Bu Blogda Ara

28 Nisan 2016 Perşembe

BMM’nin Açılışı: Meclis’teki İlk Gruplaşmalar Nasıl Oluştu?

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü “Cumhuriyet Konuşmaları” başlıklı yeni bir konferans dizisi sunuyor. Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç’in vereceği konferans dizisinde “Cumhuriyet” her ay başka bir açıdan ele alınıyor.

10 mayıs 2016 günü saat 18:30’da “BMM’nin Açılışı: Meclis’teki İlk Gruplaşmalar Nasıl Oluştu?” başlıklı etkinlikte meclis içi muhalefetler, komutanlarla görüş ayrılıkları ve sonuçları ile İstiklal Mahkemeleri konularının üzerinde duruluyor.

Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç 

1944 yılında İskenderun’da doğdu. İlk ve Ortaokulu İskenderun’da, liseyi Burdur’da bitirdi. 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İdare ve Siyaset Bölümü'nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. Halen Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı olarak görev yapan Çekiç, hazırlayıp sunduğu tv programlarında Cumhuriyetin kazanımlarını, devrimleri ve Atatürk’ü anlatıyor. Başlıca eserleri: “İmparatorluktan Cumhuriyete Türk Kurtuluş Savaşı Belgeseli”, “Cumhuriyet Tarihi”, “Son Yıl: 1938”, “Mondros’tan İstanbul’a”, “Samsun’dan Erzurum’a”, “Sivas’tan Ankara’ya”.

26 Nisan 2016 Salı

Bursa Sanatçıları Roma'da Karma Sergi Açıyor

@kanalkultur - 26 nisan - 2 mayıs 2016 tarihleri arasında Roma Türk Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği Sanat Galerisi'nde '2016 Bursa Sanatçıları Karma Sergisi' açılıyor.

Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı'nın organize ettiği sergiyi T. C. Roma Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği destekliyor.

Sergide 24 Bursa sanatçısı ve eserlerini tanıtıyor ve Bursa’daki İtalya izlerini de gün ışığına çıkarıyor.

Sergiye şu sanatçılar katkı sağlıyor: Arzu Karayel, Aysun Diniz, Berna Onan, Cüneyt Şenyavaş, Esra Çubuk, Faik Aghayeva, Gonca Yakupoğlu Erim, Gülden Atamer, Huri Aykut Ülker, İnci Aykut, Lale Agheyeva Ürek, Meltem Karakuyu, Merih Ercan, Merve Bekket, Müge Gültekin, Pelin Özer, Rengin Solmaz Sönmez, Rıdvan Özgür, Şebnem Tuna, Seray Artut, Sertap Yeğin, Tuğba Gürkan Şenyavaş, Tülin Öztürk, Turgut Tuna

22 Nisan 2016 Cuma

20 Nisan 2016 Çarşamba

Osmanlılar ve Memluklar

Osmanlı hükümdarı I. Bayezid 1393’te Memluk elçisi Emir Hüsâmeddîn Hasan el-Kuckûnî’yi kabul etti. Bayezid, Memluk Sultanı Berkuk’un yolladığı armağanları sunan elçiye kendisinin Berkuk’un “memluk”u, yani kölesi olduğunu belirtti.

Osmanlı tarihinde “Yıldırım” olarak da bilinen Bayezid, Balkanlar ve Anadolu’daki topraklarını hızla genişletmesine karşın, 1250’lerden beri kadim İslam topraklarına egemen olmuş ve “İslamın ve Müslümanların Sultanı” unvanını taşıyan Memluk hükümdarının dengi değildi ve kendisi de bunu bu ifadeyle kabul ediyordu.

Bayezid’den dört kuşak sonra ise Osmanlı Sultanı II. Bayezid bir başka Memluk elçisini kabul etti. 1485’teki bu kabul merasimi, 1393’tekinden çok farklıydı. Osmanlı divanından biri, Memluk elçisi Emir Canibeg’e “Siz [Memluklar], Kâfir oğulları, kimsiniz ki Haremeyn’e [Mekke ve Medine’ye] hükmedesiniz? O topraklar, sultanoğlu sultan olduğu [için] bizim sultanımıza daha uygundur” dedi. Bayezid’in Memluk elçisine tek bir kelime bile etmemesi bu sözlerden çok daha fazlasını anlatıyordu.

Anlaşıldığı üzere, Memluk sultanının hizmetinde olduğunu belirten I. Bayezid’den bu yana Osmanlı ve Memluk hükümdarları arasındaki güç dengesi neredeyse bütünüyle değişmişti. Osmanlıların güçlerini önceleri Memlukların yanına, sonra da giderek karşısına yerleştirmeleriyle meydana gelen bu kayma, kendini en açık şekliyle diplomatik görüşmelerde belli etmişti.

1360’lardan 1512’ye değin süren dönemde bu iki Sünni Müslüman devlet arasında neredeyse aralıksız süren görüşmeler hem rekabete hem de anlaşmaya yönelik bir dizi davranış biçiminin ve dilin gelişimini sergiler.

Ozan Ünal - Tahterevalli

Ozan Ünal - Aşka Düşmek, bronz, 28 x 47 x 10 cm., 2015
@kanalkultur - Ozan Ünal 'Tahterevalli' adını verdiği heykel sergisiyle 7 - 24 nisan 2016 tarihleri arasında Galeri Selvin'de.

Sanatçı, yeni sergisinde 'aşk bir tahterevalli ise…' ile başlayan cümleler kuruyor.

Bir üçgen, bir çubuk yardımıyla insana, aşka, ilişkilere ait kısa hikayeler anlattığı heykellerinde Ünal; demir yerine bronz kullanmayı tercih etmiş.

İçeriğin yer yer biçimin önüne geçtiği, hikayenin formun içine dekonstrüktif bir kaygıyla girdiği heykeller; disiplinlerin içiçe geçtiği yeni sanatta, plastik ve dramatik aforizmalarıyla; sanatseverleri görsel ve düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Ozan Ünal

1974 yılında İzmir’de doğdu.

Koku ve Şehir

'Kokuları nasıl algılarız?', 'Bir kokuyu iyi ya da kötü yapan nedir?' ve 'Kaç farklı kokuyu algılayabiliriz?', 'Tat, koku ve bellek arasında nasıl bir bağlantı vardır?'

14 nisan - 8 haziran 2016 tarihleri arasındaki 'Koku ve Şehir' sergisi, ziyaretçileri bir zamanlar Anadolu topraklarında yaşamış medeniyetlerin tarihsel koku dünyasını keşfetmeye davet ediyor.

Kahve, nane ve kolonya gibi günümüzün hakim kokularından pek çok örneğin yanı sıra geçmiş dönemlerin esintilerini taşıyan safran, buhur ve amber gibi birçok kokunun da aralarında yer aldığı 50’yi aşkın koku, ANAMED’de sergileniyor.

Serginin küratörlüğünü Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi Lauren Nicole Davis, tasarımını ise PATTU (Cem Kozar, Işıl Ünal) üstlenmiş. Sergide yer alan kokular ise MG Gülçiçek International Fragrance Company tarafından hazırlanmış.

Farklı kültürlerin tören ve geleneklerine ait kokuları ele alan sergi, antik dönemden günümüze kadar olan sürede Anadolu’da öne çıkan kokuların yanı sıra Bizans döneminden itibaren İstanbul’un kokularını da ziyaretçilerle buluşturuyor.

19 Nisan 2016 Salı

Sabri Çakır: Köy Enstitüleri Gerçeğinin Düşündürdükleri...

Prof. Dr. Sabri Çakır
[© Sabri Çakır - KanalKultur] - Bugün 17 Nisan… Çok önemli ve anlamlı bir gün; çünkü 17 Nisan 1940’ta “Köy Enstitüleri” adıyla yeni bir eğitim modeli, yeni bir eğitim projesi eğitim / öğretim sitemimiz ve toplum yaşamımızda yerini alıyor. Kurucuları devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ve arkadaşlarıdır.

Kuruluşundan günümüze 76 yıl gibi uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın bugün hala onu özlüyor, ilkelerinden, başarılarından, Türk eğitim tarihi ve yazınına kazandırdıklarından söz edebiliyoruz. Bunun nedeni ise sistemin temelini oluşturan felsefenin, düşüncelerin, ideallerin çok güçlü ve yıkılmaz oluşudur.

Cumhuriyetin en önemli kurumlarından biri olan Köy Enstitüleri için devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü şu sözleriyle onun anlam ve önemini belirtmektedir:

“Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi ve en sevgilisi sayıyorum. Köy Enstitülerinden yetişen evlatlarımızın muvaffakiyetlerini ömrüm oldukça yakından, candan takip edeceğim.”

Ne yazık ki İnönü’nün ömrünün yetmesine karşın Cumhuriyetin en önemli eğitim kurumunun ömrü yetmemiş; yine kuruluşunun onuncu yılında, 17 Nisan 1950’lerde devrin sözde demokrat ve halkçı iktidarının baskısı ve zorlamasıyla kapatılmıştır!

Türk Eğitim Tarihi ve eğitim sisteminde unutulmaması / unutturulmaması gereken kurumların başında gelmekteydi Köy Enstitüleri gerçeği! Ne yazık ki o da Cumhuriyetin öteki kurumları, anma günleri ve bayramları gibi unutturuldu; halkın bilincinden silinmeye çalışıldı. Çok kısa sürede kurucuları, yetiştirdiği eğitmenleri, öğretmenleri, yazarları çizerleriyle Türk toplumunu, Türk köylüsünü karanlıktan aydınlığa çıkartmaya çalışan; halk katmanlarını cehaletten kurtarmayı; köyünü, köylüsünü sevdirmeyi ve üretken insan yetiştirtilmeyi amaçlayan Köy Enstitüleri yarım kalmış, tamamlanmamış bir proje, bir modeldir.

18 Nisan 2016 Pazartesi

Heidelberg: 22.04.2016 - Die Bildungsintegration von Kindern und Jugendlichen mit Flüchtlings-/Migrationshintergrund: Herausforderungen, Chancen, Grenzen

@VeliAkademisiHD - Mit dem aktuellen Zuzug von Flüchtlingskindern findet eine ganz neue Schülerschaft mit einem bisher unbekannten Profil Eingang in die Bildungsinstitutionen; sie unterscheiden sich sowohl hinsichtlich der Herkunftsländer, der Alterszusammensetzung als auch durch ihre Bildungsbiografien von der bisherigen Schülerklientel. So sind beispielsweise auch Flüchtlingskinder zu beschulen, die vorher keine Schule bzw. Bildungseinrichtung besuchten und demzufolge nicht alphabetisiert und literalisiert sind. Ebenso müssen Schüler/innen, die mit anderen Schriftsys-temen alphabetisiert wurden, mit dem lateinischen Alphabet vertraut gemacht werden.

Der Vortrag wird sich mit den pädagogischen Herausforderungen beschäftigen, die durch die zunehmende Zahl von Kindern und Jugendlichen mit Flüchtlingsbiografie auf die deutschen Bildungsinstitutionen neu zukommen.

Das Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik an der Pädagogischen Hochschule Heidelberg bietet hierzu am 22. April 2016 gemeinsam mit dem Verband Bildung und Erziehung - Kreisverband Rhein-Neckar-Kreis / Heidelberg eine Informationsveranstaltung an. Professorin Havva Engin (PH Heidelberg) wird zunächst einen Vortrag zum Thema "Die Bildungsintegration von Kindern und Jugendlichen mit Flüchtlings-/Migrationshintergrund: Herausforderungen, Chancen, Grenzen" halten. Im Anschluss ist eine Diskussionrunde mit Experten und Studierenden, die mit Flüchtlingsjugendlichen und -familien arbeiten, geplant.

Die Veranstaltung findet am 22. April 2016 um 16.00 in Raum 118 statt (Veranstaltungsraum:  A 118 (1. Stock), PH Altbau; Pädagogische Hochschule Heidelberg, Keplerstraße 87, 69120 Heidelberg). Der Eintritt ist frei.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Kanayan Yara: Çocuk Gelinler ya da Çocuk Evlilikleri

'15inde Gelin 16sında Anne 17sinde mutsuz ve umutsuz' [Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği]

@kanalkultur [i.e] - Birleşmiş Milletler, 0 - 18 yaş arasında bulunan herkesi çocuk olarak kabul ediyor. Literatüre 'erken evlilik – early marriage' olarak geçen; on sekiz yaşının altında yapılan her evliliğe 'çocuk evliliği'; evlenen kıza da 'çocuk gelin' deniliyor. Türkiye’de genelde bu tür evlilikler, genellikle, dinî nikâha (imam nikâhı) dayanan evlilikler olarak ortaya çıkıyor.

Diren Çakmak, 'Türkiye'de Çocuk Gelinler' başlıklı makalesinde, Türkiye’de Medeni Kanun'un öngördüğü şekilde hakim kararıyla yapılmış olan erken evliliklerin oranının yüzde 15,5; çocuk gelin oranının yüzde 30 ilâ yüzde 35 arasında seyrettiğini ve en az en az yüzde 30,6 olduğunu belirtiyor.

Çocuk yaşta resmî nikâhla evlendirilen kızların oranı 2013 yılında yüzde 3

TUİK verilerine göre, çocuk yaşta resmî nikâhla evlendirilen kızların oranı 2013 yılında yüzde 3. Çocuk yaşta resmî nikâhla evlendirilen bu kızların (16-17 yaş grubu) 2013 yılında yüzde 69,9’u kendisinden 6 ve daha büyük yaşta bir erkek ile evlen(diril)miş. Çocuk gelinlerin yüzde 15,2’sinin ise eşi ile arasındaki yaş farkı, 11 ve daha yukarı yaş. Akdeniz, Kuzeydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu Bölgelerinde bu oran yaklaşık olarak yüzde 20. Yani 18 yaş altında evlenen her 5 kız çocuğundan birinin eşi ile arasındaki yaş farkı 11 yaştan fazla...

Türkiye'de çocuklara karşı işlenen cinsel istismar ve sömürü suçları son beş yılda yüzde 50 oranında arttı!

2014 yılından beri çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçları nedeniyle mahkemelerde verilen toplam mahkûmiyet kararı sayısının 13.968 olması karanlık bir tabloyu gözler önüne seriyor. Ayrıca mahkemelere ulaşmadan üstü kapatılan çocuk gelinler, damatlar, çocuk işçiler ve çocuk yoksulluğu vakaları da Türkiye’deki çocuk istismarının boyutunun düşünülenden çok daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.

12 Nisan 2016 Salı

Zeynep Sarıoğlu - Afrodisias Suluboyaları

İDGSA (MSGSÜ) mezunu Y. İç Mimar - Endüstri Tasarımcısı, Zeynep Sarıoğlu’nun 1986’dan beri açtığı suluboya resim sergileriyle sanatının 30. yılında Anadolu’nun Ege - Akdeniz Uygarlıklarından Esinlenmeler 'Afrodisias Suluboyaları' başlıklı sergisi, 2-30 nisan 2016 tarihleri arasında Tolga Eti SanatEvi’nde...

Sadece suluboya ile atölye çalışmalarını sürdüren sanatçı, 2009 yılından beri Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi - Mimarlık Bölümü’nde 'Suluboya Tekniği' dersini veriyor. Ders notları üniversite yayınlarında kitap olarak da basıldı.

Sanatçının son dönem çalışmalarında temel tasarım (basic design) tekniklerine rastlamak mümkün.

Sergide çeşitli suluboya tekniklerinin uygulandığı Karia ve Lykia bölgesine ait çalışmalar yer alıyor.

11 Nisan 2016 Pazartesi

Ebülfez Ferecoğlu - İstanbul’un Palet Arkası

@kanalkultur - Ebülfez Ferecoğlu, 7 - 30 nisan 2016 tarihleri arasında ‘İstanbul’un Palet Arkası’ ismini verdiği resim sergisi ile Derinlikler Sanat Merkezi’nde…

Ressam Ebülfez Ferecoğlu, sergisinde yaşadığı ve çok sevdiği şehir İstanbul’un, zaman zaman göremediğimiz ya da farkında olamadığımız adeta 'perde arkası'nı ele alıyor. Bunu da İstanbul’un tarihi, mimari, sosyolojik, psikolojik, idari ve günlük hayatını kendi has avangard üslubunu kullanarak gerçekleştiriyor.

Sanatçı eserlerindeki şehir görüntülerinde mimari net görüntüyü vermiyor. Aksine eriyen bir şehir gibi yansıtıp, aradan da İstanbul’un sembolik tarihi yapılarının izleyiciye selam verir gibi muzipçe görünmesine izin veriyor.

Ressamın bunu yapma nedeni de tarihi estetik yapıların birer birer yıkılıp, yerine beton, estetikten ve şehrin ruhundan uzak yeni binaların yapılmasına duyduğu üzüntüdür. Geçen zamanın getirdiği olumsuz değişimle beraber şehir insanlarının nasıl küçük alanlara sıkıştırıldığını ve bunun getirdiği mutsuzluğu da yansıtıyor. Bunun yanı sıra kendi yaşadığı, teknolojik çağın getirdiği modern ve çağdaş yaşantıyı göz ardı etmeden işliyor.

10 Nisan 2016 Pazar

Emel Huber: Kerim Ökten

Kendi oğlum gibiydi nasıl diyeyim, kendi oğlum yok ki, kendi oğlu olmak nasıldır yaşamadım ki... Bilemem.. Ama bildiğim bir şey var: Çok sevdiğim yeğenim Kerimimizin bedeni, iki yıl önce bugün kendini bilmez bir yıldırımın çarpmasıyla ölüverdi. Onu düşünmediğimiz, anmadığımız gün yok gibidir, yani bizimle yaşıyor Kerim. Ama yalnızca bizimle yaşamıyor, arkadaşları da yaşatıyor onu hala. Malum, insan, unutulmadığı sürece yaşar denir ya... İşte Galatasaray Liseli arkadaşları da yaşatıyor Kerim'i:

"Kerim Ökten, 1972 yılında İstanbul’da doğdu. 1984 yılında 2069 numara ile mektebe kaydoldu. Murat Sağman, Göksel Gündüz, Cenk Ergün devre arkadaşlarından bazıları, Aybige Mert eşiydi. Mektep yıllarında, kültür kollarında tiyatro, edebiyat ve fotoğraf ile ilgilendi. 1993 yılında mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’ne girerek burada bir yıl eğitim aldı. Daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nü kazandı ve bu bölümü bitirdi. Fotoğrafları TIME, Newsweek, Independent, The Times, The Guardian, National Geographic, Stern, Der Spiegel, Le Figaro, New York Times, El Pais, Corriera della Sera, Die Welt gibi dünyanın en prestijli basın kuruluşlarınca tercih edildi, kapaklarına, baş sayfalarına taşındı. 2012 Londra Olayları ve 2013 Gezi Olayları’nda çektiği kareler, ertesi gün dünyanın en tanınmış onlarca gazetesinin birden başsayfalarına damga vurdu. Özellikle Londra Olayları’nda çektiği bir kare, TIME dergisinin dünyadaki bütün edisyonlarında birden kapak fotoğrafı oldu ve o bunu başaran tek Türk oldu. Kerim Ökten 2014 yılına kadar EPA (European Pressphoto Agency) Birleşik Krallık ve İrlanda Bölgesi Şef Fotoğrafçılığı görevinde bulundu. 2014 yılı başından itibaren Türkiye’ye dönerek Bloomberg, Corbis gibi kuruluşlara serbest olarak fotomuhabirliği yapmaya devam etti. 10 Nisan 2014'de bir yıldırım onu bu dünyadan ayırdı.

Anısını yaşatmak ve onu genç nesillere tanıtmak için, ilki bu sene olmak üzere Galatasaray Lisesi öğrencileri arasında "120DRC Kerim Ökten Fotoğraf Yarışması" düzenlenmektedir."

Kerim Ökten fotoğrafları için: http://www.kerimokten.com/#!/index

9 Nisan 2016 Cumartesi

Neş’e Erdok Resim Sergisi

Neş’e Erdok - İkili Portre,
tuval üzerine yağlıboya, 162 x 130 cm., 2015
@kanalkultur - Figüratif Türk resminin ustalarından Neş’e Erdok, otuz üçüncü kişisel sergisiyle, 14 nisan – 14 mayıs 2016 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde.

Sergide çocuk portreleri, göç, ressam ve modeli temalı resimlerin yanı sıra, Gölköy serisinden resimler de yer alıyor.

Çevresinde gözlemlediği kentli insanı ve gündelik hayatın akışında olanları, belli bir konudan hareketle yola çıkarak, katıksız bir gözlem gücüyle resmeden Neş’e Erdok, sergisinde, son dönemde herkesi etkileyen global sorunlara da dikkat çekiyor.

Erdok resimlerinde, tekil ve merkezde kullandığı, gözlemlendiğini farketmeyen figürün psikolojik boyutunu ve iç dünyasını da ön plana çıkararak biçime taşıyor.

8 Nisan 2016 Cuma

Herkese Bilim Teknoloji

Türkiye’nin bilim, kültür ve eleştirel düşünce platformu Herkese Bilim Teknoloji, haftalık dergi konseptiyle nisan 2016'dan itibaren tüm bayilerde okurlarıyla buluştu. Bilim alanında dünyada ve Türkiye’deki gelişmeleri güncel biçimde okurlarına ulaştıran ve teknoloji konularında popüler yayın yapan dergi, deneyimli kadrosuyla Türkiye’nin bilim ve teknoloji dünyasına yeni bir soluk getiriyor.

Herkese Bilim Teknoloji dergisi, popüler bilimi ve teknolojiyi geniş kitlelerle buluşturmak hedefiyle yayın dünyasına adımını atıyor. Dergi, Türkiye ekonomisinin bilim ve teknolojiye dayalı yeniden örgütlenmesi, üretici, yenilikleri iyi kullanan bir ekonomi olması gerektiğine inanan bir kadroya sahip. Herkese Bilim Teknoloji dergisi, bilim, teknoloji ve inovasyon konularında evrensel düzeyde yayıncılık yapıyor.

Yayın Danışmanlığını Orhan Bursalı, Yayın Yönetmenliğini Özlem Yüzak’ın üstlendiği, bilim ve teknolojiyi toplumun tüm katmanlarına yayma amacıyla yola çıkan derginin kadrosunda birçok değerli yazar ve araştırmacı yer alıyor. Derginin yayın yönetmen yardımcılığı görevini Reyhan Oksay, görsel yönetmenliğini ise Tüles Hasdemir yapıyor. Yazarlar arasında Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. Bozkurt Güvenç, Emin Çapa, Tevfik Uyar, Can Gürses, Rita Urgan, Tanol Türkoğlu, Ali Akurgal, Müfit Akyos, Dr. Baha Kuban, Nilgün Özbaşaran Dede, Prof. Tayfun Akgül, Bayram Ali Eşiyok, Prof. Dr. Cem Say, Prof. Dr. Mustafa Çetiner, Prof. Dr. Önder Ergönül ve Prof. Dr Hande Özdinler gibi Türk bilim dünyasının önde gelen isimleri de var.

Fütürist Prof. Dr. Michio Kaku: 'İnternetin yerini yakın gelecekte 'beyin-net'ler alacak; teknoloji öğretmenliği bitirmeyecek ama onu akıl hocalığına dönüştürecek!'

Kuantum fizikçisi ve fütürist Prof. Dr. Michio Kaku, nitelikli bir eğitim sisteminin inşasına katkıda bulunulması amacıyla 2 Nisan 2016'da düzenlenen 'Türkiye'nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz' konulu IV. Uluslararası Eğitim Forumu'nda bir konuşma yaptı. Yakın gelecekte yaşanacak teknolojik gelişmeler ışığında geleceğin dünyasını katılımcılara aktaran Michio Kaku, teknolojinin bilgiye erişim olanaklarını sınırsız hale getirerek eğitimi geliştireceğini, öğretmenlerin de bu süreçte öğrenciler için birer rehber ve akıl hocası haline geleceğini söyledi.

Türk Eğitim Derneği tarafından düzenlenen Uluslararası Eğitim Forumları'nın dördüncüsü, 2 nisan 2016 tarihinde Ankara'da yapıldı. Türkiye'den ve dünyadan, alanlarında uzman eğitimcilerin, liderlerin, iş adamlarının ve siyasetçilerin katıldığı IV. Uluslararası Eğitim Forumu'nun konuklarından biri de dünyaca ünlü kuantum fizikçisi ve fütürist Michio Kaku'ydu. 'Türkiye'nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz' teması altında, eğitimin değişen dünyadaki yeri, iş dünyasının eğitimden beklentisi ve eğitimin yeni teknolojiler ışığında şekillenen geleceğinin tartışıldığı etkinlikte Michio Kaku, başta eğitim olmak üzere, tıptan biyolojiye, medyadan finansa kadar birçok farklı alanda yakın gelecekte yaşanacak çok önemli değişimleri katılımcılarla paylaştı.

Suyun Koruyucu Ruhu ve Geleneksel Gaziantep Kutnu Dokuması

Foto: Jerry Stolwijk
'Suyun Koruyucu Ruhu', Argande’nin SS2016 koleksiyonu için derinlerden yüzeye çıkıyor!

Türk mitolojisinin önemli tabiat kültlerinden Su İyeleri ve Su Atası’ndan ilham alan 'Takdim' isimli koleksiyon, değişen ve dönüşen ancak özde hep aynı kalan ve tüm varlıklar için vazgeçilmez olan hayatın kaynağı suyu yüceltmek için hazırlandı.

Hatice Gökçe ve Zehra Zülfikar’ın ortak çalışmasının ürünü olan koleksiyonun yüzü ise ünlü oyuncu ve model Sema Şimşek oldu; koleksiyonun Halfeti’de çekilen fotoğraflarını saç tasarımcısı ve fotoğraf sanatçısı Jerry Stolwijk çekti, makyaj tasarımını ise Meryem Perilhou yaptı.

Türk Moda dünyasının erkek giyiminde öncü ismi Hatice Gökçe, Argande’nin 'Takdim' isimli 2016 ilkbahar-yaz koleksiyonuna Zehra Zülfikar ile birlikte hayat verdi. 'Takdim' ile Türk mitolojisinde yaratılışın ve evrenin özü olan suyu koruyan su iyeleri, bu kez su yüzüne çıkıyor.

Şah İsmail’in Maşrapa Gazeli ve Osman Hamdi Bey’in Paris Yıllarıyla İlgili Yeni Bilgiler

Toplumsal Tarih, nisan 2016 tarihli 268. sayısında “Osman Hamdi Bey’in Paris Yıllarıyla İlgili Yeni Bilgiler” başlıklı makaleyi kapağa taşıyor. Edhem Eldem, Osman Hamdi Bey’in Paris’teki bilinmeyen eşi Agarithe ve kızlarının izini mektuplar, arşiv kayıtları ve günlük sayfalarından takip ediyor.

Gökhan Çetinsaya, “Bir Jön Türk Olarak İbnülemin Mahmut Kemal İnal ve Son Sadrıazamlar” başlıklı yazısında, İbnülemin’in 37 sadrazam ve 3 padişaha yer verdiği Son Sadrıazamlar adlı eserinden II. Abdülhamid’le ilgili bölümü mercek altına alıyor.

“Kadın Eserleri Kütüphanesi’nin 25 Yılı” başlıklı söyleşide Fatmagül Berktay, çeyrek asrı geride bırakan Kütüphane’nin kuruluşundan bugüne geçen zamanda kadın hareketinde ve kadın araştırmalarında kaydedilen aşamaları Nihal Boztekin’e anlatıyor.

Duygu Coşkuntuna, “Bir Çizgi Çekmek: Şarkiyatçılık ve Çizgi Romanlar” başlıklı yazısında, Asterix, Tenten, Corto Maltese gibi karakterlerin maceralarını farklı bir gözle değerlendiriyor; çizgi romanların Doğu ile Batı arasında “Biz” ve “Öteki” bakışını nasıl ürettiğine bakıyor.

Muhsin Macit, “Şah İsmail’in Maşrapa Gazeli”nde, Safevi hükümdarı Şah İsmail’in şair kimliğini öne çıkarıyor ve ünlü devlet adamının “Hatayi” mahlasıyla, kendisine ait bir maşrapa için yazdığı gazeli inceliyor.

7 Nisan 2016 Perşembe

Kabileler


Sürünün bir parçası olma!

Nina Raine'in 2010'da yazdığı İngiltere, Amerika ve birçok ülkede büyük yankı uyandıran ödüllü oyunu 'Tribes', Türkiye'de ilk kez ikincikat'ta sahneleniyor.

Bu aile, kendini her şeyden soyutlamış zırdeli bir kabile!

'Kabileler', nevi şahsına münhasır bir ailenin gündelik yaşamına açılıyor. Evin en küçüğü Billy sağırdır ama öyle kabul edilmez. Aile, Billy'ye dudak okumayı öğretmiş, Billy'yi işaret diline ihtiyaç duymadan büyütmüştür. Entellektüel ve gürültü seviyesi yüksek olan ailenin içerisinde sessiz varlığını sürdüren Billy'nin yaşamı, sağır bir ailede doğmuş, kendisi de yavaş yavaş sağırlaşmakta olan Sylvia ile tanışmasıyla değişir...

Kelimelerimiz ne hissettiğimizi söylemeye yeter mi? İletişim, aile ve sevgi üçgenini hepimizin tanıdığı bir kabilenin ağzından anlatan oyun, sessizliğin gücünü sahneye taşıyor.

5 Nisan 2016 Salı

Çağdaş Erçelik - Türk Filmi

© Çağdaş Erçelik - Ferhan Şensoy
@kanalkultur - Çağdaş Erçelik, Türk Filmi adını verdiği heykel sergisiyle, 9 nisan – 3 mayıs 2016 tarihleri arasında Galeri Eksen Nişantaşı'nda sanatseverlerle buluşuyor.

Sergi, Çağdaş Erçelik’in sanat hayatına ve güncel yaşamına etki eden Türk sinemasının kendisini derinden etkileyen, aralarında bağ ve ilişkiler olan izleyiciye ciddi mesajlar ileten eserlerden yola çıkarak oluşuyor.

Sanatçı, seçkide; Muhsin Bey, Anayurt Oteli, Ah Güzel İstanbul, Ah Belinda ve Canım Kardeşim gibi birçok yapıtı heykele uyguluyor.

Çağdaş Erçelik, 23 aralık 2011 – 21 ocak 2012 yıllarında ‘Dersaadet’ adını verdiği Dersaadet’te yaşamış edebiyatçılar ve onların yarattığı hayal kahramanları, hikayeleri, romanları ve romanlardaki sahnelerden esinlenerek oluşturduğu sergi ile adından çokça söz ettirmişti.

1 Nisan 2016 Cuma

35. İstanbul Film Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1982 yılında bir sinema haftası olarak başlayan Türkiye'nin en büyük sinema etkinliği İstanbul Film Festivali, 35. yaşını kutluyor. 35. İstanbul Film Festivali, on ikinci kez Akbank'ın desteğiyle 7-17 nisan 2016 tarihlerinde şehre iz bırakmaya hazırlanıyor.

İstanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Festival, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine, konserlerden özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşatıyor.

Sinema Onur Ödülleri 

İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri 2016'da beş sanatçıya veriliyor. Yeşilçam'ın 'en sevilen kötü kadın' karakterlerini oynayan Suzan Avcı, 200'e yakın filmiyle Yeşilçam'ın en üretken yönetmenlerinden Ülkü Erakalın, Vurun Kahpeye'den Vesikalı Yarim'e birçok önemli filmin yapımcılığını üstlenen Şeref Gür, 50 yıllık kariyerinde her nesli güldüren karakter oyuncusu Perran Kutman ile 60 yılı aşan kariyerinde Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik gibi Yeşilçam'ın en sevilen yıldızlarının sesi olarak hafızalarda yer edinen oyuncu ve seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm ödüllerini 6 nisan 2016'da Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 35. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni'nde alıyor.

Festival kapsamında Suzan Avcı'nın rol aldığı Atıf Yılmaz'ın yönettiği İki Gemi Yanyana, yönetmenliğini Ülkü Erakalın'ın üstlendiği Gözlerin Ömre Bedel, Perran Kutman'ın rol aldığı Kartal Tibet'in Gırgıriye filmleri de gösteriliyor.