Diskussion zum Vortrag" yapılıyor ve sunumlar tartışmaya açılıyor.

Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya

Avrupalı sefirler, tacirler, gezginler Osmanlı diyarında nasıl karşılandıklarını yazıya dökmeyi 15. ve 16. yüzyıllardan itibaren iş edindiler. Osmanlı vakanüvisleri de İmparatorluk sınırları dışındaki dünyayı yok saymamışlardı.

Seferler, fetihler… hepsi de savaşla bağlantılı bu karşı karşıya gelişler, dış dünya ile bir ilişki kurma biçimiydi. Ama öte yandan yabancı tacirlerin ihraç edebileceği ve edemeyeceği mallara ilişkin çok sayıda padişah fermanı, İmparatorluk toprakları dışından gelip Mekke’ye gidecek hacılara verilmiş geçiş izinleri gibi belgeler, ileri gelen Osmanlı görevlilerinin İmparatorluk sınırları dışında kalan yerlerde meydana gelen gelişmelerle yakından ilgilenmek zorunda olduğunu gösteriyor.

İslam hukukunda ve Osmanlı resmi yazılarında, dünyayı, Darülislam (İslam yurdu) ve Darülharb’ten (savaş yurdu) oluşan bir yer olarak tarif etmek âdettendi, ama bunların arasında bir “demir perde” yoktu. Fiili bir savaş hali olmadığı zamanlar, Hindistan, Gürcistan ve çeşitli Hıristiyan Avrupa ülkelerinden gelen yabancı tacirler fazla güçlük çıkartılmadan kabul edilirlerdi. Uzun sürelerden beri İstanbul, İzmir ve Halep’te ikamet eden Venediklilere, Fransızlara veya İngilizlere rastlamak mümkündü.

Kültürel açıdan değer verilen pek çok eşya Osmanlı diyarı ile batılı komşuları arasında gidip geliyordu.

Kitabın başlıca amaçlarından biri, sınırların aslında ne kadar geçirgen olduğunu göstermek şeklinde belirlenmiş.

Mezhepçilik ve Oryantalizm - Türk İmajı

Toplumsal Tarih ekim 2015'te yayınlanan 262. sayısında Murat Bozluolcay’ın “Mezhepçilik ve Oryantalizm” başlıklı yazısını kapağa taşıyor. Bozluolcay “1860 Cebel-i Lübnan ve Şam Hadiseleri”ni kaleme alan Iskander Abkarius’un elyazmasının 1920’de Hollandalı Scheltama tarafından gün yüzüne çıkarılıp yorumlanmasını anlatıyor.

27 Ağustos 2015'te aramızdan ayrılan BÜ Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi ve Tarih Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vangelis Kechriotis, derginin sayfalarında bir makalesi ve ardından yapılan uğurlama törenindeki konuşmaların metinleriyle anılıyor. Kechriotis’in “Postkolonyal Eleştirilerin Gözüyle Geç Dönem Osmanlı Çalışmaları” başlıklı makalesini Emre Akın Pilgir çevirdi.

“ABD-Osmanlı İlişkilerinde 1903-1904 Krizi” başlıklı yazısında Adil Baktıaya, 23 Ağustos 1903’te Beyrut’taki Amerikan konsolos vekilinin bir saldırıyla öldürüldüğü haberinin ardından ABD ile Osmanlı arasında başlayan krizin izini sürüyor.

Mehmet Öznur Alkan, “Türkiye’de Sosyalizmin Baharı ve TİP Yayınları”nda Türkiye İşçi Partisi’nin 1961-1971 yılları arasındaki yayınlarını inceliyor.

Murat Koraltürk, “II. Dünya Savaşı’nda Akdeniz, Türk Şileplerinin Dönüş Maceraları ve Dış Seferler” başlıklı yazısında, II. Dünya Savaşı’nda gemilerin seyir güvenliğinin riskli hale gelmesi üzerine, tarafsız kalan Türkiye’nin kendi denizlerindeki tavrını aktarıyor.

“Malta’da Türk İmajı”nda Akın Öge, Osmanlı Devleti ile Malta arasında yaklaşık iki buçuk asır süren mücadelenin eğitime, sanata, gündelik hayata yansımalarını ele alıyor.

9 Ekim 2015 Cuma

Otoportrede Zamansız Yabancılık ve Uzaklık - İbrahim Resnelli: Zırhın Ötesinde

İbrahim Resnelli - Motivasyon Çürümesi, Otoportre (Triptik),
kağıt üzerine karakalem, toplam boyut: 100 x 393 cm, 2015

[KanalKultur] - Mamut Art Project 2015’te öne çıkan sanatçılar arasında yer alan İbrahim Resnelli, ilk kişisel sergisi "Zırhın Ötesinde" ile 17 ekim – 28 kasım 2015 tarihleri arasında Daire Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

İbrahim Resnelli ilk kişisel sergisinde; sanat eserinin maddesel yapısı ötesindeki anlama/lara ve eser ile izleyici arasındaki iletişime odaklanıyor.

Sanatçının sergilenen çalışmalarındaki amaç; maddeye ve görünüme kilitlenmiş bir bakışın ötesine ulaşmayı başarabilmek:

“Ben, varoluşum içerisinde durduğum yerden bir otoportre çizerim ve ortaya bir zırh çıkar, izleyici bu otoportreye bakar ve bir zırh görür. Zırh, maddesel yapıya bürünmüş zamansız bir yabancılık ve uzaklık temsilidir; yalnızca birbirimize olan uzaklığımızın değil aynı zamanda kendimize olan uzaklığımızın da. Yine de sanat ve duyumsayan bakışımızla sanatı sorgulamamız yoluyla, bu zırhın ötesine geçebilmemiz de olasıdır.”

8 Ekim 2015 Perşembe

Erdoğan Karayel çizdi: Yılmaz Güney

© Erdoğan Karayel: Yılmaz Güney
"biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını..
lakin aç idik yedik karanfil parasını"..
donquichotte.org/

Yakup Karahan çizdi: Avrupamdan insan manzaraları - Bir dil bir insan, hiç dil hiç insan

© Yakup Karahan çizdi: Avrupamdan insan manzaraları
- Bir dil bir insan, hiç dil hiç insan

İlk Vapurdan Marmaray’a Seyrüsefer İstanbul

[KanalKultur] - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., Taksim Metrosu Sanat Galerisi’nde 10 - 23 ekim 2015 tarihleri arasında, 1820’lerden günümüze, şehir içi ulaşım hizmetlerinde kullanılmış olan kara, deniz, raylı sistem ve hava ulaşım araçlarına ait fotoğraflar ile ulaşıma dair “efemera”dan oluşan bir sergi açıyor.

Sergide 300 adet fotoğraf ve özel koleksiyonlardan derlenen efemera (eski biletler, jetonlar, durak, istasyon ve yönlendirme levhaları v.s.) yer alıyor.

“İlk Vapurdan Marmaray’a Seyrüsefer İstanbul” fotoğraf ve efemera sergisinde 100 yıllık atlı tramvay biletleri, şehir hatlarında kullanılan karton vapur biletleri, kıta atlama noktalarını gösteren otobüs biletleri, 40 yıl öncesine ait boğaz köprüsü geçiş bileti ve eski tünel jetonları meraklısıyla buluşuyor.

Sergiyi ziyaret eden İstanbullu sanatseverleri, İstanbul’un ilk belediye otobüsü karşılıyor. İETT özel koleksiyonunda yer alan ve ikinci dünya savaşına da tanıklık eden araç, 26 kişi kapasiteli Beyazıt-Bakırcılar-Mercan-Eminönü Eski Postane hattında İstanbullulara hizmet vermişti.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Sınırlar ve Mülteciler | Borders and Refugees

[KanalKultur] - Ünü sınırları aşan karikatür e-dergisi Don Qichotte; Neşe ve Karikatür Müzesi, Mülteci-Der ve Konak Belediyesi'nin desteğiyle "Sınırlar ve Mülteciler | Borders and Refugees" adlı uluslararası bir sergiyi 9 ekim - 27 kasım 2015 tarihleri arasında İzmir'de Neşe ve Karikatür Müzesi'nde sanatseverlerle buluşturuyor.

Don Qichotte Uluslararası Karikatür Sergisi | Don Qichotte International Cartoon Exhibition - Sınırlar ve Mülteciler | Borders and Refugees / Neşe ve Karikatür Müzesi, Yüzbaşı Şerafettin Bey Sokak, No: 9, Alsancak - İzmir

Türkiye'de Özgün Baskı Resmin Serüveni: İmoga Koleksiyonu'ndan Bir Seçki - Özgün Baskı Sergisi

Burhan Doğançay, taş baskı, 78 x 53 cm.
- © 
IMOGA Koleksiyonu
[KanalKultur] - Her biri kendine has yorumu ve tarzıyla Türkiye'de resim sanatın büyük emek vermiş 16 sanatçının eserlerinden oluşan "Özgün Baskı Sergisi" 14 ekim - 14 kasım 2015 tarihleri arasında Galeri İdil’de sergileniyor.

IMOGA Koleksiyonu'ndan büyük bir özenle seçilen ve bir kısmı hayatta olmayan ustaların yanı sıra gelecek vaadeden şimdiden kendini kabul ettiren genç sanatçıların da eserleri sergide yer alıyor.

Ali Alamaslı, Mustafa Ayaz, Ferruh Başağa, Cihat Burak, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Ümit Doğan, Adem Genç, Ali Teoman Germaner, Ergin İnan, Turhan Selçuk, Süleyman Saim Tekcan, Eda Tekcan, Elvan Tekcan, Merve Turan, Hanefi Yeter sergi kapsamında eserleri sanatseverlere sunulan sanatçılar.

Sanatseverler sergiyle özgün baskı resmin geçmişten günümüze geniş bir zaman diliminde geldiği serüveni izleme olanağını buluyor.

Türkiye'nin İlk Çağdaş Özgün Baskı Resim Müzesi: IMOGA

İstanbul’da Avrupa sanatının gelişmesi 19. yy’da, Türkiye’nin ilk sanat okulu olan Mektep-i Sanayi-i Nefise’nin kuruluşuyla başladı. 1930’lu yılların sonlarında Paris'ten, resim bölüm başkanlığına getirilen Leopold Levy, burada kurduğu gravür atölyesinde, bugünün çok önemli gravür sanatçılarını yetiştirdi ve Türkiye'de özgün baskı sanatının gelişmesindeki ilk tohumları serpti. Devam eden zamanda Türkiye, 1900’lü yılların ikinci yarısına doğru tanıştığı dünya standartlarındaki “özgün baskı resim” kavramına, pek çok faktörün de bir araya gelmesi ile daha yoğun biçimde yakınlık ve bilinç kazandı.

Kevin Kallaugher: 21. Yüzyılda Siyasi Karikatürist Olmak

Kevin Kallaugher (KAL) Londra merkezli The Economist dergisi ve The Baltimore Sun’da editoryal karikatürist olarak görev yapıyor.

Kal, 8 ekim 2015 günü Schneidertempel’de “21. Yüzyılda Siyasi Karikatürist Olmak” konusunu ele alıyor ve seyircilerden gelen soruları yanıtlıyor.

Kal’in geniş The Economist portfolyosunda 4000’in üzerinde basılmış karikatür, 140 dergi kapağı, 2008 yılında küresel ekonomik kriz hakkında tasarladığı “Credit Crunch” adlı masabaşı oyunu ve ödüllü 3 resimli duvar takvimi bulunuyor.

1999 yılında World Encyclopedia of Cartoons’da (Dünya Karikatür Ansiklopedisi) Kal hakkında “Ustalıklı stiliyle Kallaugher (yirminci) yüzyılın önde gelen karikatüristleri arasında yer almaktadır,” ibaresi yer alıyor.

Kal geçmişte Amerikan Editoryal Karikatüristleri ve Uluslararası Karikatürist Hakları Ağı’nın başkanlığını da yaptı. Çalışmalarına, Londra’daki Tate Galerisi ve Washington’daki Kongre Kütüphanesi gibi yerlerde pek çok sergide geniş yer verildi.

Kevin Kallaugher: “21. Yüzyılda Siyasi Karikatürist Olmak” / 8 Ekim 2015; 17:00; Schneidertempel Sanat Merkezi, Bankalar Cad. Felek Sk. No: Karaköy - İstanbul; Tel.: (0212) 249 01 50 

6 Ekim 2015 Salı

Bulgaristan’da Alevi-Bektaşi Kültürü

Bulgaristan’da Bektaşi tarikatı, 13. yüzyıldan sonra, muhtemelen Abdal Musa tarafından kuruldu.

Bektaşiliğin Bulgar topraklarına 15. yüzyılda, "Abdalan-ı Rum" (Anadolu) ya da sadece "Abdal" olarak bilinen dervişlerin İslamiyet’i benimsetme faaliyetleri sayesinde yayıldığı düşünülüyor.

1512–1515’te Osmanlı-Safevi Savaşları sırasında Horasan bölgesindeki Türk kabileleri Bulgaristan’a göç etmişlerdi. Anadolu’da isyan eden Aleviler ise, Osmanlı idarecileri tarafından Balkanlara sürgün ettirilmişti.

Türkiye dışında Balkanlar’da sadece Bulgaristan’da yaşayan Alevilerin oradaki nüfusu 2001 yılı sayımına göre 53.021’e ulaştı.

Kuzeydoğu Bulgaristan Alevilerini; Çelebi (Sofiyan) akımına mensup olan Bektaşiler, Babagân, yani Balım Sultan’ın müritleri olan Bektaşiler, Otman Baba’nın müritleri olan Babailer ve Demir Baba’nın müritleri olan Babailer oluştururlar.

Araştırmacı F. de Jong, Zağra bölgesinde de Bedreddin Simavi’nin müritleri olan Alevilerin yaşadığını söyler. Alevi-Bektaşi ilişkisi çok önemli ve oldukça hassas bir konudur; Bektaşiler kendi iradeleriyle Bektaşi olurken Alevilik doğuştan kazanılır (!?).

Azat Yeman - Benliğin Tükenişi | The Goal of the Self

[KanalKultur] - Azat Yeman, 'Benliğin Tükenişi' isimli resim sergisi ile 9-28 ekim 2015 tarihleri arasında Galeri Soyut C Salonu'nda izleyici ile buluşuyor.

Yeman’ın resimleri, hayali gerçeklikte değil bilincin açık bir biçimde, görünen bir bilinenin üzerinden anlatılan yıkım hikayelerini yansıtıyor. Yeman’a göre resimlerinin her biri anlatmak istediğini anlatıyor, bizi dünyasında dolaştırıyor ve olduğumuz yere geri döndürüyor: Elinizi uzatsanız dokunacak kadar yakınsınızdır ama yardım edemeyecek kadar da uzak kaldığınızı hissedersiniz, olan olmuştur ve yıkım çoktan gerçeklemiştir.

Sanatçı, resimlerindeki suretlerin mutluluk ve hazdan ziyade hep tekinsiz alanlara işaret ettiğinin altını çiziyor. Böylelikle ütopik bir insan olmanın da hırkasını atmayı düşündürüyor.

Resimlerindeki büyük dairelere, sonsuz çemberlere; evren, ışık ve zamana ek olarak renk nüansları eşlik ediyor. Hepsi aynı frekansa hizmet eden bir şarkının notalarından farksız değil. Tıpkı Gestalt'ta olduğu gibi… Sonsuz sayıdaki ağ üzerine kurulu sistemin içerisindeki Yeman’ın insanları ya "Küresel Ağ"ının içerisine hapsolmuş durumdar ya da ağdan çıkmaya meyilli. Birbirini takip eden sonsuz sayıdaki dairesel ağlar küresel çıkmazın varlığına birer kanıt durumunda ve bu döngünün hiçbir zaman bitmeyeceğinin altını çizer duruyor.

5 Ekim 2015 Pazartesi

Beyaz Atlı Fatih ve Necmettin Erbakan Plakları

Toplumsal Tarih eylül 2015'te yayınlanan 261. sayısında Edhem Eldem’in “İstanbul’un Beyaz Atlı Fatihi: Tarihte Gerçek Konusunda Küçük Bir Araştırma” başlıklı yazısını kapağa taşıyor. İstanbul’da işgal orduları komutanı General Franchet d’Espèrey’nin, 8 Şubat 1919’da düzenlenen geçit töreniyle Beyoğlu’na girişi Türk tarih yazımında şoven bir üslupla anlatılır ve kimi ayrıntıları olduğundan farklı aktarılır. Eldem yazısında bu çarpıtmanın kaynaklarını araştırıyor. Bu makaleye kapakta Aydan Çelik’in ilüstrasyonu eşlik ediyor.

Edhem Eldem “Torosyan Tartışmasını Bitiren Bir Derleme: Tarih, Otobiyografi ve Hakikat” başlıklı diğer yazısında, Ayhan Aktar’ın Tarih, Otobiyografi ve Hakikat: Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarihyazımı adlı kitaptaki makalesinde kendisine yönelttiği saldırılara cevap veriyor.

Zafer Toprak, “Nâzım Hikmet’in ‘Putları Kırıyoruz’ Kampanyası ve Yeni Edebiyat” başlıklı yazısında Cumhuriyet’in ilk on yıllarında yeni-eski kavgasının edebiyattaki yansımalarını ve bu çerçevede Nâzım Hikmet’in Resimli Ay dergisinde başlattığı “Putları Kırıyoruz” kampanyasını ele alıyor.

Gönül Paçacı “Vecdi Seyhun Arşivine Bakarken” başlıklı yazısında bestekâr ve piyano, ud ve viyolonsel icracısı Vecdi Seyhun’un Tarih Vakfı’na bağışlanmış olan arşivini tanıtarak araştırmacılara yeni bir alan açıyor ve Seyhun’un yaşamöyküsünü anlatıyor.

“Tarihin Sesli Tanıkları, Necmettin Erbakan Plakları: ‘Yallah Tazyik Erbakan’” başlıklı yazısında Mehmet Öznur Alkan, siyaset sahnesinde uzun yıllar var olan Necmettin Erbakan’ın konu edildiği mizah ve yergi türündeki 45’lik plakları örnekliyor.

4 Ekim 2015 Pazar

Elif Süsler - Club Butterfly

[KanalKultur] - Elif Süsler, "Club Butterfly" adlı solo sergisiyle 7 kasım - 5 aralık 2015 tarihleri arasında Galeri Apel'da sanatseverlerle buluşuyor.

Elif Süsler, işlerinde bireyin kişisel deneyimleriyle bir bütünü temsil eden toplum arasındaki farklılıklardan doğan dengesizlikler üzerine yoğunlaşıyor. Zaman, mekan ve kimlikler arasında oluşturduğu kaymalar kimi zaman absurd ve durgun bir tiyatro sahnesini anımsatıyor.

Sanatçının Galeri Apel’deki ilk kapsamlı kişisel sergisi Club Butterfly’da da kişisel ve kolektif hatıralar arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor.

Galeri mekanını beş ayrı bölüme ayırarak heykel, çizim, fotoğraf ve metinle ortaya çıkan karakterleri bir malzeme çeşitliliği içinde bazen tanıdık nesnelerle birleştirip mekanlara yerleştiriyor.

Medyanın görsel kalabalığı içinde kimliksiz kalmış hüzünlü particiler, evinde kendisiyle başbaşa kalan selfie’ciler ve mutluluğu bulmak için kendini sokaklara vuran hayalperestlerin izleyicileri de içine almasıyla Club Butterfly karakterleri tamamlanıyor.

1 Ekim 2015 Perşembe

Türkiye Milli Eğitim Sisteminde Gayri Milliler: Türkiye Eğitim Sisteminde Ayrımcılık Raporu, Açıklandı!

Tarih Vakfı ve Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) ortaklığında Avrupa Birliği’nin mali desteğiyle yürütülen “Türkiye’de Eğitim Sisteminde Eşitliğin İzlenmesi” adlı proje kapsamında hazırlanan, “Türkiye Eğitim Sisteminde Renk, Etnik Köken, Dil, Din ve İnanç Temelli Ayrımcılık” raporu kamuoyuyla paylaşıldı.

Türkiye’de Formel Eğitim Sisteminde Eşitliğin İzlenmesi için Sivil Toplumun Mobilize Edilmesi (Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi) adlı projenin alan araştırması ve izleme ağı bileşenlerinin derlediği verilere dayanılarak hazırlanan rapor, 2014-2015 Eğitim ve Öğretim Yılında Türkiye’de resmi eğitim sisteminde renk, etnik köken, dil, din ve inanç temelli ne tür ayrımcılıkların var olduğunu ortaya koyuyor.

Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi Projesi Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) ile Tarih Vakfı ortaklığında, Avrupa Birliği’nin mali desteğiyle 1 Mart 2014’ten bugüne yürütülen projenin sonuçları yakın zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’na sunuluyor.

30 Eylül 2015 Çarşamba günü Türkiye “Milli” Eğitim Sisteminde “Gayri Milliler” adı altında düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna sunulan rapor kapsamında incelenen konular arasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle: